CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
CEMALETTĐN CANLI - TÜRKĐYE DAVASI (NO:2)  
(Bavuru no: 26235/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
9 ubat 2010  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (26235/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Cemalettin Canlı’nın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 14 Haziran 2004  
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
G. Zorcu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1969 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.  
Bavuran Kamu Çalıanları Sendikaları Konfederasyonunun Ankara’da düzenlemiolduğu  
gösteriye katılması dolayısıyla 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Kanunu’na dayalı olarak 23  
Ağustos 2003 tarihinde saat 14.00’te yakalanarak gözaltına alınmıtır.  
Polis olay yeri ve yakalama tutanaklarını düzenlemitir.  
Yine polis tarafından saat 20.45’te «ihbar tutanağı» balıklı bir tutanak hazırlanmıtır. Buna  
göre birçok sendikayı bir araya getiren gösteri saat 10.00’da balamı, kalabalık grup ellerinde  
pankart ve sloganlarla Atatürk bulvarına gelmi, burada polis barikatıyla durdurulmutur;  
polis güvenlik eridi oluturarak gösterinin yasadıı olduğu ikazıyla kalabalığa dağılma  
uyarısında bulunmutur. Göstericiler eylemlerine devam etmekte ısrar etmive saat 13.15  
sularında polis göstericileri yakalamak için zor kullanmıtır; bir grup göstericinin talı ve  
sopalı saldırıları sonucu yirmi altı polis memuru yaralanmıtır.  
Gösterinin polis tarafından videoya alınan kayıtlarına göre güvenlik güçleri gösterici grupların  
etrafında bir güvenlik eridi oluturmu, polis memurlarından biri göstericilerin illegal  
toplandıkları ve kalabalığın dağılması gerektiği konusunda uyarı yapmıfakat göstericiler  
yapılan ikazlara karı gelerek polise direnmeye balamı, sopalı bir grup gösterici güç  
kullanan polislere karı talı saldırılarla yanıt vermitir.  
Bavuran tarih içermeyen baka bir kayıtta gösteri sırasında onlarca polis tarafından coplarla  
dövülğünü gösterir bir videoyu sunmutur. Bavuran sözü edilen gösteride bizzat görmüꢀ  
olduğu görüntüleri kaydettiğini dile getirmitir.  
Ön adli tıp incelemesi ve 24 Ağustos 2003 tarihinde saat 14.15’te nihai adli tıp raporu  
hazırlanmıtır.  
Bavuran 24 Ağustos 2003 tarihine savcı tarafından dinlenmesinin ardından serbest  
bırakıltır.  
A. Bavuranın hakkında balatılan ceza soruturması  
Ankara Cumhuriyet Savcısı bavuran ve diğer bekiinin 2911 sayılı Kanun’un  
uygulanmasına istinaden mahkumiyetlerini talep etmitir.  
2
Asliye Ceza Mahkemesi 8 Aralık 2005 tarihinde bavuranı serbest bırakmıtır.  
B. Bavuranın yakalanma koullarına dair balatılan ceza soruturması  
Bavuran 12 Kasım 2003 tarihinde avukatı aracılığıyla yakalanmasından sorumlu polisler  
hakkında suç duyurusunda bulunmu, yaralanmasına karın hemen hastaneye  
nakledilmediğinden ikayetçi olmutur.  
12 Kasım 2003 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcısı mezkur polisleri dinlemesini müteakip  
takipsizlik kararı vermitir. Savcı bavuranın izinsiz bir gösteriye katıldığını belirterek  
göstericilerin polisin kalabalığı dağıtma uyarılarına riayet etmemeleri üzerine güvenlik  
güçlerinin 2911 sayılı toplantı ve gösteri Kanunu’nun ilgili hükümlerince göstericileri  
yakalamak üzere güç kullanmak durumunda bırakıldığını tespit etmitir. Savcıya göre yapılan  
bu uygulama ikence veya kötü muamele olarak nitelendirilemez. Savcı ayrıca bavuranın  
tutuklanğı gün sağlık kontrolünden geçtiğini ve 24 Ağustos 2003 tarihinde sorgulanması  
sırasında herhangi bir yaralanma ikayetinde bulunmadığını sözlerine eklemitir. Savcı sonuç  
itibarıyla güvenlik güçlerinin bavurdukları güç kullanımının yasaya aykırı olmadığı kanısına  
varmıtır.  
