Başvuran mide bulantısından gözaltının başlangıcından beri şikayetçi olduğundan bu konuda
bir sonuca varmak mümkün değildir. Aynı şekilde gözkapağında gözlemlenen tek bir
morarma ile ilgili belirgin bir sonuca varmak da imkânsızdır.
Başvuranın AİHM önünde dile getirdiği (dövüldüğü, elbiselerinin çıkarıldığı, saçlarının ve
kıllarının çekildiği, ayak parmaklarına ve jenital bölgesine iki kez elektrik verildiği, soğukta
aç olarak bırakıldığı, üzerine soğuk su sıkıldığı ve kafasının suya sokularak tutulduğu)
iddialar ulusal mahkemeler önünde dile getirdiklerinin ötesine geçmektedir.
AİHS’nin 3. maddesine göre geçerli bir delil yeterli derecede kuvvetli, çürütülemeyen
karineler demetinden oluşabiliyorsa da bu tür ifadelerin kendi başına hiç bir ağırlığı yoktur.
(Bkz. örneğin, Karataş-Türkiye (no:2) no: 39825/98, 14 Haziran 2007, Gürü Toprak-Türkiye
no: 39452/98, 20 Şubat 2007 ve Mehmet Faruk Kaplan-Türkiye kararları, no: 24932/94, 19
Eylül 2000).
Başvuranın öne sürdüğü iddiasını destekleyebilecek durumda olup olmadığına ilişkin AİHM,
gözaltında bulunan kişilerin zayıf durumlarını ve, özellikle yetkili makamların şikayetlerini
dikkate almadığı durumlarda, maruz kaldıkları kötü muamele iddialarını kanıtlamalarının
güçlüğünü dikkate aldığını özellikle hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında sözü edilen Gürü
Toprak ve Mehmet Faruk Kaplan kararları).
Mevcut başvuruda, 26 Şubat 1998 tarihinden itibaren deneyimli avukatlar tarafından
savunulan ve 26 Mart’ta serbest kalan başvuran, öne sürdüğü iddialarına dayanak gösterme
yükümlülüğünden kaçınamaz ve adli tıp uzmanlarının ilgisizliği, daha etkili tıbbi inceleme
eksikliği ve hakimlerin kayıtsızlığı, hatta kötü niyeti gibi argümanların arkasına sığınamaz.
AİHM, şahsi durumu M. S. Çelepkolu’dan farklı olmayan, aynı durumdaki kişilerin ileri
sürdüğü benzer iddiaları daha önce reddettiğini belirtmektedir (Bkz. diğer birçokları arasında
Gündoğdu no: 49240/99, 28 Eylül 2000, Koç no: 24937/94, 14 Kasım 2000, Ekinci no:
24947/97, 2 Eylül 2003, Çindemir no: 31250/96, 8 Mart 2005 ve Yalın no: 40533/98, 4 Nisan
2006).
Bu davada vardığı bu sonuçtan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak olayların ve
açıklamaların olmaması karşısında, AİHM başvuranın iddialarının yeterli dayanağının
bulunmadığı sonucuna varmaktadır.
İki tıbbi rapora rağmen başvuranın bir gastroenterolog tarafından muayene edilmemiş olması,
bir tutuklunun sağlığının, özellikle de gerekli tedavinin yapılarak uygun bir şekilde
gözetilmesi yükümlülüğü çerçevesinde 3. madde açısından bir sorun olarak ortaya çıkabilirdi.
(Bkz. diğerleri arasında, Hüseyin Yıldırım-Türkiye no: 2778/02, 3 Mayıs 2007 ve Farbtuhs-
Letonya no: 4672/02, 2 Aralık 2004 ve diğer atıfta bulunulanlar). Fakat başvuran hiçbir
zaman muayene yapılmamasının sonuçlarından zarar gördüğünü bir şekilde dile
getirmemiştir.
AİHM, 3. madde alanına giren bir muamele iddiasını ortaya koyabilecek unsurların
bulunmadığı sonucuna varmaktadır.
Başvuran ve/veya avukatları çekilen sıkıntılar hususunda yetkili mahkemeler nezdinde sağlam
dayanak oluşturmaksızın 13. madde uyarınca «etkili soruşturma» beklentisi içine giremezler.
Bu çerçevede AİHS’nin 13. maddesiyle birlikte ve ayrı olarak 3. maddesi ihlal edilmemiştir.
7