AİHM, daha önce de Terör suçlarına ilişkin soruşturmaların, kaçınılmaz olarak yetkili
makamları farklı sorunlarla karşı karşıya getirdiğini ifade etmiştir ( Bkz Brogan ve diğerleri-
Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988, A serisi no: 145-B, s. 33, § 61 ; Aksoy-Türkiye, 18 Aralık
1996 tarihli karar, Derleme 1996-VI, s. 2282, § 78; Sakık ve diğerleri, adıgeçen, ibidem;
Dikme-Türkiye, no: 20869/92, CEDH 2000-VIII; Filiz ve Kalkan- Türkiye, no: 34481/97, § 24,
20 Haziran 2002). Bununla birlikte, makamların terör suçu olduğunu her beyan edişlerinde, 5.
madde uyarınca, ulusal mahkemeler ve son kertede AİHM’nin denetim organlarının her türlü
denetiminden yoksun olarak şüphelileri tutuklamak ve gözaltına almak hakkına sahip
oldukları anlamına gelmemektedir ( Murray-Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994 tarihli karar, A
serisi no:300-A, s. 27, § 58).
AİHM bir önceki davada, teröre karşı toplumun genelini uyarmak amacı gütse bile,
hakim karşısına çıkmaksızın dört gün altı saatlik bir gözaltı süresinin 5 § 3 .maddede belirtilen
asgari zaman sınırını aştığı kanaatine varmıştır ( Bkz. Brogan ve diğerleri, adı geçen, s.33, §
62).
Başvuranın gözaltı süresi, 15 Haziran 1995 tarihinde başlamış ve İstanbul DGM
Hakimi tarafından dinlendiği gün olan 28 Haziran 1995 tarihinde sona ermiştir. Sonuç olarak
AİHM gözaltı süresinin 13 gün sürdüğünü tespit etmektedir.
Başvuranın yaptığı iddia edilen faaliyetler, her ne kadar bir terör tehdidi niteliği taşısa
da, hakim karşısına çıkmaksızın 13 gün boyunca tutulmasının gerekli olduğu düşüncesini
kabul etmemektedir.
Sonuç olarak AİHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran kabul edilebilirlik kararı sonrasında adil tazmine ilişkin hiçbir talepte
bulunmamıştır. Başvurana gönderilen 2 Temmuz 1999 tarihli mektupta, Sözleşmenin 41.
maddesine dayanılarak yapılan her türlü adil tazmin talebinin esasa ilişkin yazılan
gözlemlerde dile getirilmesi gerektiğini belirten AİHM’nin İçtüzüğü’nün 60. maddesine
dikkati çekilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın esasa ilişkin gözlemlerini sunması için kendisine
tanınan süre zarfında isteklerini dile getirmediğini gözönüne alan AİHM, bu ad altında
başvurana herhangi bir miktar ödenmesinin gereksiz olduğu sonucuna varmaktadır
( Willekens- Belçika, no:50859/99, § 27, 24 Nisan 2003; Roobaert-Belçika, no: 52231/99, §
24, 29 Temmuz 2004).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran masraf ve harcamalar adı altında hiçbir miktar talep etmemektedir
AİHM, o halde Avrupa Konseyi tarafından adli yardım adı altında başvurana ödenen
miktarın masraf ve harcamalarını karşıladığını düşünmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;