AĐHM’nin, Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde gerçekleꢀtirilen duruꢀmaya
katılmama sorumluluğun yalnızca baꢀvuranlara ait olduğunu belirten Hükümet görüꢀüne
katılması mümkün değildir. AĐHM bu itibarla AĐHS ile güvence altına alınan bir hakkın
kullanımından feragat edildiğinin, ꢀüphe götürmeyecek ꢀekilde ortaya konulması gerektiğini
vurgulamaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Colozza-Đtalya, 12 ꢁubat 1985 tarihli karar, Zana
kararı, Sejdovic-Đtalya, no: 56581/00, ve Kalem kararı). Zira baꢀvuranların, Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından ifadelerinin alınması sırasında duruꢀmaya katılmak istememeleri
hususu, hiçbir ꢀekilde kendilerini savunmaktan vazgeçtikleri ve mahkeme önüne çıkmayı
reddettikleri anlamına gelmemektedir.
Esasında baꢀvuranların davranıꢀlarını ve ifadelerinin inandırıcılığını yakından
inceleyebilecek olan esasa bakan mahkeme tarafından baꢀvuranların ifadelerinin alınması
büyük önem arz etmiꢀtir. Bu ꢀekilde baꢀvuranlar bazı delillerin inandırıcı olup olmadıklarını
ileri sürebilir, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ifadelerinin alınması sonrasında toplanan
deliller hakkında görüꢀ bildirebilir, iddia tanıklarını sorgulayabilir veya sorguya çektirebilir ve
bu tanıklıkların inandırıcılıkları hakkında görüꢀ bildirebilirlerdi (Bkz., mutatis mutandis,
Kalem kararı). Kuꢀkusuz esasa bakan hakimler istinabe yoluyla alınan ifadeleri büyük bir
titizlikle incelemiꢀ ve baꢀvuranlara bunlara itiraz etme imkanını sağlamıꢀtır fakat bu durum,
bir duruꢀmanın gerçekleꢀmesi ya da doğrudan hakim karꢀısında çıkılması yerine
geçmemektedir.
AĐHS uyarınca adil yargılanma hakkının demokratik bir toplumdaki önemini dikkate
alan AĐHM, bu nedenlerden dolayı savunma haklarına yönelik bu türden bir ihlalin haklı
gösterilemeyeceğine kanaat getirmektedir.
Sonuç olarak AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. “iddianın” en kısa sürede ve baꢀvuranların anlayacakları bir dilde tebliğ edilmemiꢀ
olması hususunda
AĐHM, 6. maddenin 3 paragrafının a) bendine yer alan hükümlerin ilgili kiꢀiye
kendisine yöneltilen suçlama hakkında bilgi verilmesi gerekliliğini vurguladığını
hatırlatmaktadır. Đddianame, cezai soruꢀturmalarda belirleyici bir rol oynamaktadır: tebliğ
edilmesi ile birlikte, sözkonusu kiꢀi hukuki esaslar ve olgusal hususlar hakkında resmi olarak
bilgilendirilir (Kamasinski-Avusturya, 19 Aralık 1989 tarihli karar). AĐHS’nin 6 § 3 a)
maddesi sanığa, yöneltilen suçlamanın yalnız nedeninden yani iddianamenin dayandırıldığı
aleyhindeki maddi olaylardan değil aynı zamanda suçlamanın niteliğinden de haberdar edilme
hakkını tanımaktadır ve bu Komisyon’un da belirttiği üzere ayrıntılı bir ꢀekilde olmalıdır
(Pélissier ve Sassi-Fransa [Büyük Daire], no: 25444/94).
Bu maddenin kapsamı, özellikle AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı tarafından
güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ıꢀığında değerlendirilmelidir (Bkz., mutatis
mutandis, Deweer-Belçika, 27 ꢁubat 1980 tarihli karar; Artico-Đtalya, 13 Mayıs 1980 tarihli
karar; Goddi-Đtalya, 9 Nisan 1984 tarihli karar; Colozza-Đtalya, 12 ꢁubat 1985 tarihli karar).
AĐHM ceza alanında bir sanık aleyhine yöneltilen suçlamalar ve dolayısıyla mahkemenin
aleyhinde kabul edebileceği hukuki nitelendirme hakkında tam ve kesin bir bilginin verilmesi,
adil yargılanma için vazgeçilmez temel koꢀullardan birisini teꢀkil etmektedir (Pélissier ve
Sassi-Fransa kararı).
6