COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DÖRDÜNCÜ DAĐRE  
ÇELĐKER – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 75573/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
2 Ekim 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup, ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Davanın nedeni, LaleÇeliker adlı Türk vatandaının (“bavuran”), Đnsan Haklarının ve  
Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 25.06.2001  
tarihinde yapmıolduğu 75573/01 no’lu bavurudur.  
Bavuran Ankara Barosuna bağlı avukat S. Kaya tarafından temsil edilmitir.  
AĐHM, 06.10.2005 tarihinde bavuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29 § 3.  
Maddesi’ni uygulayarak, bavurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye  
karar vermitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN AYRINTILARI  
1972 doğumlu bavuran Batman’da ikamet etmektedir.  
Bavuran 10.04.1997 tarihinde yakalanıp, yasadıı terör örgütü PKK’nin (Kürdistan Đꢀçi  
Partisi) eylemlerine karığı üphesiyle gözaltına alınmıtır. Polis memurları bir gözaltı  
tutanağı düzenlemi, tutanağa bavuranın üzerinde sahte kimlik bulunduğu ve kimliğe  
incelenmek üzere el konulduğu kaydedilmitir.  
Bavuranın gözaltı süresi Batman Cumhuriyet Savcısı’nın emri üzerine uzatılmıtır.  
Polis memurları 15.04.1997 tarihinde bavuranın ifadesini almıtır. Bavuran PKK üyesi  
olduğunu itiraf etmi, güvenlik güçleriyle silahlı çatımaya girdiğini ifade etmitir.  
Batman Cumhuriyet Savcısı 16.04.1997 tarihinde bavuranın ifadesini almı, bavuran  
yine PKK üyesi olduğunu itiraf etmi, örgüt için siyasi eğitim gördüğünü ve propaganda  
eylemlerine katıldığını belirtmitir.  
Aynı gün Batman Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi huzuruna çıkarılıp, ifadesi alınmıve  
tutuklantır.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Basavcısı 02.05.1997 tarihinde bir  
iddianame sunmu, bavuranı Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 40. Maddelerine muhalefet  
ederek, ülke topraklarını bölmek ve yasadıı bir örgüte yardım ve yataklık yapmak amacıyla  
eylemlerde bulunmakla suçlamıtır.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 05.05.1997 ve 18.04.2000 tarihleri arasında on  
dokuz duruma görmü, pek çok tanık dinlemitir. Bu durumalar sırasında bavuran  
gözaltında alınan ifadesini reddetmitir. Mahkemenin dinlediği tanıklar bavuranın PKK’nin  
aktif bir üyesi olduğunu ve güvenlik güçleriyle silahlı çatımalara girdiğini ifade etmilerdir.  
18.04.2000 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranı suçlu bulup, Türk  
Ceza Kanunu’nun 125. Maddesi uyarınca idam cezasına çarptırmıtır. Mahkemede yaptığı  
itiraflar göz önünde bulundurularak idam cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilmitir.  
Yargıtay 19.12.2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. Dava  
dosyasındaki kanıtların, bavuranın, silahlı yasadıı örgüt PKK’nin aktif bir üyesi olduğunu  
ve ülke topraklarını bölmek amacıyla eylemlerde bulunduğunu gösterdiğini, dolayısıyla  
kararın gerekçeli olduğunu belirtmitir.  
Yargıtay’ın kararı 24.01.2001 tarihinde bavuranın temsilcisinin gıyabında açıklanmıtır.  
1
HUKUKA ĐLĐꢁKĐN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle durumasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından görülmediğinden ikayetçi olmutur. Polis memurlarının baskı altında aldıkları  
ifadesinden baka, mahkumiyetine yol açacak somut bir kanıt bulunmaması nedeniyle  
masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmütür. Bavuran ayrıca yargılamanın ilk  
aamasında avukat yardımından yoksun bırakıldığını ve hakkındaki suçlamaların niteliği ve  
nedenine ilikin derhal bilgilendirilmediğini iddia etmitir. Son olarak Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin kendisi aleyhinde ifade veren tanıkları dinlediğini, ancak kendisi için ahitlik  
edecek tanıkları dinlemeyi reddettiğini öne sürmütür. AĐHS’nin 6. Maddesi’nin 1., 2. ve 3  
(a), (c) ve (d) fıkralarına dayanmıtır. Đlgili Madde’nin ilgili fıkraları öyledir:  
“1. Herkes … kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmu  
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini  
istemek hakkına sahiptir...  
