Başvuranlar, Batman Emniyet Müdürlüğü'nde tutuldukları süre içinde kötü
muameleye maruz kaldıklarını ve şikayetleri hakkında etkili ve yeterli bir soruşturma
yapılmadığını ileri sürmüşlerdir. Sözleşmenin 3. Maddesinin ihlal edildiğini iddia
etmişlerdir.
Başvuranlar gözlerinin bağlandığını, soğuk ve basınçlı suya maruz bırakıldıklarını,
elektrik şoku uygulandığını, el ve ayaklarının bağlandığını, yiyecek ve içecek
verilmediğini, dövüldüklerini, tuvalete gitmelerine izin verilmediğini ileri sürmüşlerdir.
Hazırlanan adli tıp raporlarının güvenilir olmadığını iddia etmişlerdir. Gözaltındaki
kimseleri muayene eden doktorların devlet memuru olduklarını ve bu nedenle kötü
muamele bağlamındaki bulguların rapora eklenmemesi yönünde baskı gördüklerini iddia
etmişlerdir.
Bu nedenle 20 Mayıs 1998 tarihli raporda kötü muamele ile ilgili bir
bulgudan bahsedilmemiştir. Ancak Batman Sulh ve Ceza Mahkemesi Hakimi ilk
başvuranın sol gözündeki morluğu farketmiştir. Batman Cezaevi Doktoru 21 Mayıs 1998
tarihli raporunda bu durumu belirtmiştir. Başvuranlar, 20 Mayıs 1998 tarihli protokolün
sahte olduğunu; sözkonusu protokolün Türk Hükümeti’ne başvuru hakkında bilgi
verildikten sonra düzenlendiğini ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda başvuranlar ilgili
belgenin dava dosyasında olmadığını iddia etmişlerdir.
2. Hükümet
Hükümet, başvuranların gözaltına alınmadan önce ve serbest bırakıldıktan sonra
muayene edildiklerini belirtmiştir. Bu durum ilk rapordaki bulguların ikinci raporda
belirtilen bulgularla karşılaştırılmasını sağlamıştır. Cezaevi doktorunun hazırlamış olduğu
rapordaki bulgular bağlamında Kasım İmret’in alt dudağındaki 0,5 cm büyüklüğündeki
yara izi ile ilgili olarak Hükümet, gözaltında yüzlerinde ve vücutlarında bu tür izler
taşıyan birçok şahıs bulunduğunu belirtmiştir. Ancak bunun işkence gördükleri anlamına
gelmediğini belirtmiştir. Hükümet’in kabuledilebilirlik aşamasından sonra AİHM’ye
sunduğu belgelere göre başvuranlar 20 Mayıs 1998 tarihinde Batman Savcılığı’na
götürülürken polis otosundan çıkarlarken sözkonusu izler oluşmuştur.
B. AİHM’nin Değerlendirmesi
1. Genel Kurallar
Mahkeme, Hükümet’in sağlıklı bir şekilde gözaltına alınıp serbest bırakıldığında
vücudunda yara izleri bulunan şahıslar için, sözkonusu izlerin nasıl oluştuğu hakkında
açıklama yapma sorumluluğu olduğunu tekrarlamıştır.
AİHM, kanıtları değerlendirirken, kanıtların “makul şüphenin ötesinde” olmasına dikkat
etmiştir. Bu tür kanıtlar, olaylarla ilgili kesin, güçlü reddi mümkün olmayan karinelerin
birlikte mevcut olmasını gerektirir. Sözkonusu olaylar hakkında yetkililerin kısmen veya
tamamen bilgisi olduğu durumlarda, gözaltında meydana gelen yara izleri bağlamında
güçlü varsayımlar ortaya çıkacaktır. Yeterli ve ikna edici bir açıklama yapma
sorumluluğu Hükümet’e aittir.