COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ÇENGELLĐ VE ERYILMAZ – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 287/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
10 Haziran 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 287/03 bavuru numaralı davanın nedeni T.C.  
vatandaları Ferit Çengelli ve Süleyman Eryılmaz’ın (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne 23 Eylül 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesinin (“Sözleme”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından C. Yücel ve M. Çelik tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1955 ve 1957 doğumludurlar ve Đstanbul’da ikamet  
etmektedirler.  
3 ve 15 Mart 1981 tarihlerinde bavuranlar yakalanmıtır.  
26 Mayıs 1981 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tutuklanmalarına karar  
vermitir.  
16 Haziran 1981 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi’ne bağlı Cumhuriyet  
Savcısı, bavuranların da dahil olduğu 343 kii hakkında bir iddianame sunmuve  
bavuranları Dev-Yol (Devrimci Yol) isimli yasadıı örgüte üyelikle suçlamıtır.  
17 Haziran 1986 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranları iddia  
makamının talebine uygun biçimde mahkum etmitir.  
Belirli olmayan bir tarihte, bavuranlar temyiz bavurusunda bulunmulardır.  
20 Mart 1991 tarihinde, Askeri Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuve  
ilk derece mahkemesi bu süre içinde kapatıldığından davayı Ankara Sıkıyönetim  
Mahkemesi’ne göndermitir.  
1991 yılında belirli olmayan bir tarihte, bavuranların tutuksuz yargılanmasına karar  
verilmitir.  
Sıkıyönetim mahkemelerinin yargı yetkisini kaldıran 3953 sayılı Kanun’un 27 Aralık  
1993 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, bavuranların davasında Ankara Ağır Ceza  
Mahkemesi yetkili hale gelmitir.  
18 Haziran 2001 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Süleyman Eryılmaz’ı Ceza  
Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca mahkum etmive ölüm cezasına çarptırmıtır. Bu ceza  
daha sonra müebbet hapis cezasına çevrilmitir. Đlk derece mahkemesi, Ceza Kanunu’nun  
102. ve 104. maddeleri uyarınca kanuni zamanaımı süresinin dolduğu gerekçesiyle Ferit  
Çengelli hakkındaki cezai kovuturmanın sona erdirilmesini emretmitir.  
1
Cezası on beyılı ağı gerekçesiyle Süleyman Eryılmaz’a ilikin Ankara Ağır Ceza  
Mahkemesi kararı otomatik olarak Yargıtay’a iletilmitir.  
Đddiaya göre, bavuranlar, 24 Temmuz 2002 tarihinde, bir arkadaları vasıtasıyla  
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın sonucunu öğrenmilerdir.  
7 ubat 2003 tarihli bir yazı ile, bavuranların eski avukatı, AĐHM’ye, 18 Haziran  
2001 tarihli kararın Ferit Çengelli’ye, talebi üzerine, 3 ubat 2003 tarihinde tebliğ edildiğini  
ve Süleyman Eryılmaz hakkındaki yargılamanın Yargıtay’da halen derdest olduğunu  
bildirmitir. (Dava dosyasından, Devletin, Ferit Çengelli’ye kararı daha önce tebliğ etmeye  
çalığı ancak, yanlılıkla baka bir adrese gönderildiği anlaılmıtır.)  
Savunmacı Hükümet tarafından AĐHM’ye sunulan belgelere göre, 30 Ekim 2003  
tarihinde, Yargıtay, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin Süleyman Eryılmaz’a ilikin 18  
Haziran 2001 tarihli kararını bozmuve davayı Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade  
etmitir.  
Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz hakkındaki dava halen Ankara  
Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmektedir.  
HUKUK  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN  
Hükümet, ilk olarak, bavurunun zaman bakımından (ratione temporis) AĐHM’nin  
yetkisi dıında kaldığını; zira, bavuranların ikayetlerinin, büyük ölçüde, 28 Ocak 1987  
tarihinde Türkiye’nin kiisel bavuru hakkını tanımasından önce yürütülen yargılamaya ilikin  
olduğunu ileri sürmütür.  
Hükümet, ayrıca, Ferit Çengelli’nin, AĐHS’nin 35/1 maddesinde ortaya konan altı ay  
kuralına uymadığını iddia etmitir. Bu bakımdan, bavuranın, Ankara Ağır Ceza  
Mahkemesi’nin kararının kesinletiği tarihten itibaren altı ay içinde AĐHM’ye bavurmuꢀ  
olması gerektiğini ve kararın verildiği tarihten haberdar olmak için gerekli titizlikle  
yargılamayı takip etmenin bavuranın yükümlülüğü olduğunu ileri sürmütür.  
Bavuranlar, Hükümet’in iddialarına karı çıkmıtır. Altı ay kuralı meselesine ilikin  
olarak, Ferit Çengelli, ilgili Türk kanunlarına göre, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin  
kararının, mahkeme katipliğinden gerekçeli kararı temin ettiği tarih olan 3 ubat 2003 tarihine  
kadar kesinlemediğini; zira, Devlet’in, kararın tebliği görevini yerine getiremediğini iddia  
etmitir.  
AĐHM, geçmidavalarda, Hükümet’in zaman bakımından (ratione temporis)  
uyumazlık iddiasına ilikin benzer itirazlarını incelemive reddetmiolduğunu yinelemitir  
(bkz., ahiner – Türkiye, no. 29279/95; Ezel Tosun – Türkiye, no. 33379/02, 10 Ocak 2006).  
Bu davada, yukarıda belirtilen davalardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir  
durum görmemive bu nedenle Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmitir.  
Ferit Çengelli’nin altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda, AĐHM, yerel  
mahkemenin nihai kararının ex officio yazılı olarak ilgiliye tebliğ edilmesi gerektiği  
2
durumlarda, AĐHS’nin 35/1 maddesinin gereğini en iyi ekilde yerine getirmek için altı ay  
süresinin yazılı kararın tebliğ tarihinden itibaren ilemesi gerekmektedir. (bkz. Worm –  
Avusturya, 29 Ağustos 1997 tarihli karar).  
AĐHM, somut davada, Hükümet’in, Ferit Çengelli’nin 18 Haziran 2001 tarihli kararı  
24 Temmuz 2002 tarihinde, yani kararın verildiği tarihten yaklaık bir yıl sonra, bir arkadaı  
vasıtasıyla öğrendiği konusuna itiraz etmediğini kaydetmitir. Dava dosyasındaki belgeler,  
Devletin bavurana kararı daha önce tebliğ etmeye çalığını; ancak yanlıadrese gönderme  
nedeniyle tebliğin baarısız olduğunu ortaya koymutur. Hükümet, bu konuda, AĐHM’ye  
herhangi bir açıklama sunmamıveya bavuranların iddialarına cevap verememitir. AĐHM,  
ayrıca, 23 Eylül 2002 tarihinde, yani kararı öğrendikten sonra iki ay içinde, Ferit Çengelli’nin  
AĐHM’ye bavurduğunu gözlemlemitir. Üstelik, bavuruda bulunduktan kısa bir süre sonra,  
3 ubat 2003 tarihinde, bavuran, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi katipliğinden gerekçeli  
kararın bir kopyasını temin etmitir. Bu davanın artları karısında ve özellikle bavuran  
hakkındaki cezai yargılamanın toplam süresini göz önüne alarak, AĐHM, bavuranın davası  
hakkındaki gelimeleri önceden aratırmayıp kararın resmi tebliğini beklemesini makul  
değerlendirmektedir (bkz., Mahmut Aslan – Türkiye, no. 74507/01, 2 Ekim 2007). Sonuç  
olarak, AĐHM, bavuranın AĐHS’nin 35/1 maddesine uyduğu görüündedir ve bu nedenle  
Hükümet’in itirazını reddetmitir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavurunun baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilmezlik unsuru taımadığını tespit etmitir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, haklarında balatılan cezai yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde  
ortaya konan “makul süre” artını ağı konusunda ikayetçi olmulardır. Söz konusu madde  
öyledir:  
“Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
A. Dikkate alınması gereken süreç  
AĐHM, yargılamanın, bavuranların sırasıyla yakalandıkları tarihler olan 3 ve 15 Mart  
1981 tarihlerinde baladığını kaydetmitir. Ferit Çengelli’nin yargılaması 18 Haziran 2001  
tarihinde sona ermive dolayısıyla davanın üç kere incelendiği iki aamalı bir yargıda toplam  
yirmi yıl üç aydan fazla sürmütür. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz  
hakkındaki yargılama, yirmi yedi yıldan uzun bir süre sonra, mevcut kararın alındığı tarihte  
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen devam etmekteydi.  