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.  
3. Her sanık en azından aağıdaki haklara sahiptir:  
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve  
ayrıntılı olarak haberdar edilmek; …  
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer  
savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece  
görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;  
d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı  
koullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek; …”  
A. Kabuledilebilirliğine ilikin  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca bavurunun baka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak  
değerlendirilemeyeceğine iaret eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek  
durumundadır.  
B. Esaslarına ilikin  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı  
Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devletin güvenliği ve bütünlüğüne yönelik  
tehditlere karı yasayla kurulduklarını belirtmitir. Mevcut davada, bavuranın Diyarbakır  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ile ilgili haklı kukulara sahip olması için  
dayanak bulunmadığını ifade etmitir. Hükümet ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin  
2004 yılında kaldırıldıklarına atıfta bulunmutur.  
2
AĐHM mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan pek çok davayı incelemi,  
AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Özel; Özdemir – Türkiye,  
59659/00).  
AĐHM’nin mevcut davada farklı bir sonuca varması için neden bulunmamaktadır. Buna  
göre AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmitir.  
2. Yargılamanın adilliği  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının adil bir biçimde  
görülmesini isteme hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda,  
AĐHM, yargılamanın adilliğine ilikin AĐHS’nin 6. Maddesi kapsamındaki diğer ikayetleri  
incelemenin gerekli olmadığı kanısına varır (bkz. diğerlerinin yanı sıra Ükünç ve Güne–  
Türkiye, 42775/98).  
II. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, tutukluluğunun ilk iki yılında idam cezası korkusuyla yaadığından ikayetçi  
olmutur. AĐHS’nin 3. Maddesi’ne dayanmıtır.  
Hükümet bu argümana itiraz etmitir.  
Hükümet, meydana geldiği iddia edilen kötü muamelenin AĐHS’nin 3. Maddesi  
kapsamında değerlendirilebilmesi için asgari düzeyde sertliğe varması gerektiği hususunu  
yineler (bkz. Đrlanda - Đngiltere).  
Mevcut davada, konunun 3. Madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, ikayet konusu  
muamelenin gerekli sertlik düzeyine ulağına dair bir emare bulunmamaktadır (bkz. Fikri  
Demir – Türkiye, 55373/00).  
Bavurunun bu kısmı AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi uyarınca açıkça dayanaktan  
yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran derhal bir hakim veya kanunun yetkili kıldığı bir memur önüne  
çıkartılmadığından ikayetçi olmutur. Gözaltı süresinin uzatılması ile ilgili ulusal mahkeme  
kararlarından haberdar edilmediğini ileri sürmütür. Ayrıca hakim tarafından belirlenmiꢀ  
usulüne uygun olarak tutulma hakkından yoksun bırakıldığını ileri sürmütür.  
Hükümet, bu ikayetlerin altı ay kuralıyla uyumaması nedeniyle kabuledilmez  
olduklarını öne sürmütür.  
AĐHM, iç hukuk yollarının bulunmadığı durumlarda, altı aylık sürenin AĐHS’yi ihlal ettiği  
iddia edilen eylemin meydana gelitarihinde baladığını; ancak devam eden bir durum  
sözkonusu ise, altı aylık sürenin sözkonusu durumun bititarihinden itibaren baladığını  
yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Ege – Türkiye, 47117/99).  
AĐHM, bavuranın 10.04.1997 tarihinde gözaltına alındığını ve 16.04.1997 tarihinde  
tutuklanğını gözlemler. Öte yandan bavuran AĐHM’ye bavurusunu 25.06.2001 tarihinde,  
altı aylık süre dolduktan sonra yapmıtır.  
