COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
CAN VE GÜMÜ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 16777/06 ve 2090/07)  
KARAR  
STRAZBURG  
31 Mart 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 16777/06 ve 2090/07 no’lu davanın  
nedeni T.C. vatandaları Mehmet Kadri Can ve Mehmet Ziya Gümü’ün (“bavuranlar”),  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne sırasıyla 5 Nisan 2006 ve 28 Aralık 2006 tarihlerinde  
Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca  
yapmıoldukları bavurudur.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1974 ve 1975 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu  
bulunmaktadır.  
8 Mart 1995 ve 29 Haziran 1999 tarihlerinde yasadıı bir örgüt olan Hizbullah’a  
mensup oldukları üphesi ile polis tarafından gözaltına alınmılardır. 5 Nisan 1995 ve 16  
Temmuz 1999’da tutuklanmılardır.  
Belirsiz tarihlerde bavuranlar aleyhinde ülke topraklarını bölme amaçlı faaliyetler  
gerçekletirme ve Hizbullah üyesi olma suçlarından cezai takibat balatılmıtır. Müteakiben,  
bavuranlar aleyhindeki davalar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde  
birletirilmitir.  
16 Haziran 2004 tarihli 5190 no’lu Kanun’un yayınlanmasını müteakiben davalar,  
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmitir.  
31 Mart 2005’te Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranları anayasal düzeni  
sarsmaya teebbüs etmekten suçlu bulmuve müebbet hapis cezasına mahkum etmitir. 11  
Aralık 2006’da Yargıtay, kararı bozmutur. 9 Kasım 2007’de Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi bir kez daha bavuranları suçlu bulmutur. Dava dosyasındaki bilgilere göre,  
bavuranlar aleyhindeki dava halen Yargıtay önünde devam etmektedir.  
Dava sırasında birinci derece mahkemeleri, her duruma sonunda resen veya  
bavuranların talebi üzerine devam etmekte olan tutukluluk hallerini incelemitir. Her  
defasında, mahkemeler suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dosyanın içeriğini göz önünde  
bulundurarak bavuranların tutuklu yargılanmalarının devamına karar vermitir.  
HUKUK  
I. DAVALARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
Davaların olaylar ve hukuk açısından benzerlik göstermesini göz önüne alan AĐHM,  
davaları birletirmeyi ve birlikte incelemeyi uygun görmütür.  
II. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Birinci bavuran, AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca tutukluluk süresinin, “makul süre”  
gereğine uymadığını ileri sürmütür. Ayrıca, AĐHS’nin herhangi bir maddesine dayanmadan,  
tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz ederken bavurabileceği bir iç hukuk yolunun  
mevcut olmadığından ikayetçi olmutur. Đkinci bavuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi bağlamında  
adli takibat sırasındaki tutukluluk süresinin, aırı olduğundan ikayetçi olmutur. Ayrıca,  
AĐHS’nin 13. maddesi bağlamında tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz etmek için  
bavurabileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığından ikayetçi olmutur.  
AĐHM, sözkonusu ikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları  
bağlamında incelenmesi gerektiği kanısındadır.  
Hükümet, bavuranların iddialarına ve özellikle de mağdur statülerine itiraz etmitir.  
Ancak, AĐHM önceki davalardaki sözkonusu itirazı reddetmitir (bkz., örneğin,  
Durmaz/Türkiye, no. 55913/00, paragraflar 33-34, 5 Aralık 2006). AĐHM, mevcut davada  
sözkonusu içtihadından ayrılmak için neden görmemektedir. Bu nedenle, sözkonusu  
ikayetlerin kabuledilebilir olduğu sonucuna varmıtır.  
Bavuranların adli takibat sırasındaki tutukluluk sürelerinin makul olmamasına ilikin  
ikayetleri hususunda AĐHM, birinci bavuranın yaklaık on bir yıl ve ikinci bavuranın altı  
yıl yedi ay tutuklu yargılandığını tespit etmitir (mahkum olduktan sonra hükümlü olarak  
geçirdikleri süreler düülmütür).  
AĐHM, daha önce de tutuklu yargılanma süresinin uzunluğuna ilikin benzer davalarda  
çoğunlukla AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz., örneğin,  
Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, paragraf 21, 26 Haziran 2007; Dereci/Türkiye, no. 77845/01,  
paragraf 21, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, paragraf 24, 2 ubat 2006).  
Sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca varmasına  
neden olacak ikna edici bir argüman sunmadığı kanısındadır. Konuya ilikin içtihadını göz  
önüne alan AĐHM, bavuranın tutuklu yargılanma süresinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3  
maddesinin ihlaline neden olduğu sonucuna varmıtır.  