AĐHM’nin zaman bakımından (ratione temporis) yetkisi, ancak Türkiye’nin kiisel  
bavuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren olan süreyi  
değerlendirmesine müsaade etmektedir. Dolayısıyla, Ferit Çengelli açısından dikkate alınması  
gereken süreç, iki aamalı bir yargıda on dört yıl dört aydan fazladır. Süleyman Eryılmaz  
açısından göz önünde bulundurulması gereken süreç ise davanın iki kere incelendiği iki  
aamalı bir yargıda yirmi bir yıl dört aydan fazladır. Ancak, AĐHM, kiisel bavuru hakkını  
tanıdığı tarihteki yargılama durumunu göz önüne almalıdır (bkz., yukarıda anılan ahiner;  
3
Cankoçak – Türkiye, no. 25182/94 ve no. 26956/95, 20 ubat 2001). Söz konusu kritik tarihte,  
yargılama hali hazırda beyıl on aydan fazla sürmütür.  
B. Yargılama süresinin makuliyeti  
Hükümet, somut dava artlarında, cezai yargılama süresinin makul olmadığının  
değerlendirilemeyeceğini ileri sürmütür. Bu bakımdan, davanın karmaıklığına ve sanık  
sayısına atıfta bulunmutur.  
Bavuranlar iddialarında ısrar etmilerdir.  
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun, davanın artları ıığında ve özellikle de  
davanın karmaıklığı, bavuranların ve ilgili mercilerin tutumunun dikkate alınarak  
değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihat arasında, Pélissier ve Sassi – Fransa  
[BD], no. 25444/94).  
AĐHM bu bavurudaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., özellikle, Ege – Türkiye, no. 47117/99,  
29 Mart 2005; Gümüten – Türkiye, no. 47116/99, 30 Kasım 2004).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in, kendisini bu davada  
farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya iddia sunmadığı görüündedir.  
Konuya ilikin içtihadını dikkate alan AĐHM, yargılama süresinin aırı olup “makul süre”  
artına uymadığı kararını vermitir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri 40.000 Amerikan Doları (yaklaık 26.942 Euro) maddi ve  
manevi tazminat talebinde bulunmutur.  
Hükümet, AĐHM’den, herhangi bir tazminat ödememesi talebinde bulunmutur.  
AĐHM, bavuranların, maddi tazminat taleplerine destek olarak herhangi bir belge  
sunmadıklarını gözlemlemive dolayısıyla bu talebi reddetmitir.  
Ancak, AĐHM, bavuranların, tek baına ihlal tespitiyle yeterli olarak tazmin  
edilemeyecek ölçüde büyük manevi zarar görmüolduğunu kabul etmive karılatırılabilir  
davaları dikkate alarak bu balık altında Ferit Çengelli’ye 10.800 Euro ve Süleyman  
Eryılmaz’a 19.200 Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
4
Bavuranların her biri, yerel mahkemelerde yapılan yargılama masraf ve giderlerine  
karılık 6.000 Amerikan Doları (yaklaık 4.041 Euro) ve AĐHM’de yapılan yargılama masraf  
ve giderlerine karılık 9.200 Amerikan Doları (yaklaık 6.197 Euro) talep etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, bavuran, ancak mahkeme  
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı  
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu  
bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, bavuranların taleplerini  
destekleyici bir belge sunmadıkları gerekçesiyle yargılama masraf ve giderlerine ilikin  
tazminat talebini reddetmitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından  
bavuranlara aağıdaki manevi tazminat miktarlarının ödenmesine;  
(i) Ferit Çengelli’ye 10.800 Euro (on bin sekiz yüz Euro);  
(ii) Süleyman Eryılmaz’a 19.200 Euro (on dokuz bin iki yüz Euro)  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
7. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 10 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
Sally Dollé  
Zabıt Katibi  
Françoise Tulkens  
Bakan  
5