dayanaktan yoksun bulunan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca reddedilmesi
gerekir.
AĐHM baꢀvuranın 3. maddeye iliꢀkin kalan diğer ꢀikayetlerinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3.
paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka
açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle
ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esasa dair baꢀvuranın kimi göstericilerin atmıꢀ oldukları taꢀlarla yaralandığını,
polislerin gösterici grubu dağıtmak ve yakalamak için meꢀru güç kullandığını savunmaktadır.
Göstericiler yaya ve araç trafiğini ulaꢀıma kapatmıꢀlar, polisin kalabalığı dağıtmak için
yapmıꢀ olduğu ikazları dinlememiꢀler ve direnmiꢀlerdir. Güvenlik güçleri kamu düzenini
tehdit eden bu olay üzerine güç kullanmak durumunda kalmıꢀtır. Polisin göstericileri
dağıtmak için baꢀvurduğu güç 2911 sayılı toplantı ve gösteri Kanunu’nun 24. maddesine
uygundur.
Usul ile ilgili olarak Hükümet, baꢀvuranın yaptığı suç duyurusunu müteakip hemen bir
soruꢀturma baꢀlatıldığını, polislerden birinin ifadesinin alındığını, tutanakların, sağlık
raporlarının incelendiğini ve dava dosyasında yer alan unsurlar ıꢀığında güvenlik güçlerinin
2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen güç kullanımı sınırlarını aꢀmadıklarına
kanaat getirildiğini belirtmektedir. Hükümet ayrıca baꢀvuran tarafından verilen ve güvenirliği
ispat edilemeyen video kaydının kanıt unsuru olarak sayılamayacağını savunmaktadır.
Baꢀvuran dava dosyasına eklemiꢀ olduğu video görüntülerine dayanarak kötü muamele
iddialarını yinelemektedir. Baꢀvuran bilhassa dövüldüğünü ve polisin gösteri sırasında
uyguladığı fiziki gücün meꢀru ve orantılı değil sadece keyfi olduğunu öne sürmektedir.
Cumhuriyet savcısı bu kiꢀi adına soruꢀturma açılmasına gerek duymadan takipsizlik kararı
vermiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinden ileri gelen temel ilkeler için (Labita-Đtalya [BD] no:
26772/95 ve Kop-Türkiye no: 12728/05, 20 Ekim 2009) kararlarına atıfta bulunmaktadır.
Bu baꢀvuruda AĐHM, baꢀvuran tarafından iletilen video kaydının içeriği üzerinde durulmasını
gerekli görmemektedir. AĐHM, baꢀvuranın da ꢀikayetçi olduğu bir durum olmasıyla birlikte
güvenlik güçlerinin göstericileri yakalamak için uyguladığı güç konusunun taraflar arasında
ihtilafa yol açmadığını gözlemlemektedir. Baꢀvuran yakalanmasının ardından sağlık
kontrollerinden geçirilmiꢀ ve ense omuz ve bel hizasında çizgi ꢀeklinde izler ve ekimozlar,
baꢀın üst kısmında iki cm’lik açılma, sağ elin üçüncü parmağının ekleminde ödem ve bu
bölgede hareket güçlüğü gibi çeꢀitli bulgulara rastlanmıꢀtır. AĐHM’ye göre bu yaralanmaların
kaynağının büyük bir bölümü polislerin gösteri esnasında uyguladıkları güçten ileri
gelmektedir.
Öte yandan, benzer bir müdahalenin gerekli olup olmadığı ayrıca ele alınmalıdır.
AĐHM, Hükümetin baꢀvuranın yakalanması sırasında güç kullanımını meꢀru kılacak koꢀulları
kesin bir surette ortaya koymadığını tespit etmektedir. Baꢀvuranda rastlanan bulgular adı
geçene üç günlük iꢀ göremez raporunun verilmesini zorunlu kılmıꢀtır, baꢀvuranın fiziki güç
kullanımı yoluyla yakalanmasını gerektirici bir iddianın yokluğunda, AĐHM güvenlik
güçlerinin yaptığı müdahalenin meꢀru sayılamayacağı kanısındadır (Bkz. aynı anlamda,
Karatepe vd.-Türkiye kararı, no: 33112/04, 36110/04, 41469/04, 41471/04, 7 Nisan 2009).
4