9 ubat 2004 tarihinde bavuran avukatı aracılığıyla takipsizlik kararına itiraz etmitir.  
23 ubat 2004 tarihinde alınan ve bavuranın avukatına 16 Mart 2004 tarihinde tebliğ edilen  
karar ile Sincan Ağır Ceza Mahkemesi takipsizlik kararının yasaya uygun olduğunu  
kaydederek itirazı reddetmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran gösteri sırasında polislerin uygulamıoldukları kötü muameleden yakınmakta ve  
sözkonusu kiiler hakkında balatılan soruturmanın etkili bir yapıda olmadığını ileri  
sürmektedir. Bavuran yaralanmasına karın hemen hastaneye nakledilmediğini iddia ederek  
AĐHS’nin 3, 6 ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet kabuledilebilirlik hususunda AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının  
tüketilmediği itirazında bulunmakta, bavuranın hukuki ve idari mahkemeler nezdinde maddi  
ve manevi tazminat davası açmadığını savunmaktadır.  
AĐHM bu ikayetlerin yalnızca 3. madde bağı altında inceleneceğini ifade etmektedir. iç  
hukuk yollarının tüketilmediği itirazı ile ilgili olarak AĐHM, daha önce buna benzer bir itirazı  
reddettiğini hatırlatır (Bkz. Yerdelenli-Türkiye no: 41253/04, 7 Temmuz 2009 ve Karayiğit-  
Türkiye kararı, no: 63181/00, 5 Ekim 2004). Mevcut bavuruda daha önce aldığı sonuçların  
ına çıkılmasını gerektirecek istisnai bir durumun yer almadığını kaydeden AĐHM,  
Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.  
Bavuranın hastaneye geç götürüldüğü ikayeti üzerine AĐHM, adı geçenin saat 14.00’te  
yakalanarak gözaltına alındığını ve saat 17.00’de adli bir hekim tarafından muayene edildiğini  
gözlemlemektedir. Dava dosyasının incelenmesinden bavuranın hastaneye ivedilikle  
götürülmesini gerektirecek özel bir durumun yer almadığı anlaılmaktadır. Sonuç itibarıyla,  
3
dayanaktan yoksun bulunan bu ikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca reddedilmesi  
gerekir.  
AĐHM bavuranın 3. maddeye ilikin kalan diğer ikayetlerinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3.  
paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka  
açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle  
ikayetler kabuledilebilir niteliktedir.  
Hükümet esasa dair bavuranın kimi göstericilerin atmıoldukları talarla yaralandığını,  
polislerin gösterici grubu dağıtmak ve yakalamak için meru güç kullandığını savunmaktadır.  
Göstericiler yaya ve araç trafiğini ulaıma kapatmılar, polisin kalabalığı dağıtmak için  
yapmıolduğu ikazları dinlememiler ve direnmilerdir. Güvenlik güçleri kamu düzenini  
tehdit eden bu olay üzerine güç kullanmak durumunda kalmıtır. Polisin göstericileri  
dağıtmak için bavurduğu güç 2911 sayılı toplantı ve gösteri Kanunu’nun 24. maddesine  
uygundur.  
Usul ile ilgili olarak Hükümet, bavuranın yaptığı suç duyurusunu müteakip hemen bir  
soruturma balatıldığını, polislerden birinin ifadesinin alındığını, tutanakların, sağlık  
raporlarının incelendiğini ve dava dosyasında yer alan unsurlar ıığında güvenlik güçlerinin  
2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen güç kullanımı sınırlarını amadıklarına  
kanaat getirildiğini belirtmektedir. Hükümet ayrıca bavuran tarafından verilen ve güvenirliği  
ispat edilemeyen video kaydının kanıt unsuru olarak sayılamayacağını savunmaktadır.  
Bavuran dava dosyasına eklemiolduğu video görüntülerine dayanarak kötü muamele  
iddialarını yinelemektedir. Bavuran bilhassa dövüldüğünü ve polisin gösteri sırasında  
uygulağı fiziki gücün meru ve orantılı değil sadece keyfi olduğunu öne sürmektedir.  