Bavuranların, AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında etkili bir iç hukuk yolunun mevcut  
bulunmamasına ilikin ikayeti hususunda AĐHM, Türk hukuk sisteminin çekimeli ya da  
makul baarı ihtimalleri sunabilen etkili bir iç hukuk yolu sunmadığına ilikin yerleik  
içtihadına atıfta bulunur (bkz. Koti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, 22. paragraf, 3 Mayıs  
2007; Bağrıyanık/Türkiye, no. 43256/04, 50. ve 51. paragraf, 5 Haziran 2007; Doğan  
Yalçın/Türkiye, no. 15041/03, 43. paragraf, 19 ubat 2008). Mevcut davada vardığı sonuçtan  
farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak, AĐHM sözkonusu  
maddenin ihlal edildiği kanaatine varmıtır.  
III. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN 1. PARAGRAFININ VE 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL  
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca aleyhlerinde balatılan cezai takibatın  
makul bir süre içerisinde sonuca bağlanmadığından ikayetçi olmutur. Ayrıca birinci  
bavuran, AĐHS’nin herhangi bir maddesini dayanak göstermeden, aleyhinde balatılan cezai  
takibatın süresine itiraz ederken bavurabileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını  
kaydetmitir. Đkinci bavuran aynı ikayete ilikin AĐHS’nin 13. maddesini dayanak  
göstermitir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmitir.  
AĐHM, sözkonusu ikayetlerin her iki bavuran açısından da AĐHS’nin 6/1 ve 13.  
maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Göz önüne alınması gereken süre iki aamalı yargılamada, birinci bavuran için  
yaklaık on dört yıl ve ikinci bavuran için dokuz yıl sekiz aydır.  
AĐHM mevcut bavurulardakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda çoğunlukla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlallerini tespit etmitir (bkz., örneğin, Sertkaya/Türkiye, no.  
77113/01, 21. paragraf, 22 Haziran 2006; Hasan Döner/Türkiye, no. 53546/99, 54. paragraf,  
20 Kasım 2007; Uysal ve Osal/Türkiye, no. 1206/03, 33. paragraf, 13 Aralık 2007). Mevcut  
davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak,  
bavuranlar aleyhindeki cezai takibatın aırı uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi  
ihlal edilmitir.  
Ayrıca AĐHM daha önce, Türk hukuku uyarınca bavuranların, sözkonusu takibatın  
uzunluğuna itiraz ederken bavurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması  
hususunda AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Bahçekaya/Türkiye,  
no. 74463/01, paragraflar 26-30, 13 Temmuz 2006; Tendik ve Diğerleri, no. 23188/02,  
paragraflar 34-39, 22 Aralık 2005). Mevcut davada farklı bir sonuca varmak için neden  
görmemektedir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuranlar, maddi ve manevi zarar için 18,000 Euro talep etmitir.  
Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM ileri sürülen manevi zarar hususunda bavuranların, taleplerini destekleyen  
belgeler sunmadıklarını gözlemler ve bu nedenle, talepleri reddeder.  
AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları ile 6/1 ve 13. maddesinin ihlal  
edildiğini kaydeder. Diğer yandan, AĐHS’nin 5/4 ve 13. maddesi kapsamındaki ihlal  
tespitinin, bavuranların uğradığı manevi zarar için balıbaına adil tazmin tekil ettiği  
kanaatindedir. Ayrıca, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlalleri nedeniyle uğranılan manevi  
zararın yalnızca ihlal tespiti ile telafi edilemeyeceğini kabul eder. AĐHM, hakkaniyet  
temelinde, birinci bavuran Mehmet Kadri Can’ın tüm taleplerinin tazmin edilmesine karar  
vermitir. Ayrıca, ikinci bavuran Mehmet Ziya Gümü’e sözkonusu balık altında 10,000  
Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
Bavuranlar, AĐHM önündeki davalarda yaptıkları masraf ve harcamalar için tazminat  
talep etmemitir ve bu, AĐHM’nin resen incelemesi gereken bir husus değildir (bkz.  
Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 31. paragraf, 10 Ekim 2006).  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle oluacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmutur.  
Son olarak, tarafların sunduğu bilgilere göre, bavuranlar aleyhindeki cezai takibat  
halen devam etmektedir. AĐHM, bu koullar altında, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini  
engellemek için en uygun yolun, bavuranlar aleyhindeki yargılamanın olabildiğinde çabuk  
sonuca bağlanması ve adaletin doğru uygulanması gereklerinin göz önüne alınması olacağı  
kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Yakıan/Türkiye, no. 11339/03, 49. paragraf, 6 Mart  
2007).  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavuruları birletirmeye,  
2. Bavuruların kabuledilebilir olduğuna,  
3. AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine,  
4. AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğine,  
5. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere  
Sorumlu Devlet tarafından bavuranlara aağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;  
(i) Mehmet Kadri Can’a manevi tazminat olarak 18,000 EUR (on sekiz bin Euro) ve  
ödenebilecek her tür vergi;  
(ii)Mehmet Ziya Gümü’e manevi tazminat olarak 10,000 EUR (on bin Euro) ve  
ödenebilecek her tür vergi;  
(b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre  
içerisinde Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına üç  
puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen  
miktarlara uygulanmasına karar vermi,  
6. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2.  
ve 3. paragrafları uyarınca 31 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Sekreter  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan