CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
CEMAL ÖLMEZ -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 7404/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Kasım 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (7404/03) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaı) Cemal  
Ölmez’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Ocak 2003 tarihinde Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Betatarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1979 yılı doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
5 ubat 2000 tarihinde, bavuran, yasadıı bir örgüt olan PKK üyesi olduğu gerekçesiyle  
yakalanmıve gözaltına alınmıtır.  
6 ubat 2000 tarihinde Terörle Mücadele ubesi polisleri tarafından bavuranın ifadesi  
alınmıtır. Đfadesinin sonunda bavuran, sözkonusu yasadıı örgüte üye olduğunu kabul  
etmitir.  
7 ubat 2000 tarihinde bavuran, kendisinin gözaltında verdiği ifadesi ile bavuranı suçlayan  
üçüncü ahısların beyanlarının okunduğu Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi  
karısına çıkarılmıtır. Bavuran, gözaltında verdiği ifadesinin içeriği ile kendisini suçlayan  
beyanları reddetmitir. Durumanın bitiminde nöbetçi hakim bavuranın tutuklanmasına karar  
vermitir.  
28 ubat 2000 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuranı ülke topraklarında bölücülüğe yönelik silahlı eylemlere katılmakla suçlamıve  
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca mahkumiyetini talep etmitir.  
4 Aralık 2001 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranı üzerine atılı olaylardan suçlu  
bulmuve Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca bavuranı ölüm cezasına  
çarptırmıtır. Olayların meydana geldiği dönemde bavuranın yaının küçük olmasını göz  
önüne alarak Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranın hakkında verilen ölüm cezasını 2253  
sayılı kanunun 12/1. maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezasına çevirmitir. Son olarak, duruma  
sırasında bavuranın iyi halini de dikkate alarak Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza  
Kanunu’nun 59/2. maddesi uyarınca bavuran hakkında verilen hapis cezasını, on iki yıl altı  
aya indirmitir. Devlet Güvenlik Mahkemesi bu kararını dosyada yer alan unsurlarla ve  
yargılamadaki diğer sanıkların ifadeleri ile temellendirmitir.  
22 Mart 2002 tarihinde, temyize ilikin görüünde Yargıtay Savcısı, Yargıtay’a ilk derece  
mahkemesinin kararını onama çağrısında bulunmutur.  
11 Haziran 2002 tarihinde, Yargıtay Savcısı’nın bavurana bildirilmeyen görüü ıığında  
karar veren Yargıtay, bavuranın mahkumiyetini onamıtır.  
15 Ağustos 2002 tarihinde, Yargıtay kararı, mahkeme kalemi tarafından dosyaya eklenmitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, Yargıtay Savcısı’nın görüünün kendisine bildirilmemesi sebebiyle cezai  
yargılamanın hakkaniyetten yoksun olmasından ikayetçidir. Bavuran, bu bağlamda  
AĐHS’nin 6/1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe Đlikin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, mevcut davanın Göç-Türkiye (bavuru no: 36590/97) davasından ayrı tutulması  
gerektiğini savunmaktadır. Hükümet’e göre, ayet bavuranın avukatı, dava dosyasını  
Yargıtay’da gerçekletirilen durumadan önce incelemiolsaydı dosyada bulunan Yargıtay  
Savcısı’nın görüüne ulama imkanına sahip olabilirdi. Ayrıca Hükümet, Yargıtay’daki  
durumaya katılsaydı bavuranın avukatının sözkonusu görüü cevaplayabilme olanağının  
olacağını da belirtmitir.  
Bavuran, Yargıtay Savcısı’nın görüü hakkında bilgisinin olmadığını ileri sürmektedir.  
AĐHM, bavuran tarafından yapılan ikayete benzer ikayetleri daha önce incelediğini ve  
görülerinin niteliğini ve yargılanabilir bir kiinin bu görülere yazılı olarak cevap verme  
olanağının bulunmadığını dikkate alarak Yargıtay Savcısı’nın görüünün bavurana  
bildirilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağını  
hatırlatmaktadır (sözü edilen Göç, Sağır-Türkiye, bavuru no: 37562/02, 19 Ekim 2006;  
Özmen ve diğerleri-Türkiye, bavuru no: 9149/03, 14 Haziran 2007).  
Sonuç olarak AĐHM, Hükümet’in sözkonusu davayı farklı bir sonuca ulatıracak hiçbir tespit  
ve delil sunmadığı kanaatindedir (sözü edilen Göç).  
Bu durumda AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı manevi zarar için 30.000 Yeni Türk Lirası (YTL) [yaklaık 17.306  
Euro] talep etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin manevi tazminat için yeterli adil tatmin oluturduğu  
kanaatindedir.  
3
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 10.700 YTL  
[yaklaık 6.172 Euro] talep etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre, bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini,  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
AĐHM, mevcut davada bavuranın avukatının çalıma saatine ilikin ücret makbuzu  
sunmağını ve sözü edilen giderleri belgelendirmediğini tespit etmektedir. Sonuç olarak  
AĐHM, yargılama masraf ve giderleri olarak bavurana belli bir miktar ödenmesinin gerekli  
olmadığı kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Đhlal tespitinin kendisinin manevi tazminat için yeterli adil tatmin oluturduğuna;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 27 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4