AĐHM, ayrıca, dava dosyasındaki delillere dayanarak, Devlet Güvenlik Mahkemesinin
baꢀvuranın tutukluluğunu her duruꢀma sonunda gözden geçirdiğini kaydetmiꢀtir. Devlet
Güvenlik Mahkemesi, her seferinde, “suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının
içeriğini göz önünde bulundurarak” gibi aynı kalıplaꢀmıꢀ ifadeleri kullanarak tutukluluğun
uzatılması kararını vermiꢀtir.
AĐHM, genel olarak, “delillerin durumu” ifadesinin, ciddi suç göstergelerinin
mevcudiyeti ve devamlılığı hususunda bir etken olabileceğini değerlendirmiꢀtir. AĐHM,
ayrıca, baꢀvuranın suçlandığı suçun ciddiyetini ve suçlu bulunması halinde çarptırılacağı
cezanın ağırlığını kabul etmektedir. Bu hususta, AĐHM, cezanın ağırlığının kaçma riskinin
değerlendirilmesinde ilgili bir unsur olduğu konusunda hemfikirdir (bkz., Getiren – Türkiye,
no. 10301/03, 22 Temmuz 2008). Ancak, AĐHM, söz konusu davada, ne delillerin durumunun
ne suçlamanın ciddiyetinin altı yıl dört aydan uzun tutukluluk süresini haklı çıkaracağı
görüꢀündedir (bkz., Mehmet Yavuz – Türkiye, no. 47043/99, 24 Temmuz 2007).
Bu bağlamda, AĐHM, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, baꢀvuranın serbest
kalmasının, belli bir süre geçtikten sonra, özellikle de kovuꢀturmanın ileri safhalarında ne
ölçüde risk oluꢀturacağını ortaya koymadığını gözlemlemiꢀtir. Ayrıca, ilk derece mahkemesi,
ülkeden çıkma yasağı veya kefaletle serbest bırakma gibi, baꢀvuranın tutukluluğunun
devamının dıꢀında önleyici tedbirlerin uygulanmasını hiç göz önünde bulundurmamıꢀtır (bkz.,
yukarıda anılan Mehmet Yavuz).
Yukarıda belirtilen değerlendirmeler, AĐHM’nin, ilk derece mahkemesinin basmakalıp
gerekçeleri göz önüne alındığında, baꢀvuranın tutukluluk süresinin haklılığının ortaya
konmadığı sonucuna varması için yeterlidir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. AĐHS’nin 5/4 maddesi
Hükümet, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca ileri sürdüğü iddialara iliꢀkin
herhangi bir görüꢀ sunmamıꢀtır.
Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir.
AĐHM, baꢀlangıç olarak, baꢀvuranın, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde
birçok kez serbest kalma talebinde bulunduğunu ve mahkemenin bu talepleri reddettiğini
gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla, mahkemenin, baꢀvuranın iddia edilen uzun süreli tutukluluğunu
sona erdirmek ve bir AĐHS ihlali iddiasını engellemek veya telafi etmek için fırsatı vardı
(bkz., Acunbay – Türkiye, no. 61442/00 ve no. 61445/00, 31 Mayıs 2005; Mehmet ꢁah Çelik –
Türkiye, no. 48545/99, 24 Temmuz 2007).
AĐHM, ayrıca, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 297-304 maddelerinde
öngörülen ve baꢀvurana tutukluluğunun devamı yönündeki kararlara itiraz etme hakkı veren
hukuk yolunun, uygulamada düꢀük baꢀarı ihtimali vaat ettiğini ve sanığa gerçek anlamda
çekiꢀmeli bir hukuk yolu sağlamadığını kaydetmiꢀtir (bkz., Koꢀti ve Diğerleri – Türkiye, no.
74321/01, 3 Mayıs 2007; Bağrıyanık – Türkiye, no. 43256/04, 5 Haziran 2007; Doğan Yalçın
– Türkiye, no. 15041/03, 19 ꢁubat 2008).
3