Dolayısıyla bu ikayetler zamanında yapılmamıtır, AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. Maddesi  
uyarınca reddedilmelidirler.  
IV. AĐHS’NĐN 9. VE 10. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, mahkumiyetinin, AĐHS’nin 9. ve 10. Maddelerinin teminat altına aldığı  
ünce ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ikayetçi olmutur.  
3
Hükümet bu iddialara itiraz etmitir.  
AĐHM bavuranın düüncesini açıkladığı için değil, Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükten  
kalkan 125. Maddesi’ne muhalefet ederek ülke topraklarını bölmek amacıyla eylemlerde  
bulunduğu için mahkum edildiğini gözlemler. Bu nedenle dava dosyasında bavuranın  
AĐHS’nin 9. ve 10. Maddeleri kapsamındaki haklarına müdahale edildiğini destekler  
mahiyette unsurlar bulunmamaktadır (bu bakımdan bkz. Kılıç – Türkiye, 40498/98 ve irin –  
Türkiye, 47328/99).  
Dolayısıyla bu ikayet açıkça dayanaktan yoksundur, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi  
kapsamında reddedilmelidir.  
V. AĐHS’NĐN 14. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Son olarak, bavuran etnik kökeni nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığından ikayetçi  
olmutur.  
Hükümet bu ikayetin temelsiz olduğunu belirtmitir.  
AĐHM bavuranın iddialarını sunulan kanıtlar ıığında incelemi, tamamen dayanaksız  
oldukları sonucuna varmıtır.  
Dolayısıyla bu ikayet AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi’yle uyumlu olarak açıkça  
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.  
VI. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 61.500 Euro (EUR) maddi tazminat, 25.000 Euro manevi tazminat talep  
etmitir.  
Hükümet bu meblağların haddinden yüksek olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında bir nedensellik ilikisi  
bulamamıtır. Dolayısıyla bu talebi reddeder. Ayrıca 6 § 1. Madde’nin ihlal edildiğinin tespit  
edilmesinin bavuranın gördüğü manevi zarar için balı baına yeterli tazmin tekil edeceği  
kanısındadır (bk. Incal; Çıraklar).  
AĐHM, mevcut davada olduğu gibi, bir bireyin, AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık  
koullarını karılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi durumunda, talep  
edilmesi halinde yeniden yargılanmasının veya davanın yeniden açılmasının ilke olarak  
ihlalin telafi edilmesi için uyun bir yol tekil ettiği kanısındadır (bkz. Öcalan - Türkiye).  
B. Yargılama giderleri  
Bavuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için  
5.000 Euro talep etmitir. Bavuran taleplerini destekleyici hiçbir fatura ya da belge  
sunmatır.  
Hükümet bavuranın talebinin dayanaksız olduğunu belirtmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, yukarıda  
belirtilen ölçütler ıığında ve bavuranın taleplerini belgeleyemediğini göz önünde  
4
bulundurduğunda, bu balık altında tazminat ödenmemesine karar vermitir. Ayrıca ulusal  
mahkemelerde meydana gelen yargılama giderleri ile tespit edilen ihlal arasında bir  
nedensellik ilikisi bulunmadığını kaydeder.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde gerçekletirilen yargılamanın adil olmadığına  
ilikin ikayetin kabuledilebilir, bavurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna;  
2. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili ikayete  
ilikin olarak AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranın yargılamanın adilliği ve idaresi ile ilgili geri kalan ikayetlerinin AĐHS’nin 6 §  
1. Maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerekli olmadığına;  
4. Đhlal tespit edilmesinin bavuranın gördüğü manevi zarar için balı baına yeterli tazmin  
tekil ettiğine karar vermitir.  
5. Bavuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 02.10.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
FatoARACI  
Nicolas BRATZA  
Zabıt Katibi  
Bakan  
5