Uzmanların, baꢀvuranın psikolojik tedavisinin devam etmesi yönündeki tavsiyeleri
konusunda ise AĐHM, Hükümet’in bu konuda verdiği güvenceyi ve ceza infaz kurumlarını
ziyaret eden heyetin tespitlerini not etmektedir. Sonuç olarak açık ve ciddi gerekçeler
bulunmadığından, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca baꢀvuranın hapsedilmesi durumunda,
içtihatları ıꢀığında saptanan sınırları aꢀan kötü muameleye maruz kalma tehlikesi ile karꢀı
karꢀıya olduğunun düꢀünülemeyeceğine karar vermiꢀtir (Bkz. mutatis mutandis, Müslim-
Türkiye, no: 53566/99, §§ 75, 76, 26 Nisan 2005).
Bunların yanı sıra, AĐHM, mevcut davada da olduğu gibi, ceza alanında adaletin iyi
iꢀlediği bir kurum tarafından, çare bulunması amacıyla insani tedbirlerin alınmasının salık
verildiği durumlar ile karꢀı karꢀıya kalınabileceğini göz ardı edememektedir. Sonuç olarak
AĐHM, yeniden hapsedilmesi durumunda baꢀvuranda oluꢀabilecek psikolojik etkileri
dindirmek ya da ꢀartlar gerektirdiğinde son vermek amacıyla, Türk yetkililer tarafından
alınabilecek her türlü tedbir hususunda ise duyarlı olacaktır (Bkz. mutatis mutandis, Chartier-
Đtalya, no:9044/80, Komisyonun 8 Aralık 1982 tarihli raporu, Karar ve raporlar 33, ss. 47-49).
II. AĐHS’NĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran 23 ꢁubat 2001 tarihli kötü muamele iddialarından haberdar olan adli
makamların, AĐHS’nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız olmadıklarını iddia
etmektedir.
Baꢀvuran, adli makamların iddialarına kayıtsız kalmasının ve bir doktor tarafından
gerektiği gibi muayene edilmesinin reddedilmesinin, iddialarını destekleyecek somut kanıtlar
sunmasını engellediğini ileri sürmektedir. Bu süreç boyunca avukat yardımından
faydalanamadığını da hatırlatan baꢀvuran, bu koꢀulların AĐHS’nin 6§3 maddesi ile
bağdaꢀmadığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran bu itibarla, AĐHS’nin 3. maddesi ile birlikte 13. maddesi uyarınca etkili bir
soruꢀturma yapılmadığını ileri sürmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetinin Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yetkili mahkeme önünde
kamu davası açmayı reddetmesi esasına dayandığını gözlemlemektedir. Buna bağlı olarak,
muhakemenin men-i kararına karꢀı baꢀvuranın itirazına bakan hakimlerin bağımsız ve tarafsız
olmadığı yönündeki iddiaları, iddialarını destekleyecek delil unsurlarının toplanmasına iliꢀkin
olarak adli makamların engel teꢀkil ettiği ve son olarak 3. madde ile birlikte 13. maddenin
ihlal edildiği iddialarının tamamı 13. madde açısından incelenmelidir (Bkz. mutatis mutandis,
Paul ve Audrey Edwards-Birleꢀik Krallık, no: 46477/99, § 70, CEDH 2002-II, Aksoy-Türkiye,
18 Aralık 1996 tarihli karar, Derleme kararlar ve hükümler 1996-VI, ss. 2285-2286, §§ 92-
94, ve Đlhan-Türkiye [GC], no: 22277/93, § 92, CEDH 2000-VII).
Hükümet, iç hukuk yollarının bu alanda yeterli olanakları sunduğunu belirtmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin, Sözleꢀme’de benimsenen hak ve özgürlüklerden
yararlanılmasını sağlayacak bir baꢀvuru yolunun iç hukukta varlığını güvence altına aldığını
hatırlatır. Dolayısıyla Sözleꢀmeci Devletler, bu hükmün kendilerine getirdiği yükümlülüklere
ne ꢀekilde uyacakları konusunda belli bir takdir payına sahip olsalar bile, sözkonusu hüküm,
yetkili ulusal merciye Sözleꢀme’ye dayalı ꢀikayetin içeriğini inceleme ve uygun telafiyi
13