Yıldırım - Türkiye, 40074/98). Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin davanın,
AĐHM’nin kabuledilebilirlik kararını vermesinden önce, 19 ꢁubat 2004 tarihinde sona erdiğini
gözlemler. Bu nedenle baꢀvuran Gülderen Baran’ın 19 Haziran 2001 tarihinde sunduğu
baꢀvuru, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı aylık süre kuralıyla uyumludur. Sonuç
olarak, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder.
Ayrıca AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde baꢀvuruların dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvurular kabuledilebilir niteliktedir.
2. Hacı Aziz Hun
AĐHM, baꢀvuru yolu bulunmuyorsa veyahut etkin olmadıklarına karar verilmiꢀse, altı
aylık süre kuralının ilke olarak ꢀikayet konusu eylemin iꢀlendiği tarihten itibaren iꢀlemeye
baꢀladığını yineler (bkz. Hazar ve Diğerleri - Türkiye, 62566/00). Öte yandan, bir baꢀvuranın
açıkça mevcut bir baꢀvuru yoluna baꢀvurduğu veya dayandığı ve baꢀvuru yolunu etkisiz kılan
koꢀulların farkına yalnızca sonradan vardığı özel davalarda özel durumlar geçerli olabilir.
Böyle bir davada altı aylık sürenin baꢀlangıcı olarak, baꢀvuranın bu koꢀulların ilk farkına
vardığı veya varması gerektiği tarihi göz önünde bulundurmak uygun düꢀer (bkz. Paul ve
Audrey Edwards - Đngiltere, 46477/99).
AĐHM, 19 Aralık 1995 tarihli duruꢀmada, baꢀvuranın Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne kötü muamele iddialarını sunduğunu ve makamlardan suç duyurusunda
bulunmalarını talep ettiğini gözlemler. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi bu talebi
reddetmiꢀ, sanıkların ꢀikayetlerini kendilerinin cumhuriyet savcılığına sunabileceklerini, bunu
mahkemenin yapmasına gerek bulunmadığını ifade etmiꢀtir. Ayrıca, Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi 2 Mart 2000 tarihli kararında, baꢀvuranın kötü muamele iddialarına iliꢀkin atıfta
bulunmamıꢀtır. Baꢀvuran, itiraz dilekçesinde, yalnızca ulusal mahkemelerin polise, iꢀkence
altında verdiğini iddia ettiği ifadeyi kullanmalarına itiraz etmiꢀtir. Makamlardan suç
duyurusunda bulunmalarını talep etmek amacıyla iꢀkence iddialarına iliꢀkin herhangi bir
ayrıntı vermemiꢀtir. Mevcut davanın özel koꢀullarında, AĐHM, hukuki mercilerin harekete
geçmemelerinin baꢀvuran için 2 Mart 2000 tarihine kadar giderek daha da bariz hale geldiği
kanısına varmıꢀtır. Bu tarihte Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi konuya iliꢀkin kararını
vermiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuranın bu tarihe kadar iç hukuk yollarının etkisiz olduğunun
farkına varması gerekiyordu. Buna göre, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen
altı aylık süre kuralının 2 Mart 2000 tarihinden önce iꢀlemeye baꢀlaması gerekmektedir (bkz.
Kanat - Türkiye, 16622/02). Öte yandan AĐHM’ye baꢀvuru 19 Haziran 2001 tarihinde
yapılmıꢀtır. Dolayısıyla baꢀvurunun bu kısmı zamanında yapılmamıꢀtır ve AĐHS’nin 35.
maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
B. Baꢁvuran Gülderen Baran’ın iddiasının esası
Hükümet esasen AĐHM’nin, kötü muamele iddiaları hususundaki içtihadına atıfta
bulunmuꢀ ve sözkonusu davada ayrıntılı ve tam bir soruꢀturma yapıldığını kaydetmiꢀtir.
Baꢀvuran Gülderen Baran iddialarını yinelemiꢀtir.
AĐHM bireyin, sağlıklı halde gözaltına alınıp serbest bırakıldığında yaralanmıꢀ
olduğunun tespit edilmesi halinde, bu yaraların nasıl oluꢀtuğuna iliꢀkin makul bir açıklama
yapmanın ve mağdurun iddialarından – özellikle bu iddialar tıbbi raporlarla destekleniyorsa –
7