Cumhuriyet savcısı bu kii adına soruturma açılmasına gerek duymadan takipsizlik kararı  
vermitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinden ileri gelen temel ilkeler için (Labita-Đtalya [BD] no:  
26772/95 ve Kop-Türkiye no: 12728/05, 20 Ekim 2009) kararlarına atıfta bulunmaktadır.  
Bu bavuruda AĐHM, bavuran tarafından iletilen video kaydının içeriği üzerinde durulmasını  
gerekli görmemektedir. AĐHM, bavuranın da ikayetçi olduğu bir durum olmasıyla birlikte  
güvenlik güçlerinin göstericileri yakalamak için uyguladığı güç konusunun taraflar arasında  
ihtilafa yol açmadığını gözlemlemektedir. Bavuran yakalanmasının ardından sağlık  
kontrollerinden geçirilmive ense omuz ve bel hizasında çizgi eklinde izler ve ekimozlar,  
baın üst kısmında iki cm’lik açılma, sağ elin üçüncü parmağının ekleminde ödem ve bu  
bölgede hareket güçlüğü gibi çeitli bulgulara rastlanmıtır. AĐHM’ye göre bu yaralanmaların  
kaynağının büyük bir bölümü polislerin gösteri esnasında uyguladıkları güçten ileri  
gelmektedir.  
Öte yandan, benzer bir müdahalenin gerekli olup olmadığı ayrıca ele alınmalıdır.  
AĐHM, Hükümetin bavuranın yakalanması sırasında güç kullanımını meru kılacak koulları  
kesin bir surette ortaya koymadığını tespit etmektedir. Bavuranda rastlanan bulgular adı  
geçene üç günlük igöremez raporunun verilmesini zorunlu kılmıtır, bavuranın fiziki güç  
kullanımı yoluyla yakalanmasını gerektirici bir iddianın yokluğunda, AĐHM güvenlik  
güçlerinin yaptığı müdahalenin meru sayılamayacağı kanısındadır (Bkz. aynı anlamda,  
Karatepe vd.-Türkiye kararı, no: 33112/04, 36110/04, 41469/04, 41471/04, 7 Nisan 2009).  
4
Bavuranın yapmıolduğu ikayet üzerine balatılan soruturma ile ilgili AĐHM, savcının  
mevcut halde güç kullanımını zorunlu kılan artların oluup olumadığını inceleme gereği  
duymaksızın 2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan hükümlere göndermede  
bulunmakla yetindiğini saptamaktadır (Bkz. sözü edilen Karatepe vd.-Türkiye ve Kop).  
AĐHM bu nedenle, AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
II. AĐHS’NĐN 5/1 VE 2. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran AĐHS’nin 5/1 ve 2. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır.  
AĐHM iç hukukta bir bavurunun yokluğunda altı ay kuralının yapılan bavuruda suç  
unsurunu oluturan eylem tarihinden itibaren balaması gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğerleri  
arasında, Hamza Yılmaz-Türkiye no: 46732/99, 1 Nisan 2003). Mevcut bavuruda sözkonusu  
gözaltı süresi 24 Ağustos 2003’te yani altı ay kuralının baladığı tarihte sona ermi, oysa  
bavuru 14 Haziran 2004 tarihinde yapılmıtır. AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca bavurunun  
bu kısmının altı ay kuralına riayet etmemesi nedeniyle 35/4 maddesinin uygulanmasına  
istinaden reddedilmesi gerekir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Bu bağlamda bavuran 20.000  
Euro manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir. Yargılama masraf ve giderleri için bavuran  
3.488 Euro talep etmekte, kanıtlayıcı belge olarak Ankara Barosu’nun avukatlık ücret  
tarifesine dayanılarak avukatı ile yapmıolduğu sözlemeyi sunmaktadır.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlali ıığında, AĐHM bavurana 12.000 Euro manevi tazminat  
ödenmesini kararlatırmaktadır. Yargılama giderlerine ilikin sunulan deliller ve bu yöndeki  
yerleik içtihat ıığında AĐHM bavurana 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuranın AĐHS’nin 3. maddesine dayalı olarak yakalandığı sırasında kötü muameleye  
maruz kaldığı ve buna ilikin etkili soruturma yapılmadığı yönündeki ikayetlerinin  
kabuledilebilir, bunun dıında kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana 12.000 (on iki  
bin) Euro manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro  
ödenmesine;  
5
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 9 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6