AĐHM, yukarıda açıklandığı gibi, sözkonusu sürenin baꢀvuranın yakalandığı 6 ꢁubat
1993 tarihinde baꢀlayıp serbest bırakıldığı 4 Ekim 2006 tarihinde sona erdiğini
kaydetmektedir. AĐHM’nin içtihadına göre, AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca
mahkumiyetinden sonra baꢀvuranın alıkonduğu sürenin (12 Haziran 2000-15 Mayıs 2001 ile
31 Ocak 2005-20 Mart 2006 arasında geçen süreler) özgürlüğünden mahrum edildiği toplam
süreden düꢀülmesinden sonra, sözkonusu davada göz önünde bulundurulması gereken sürenin
on bir yıl altı aydan fazla olduğu görülmektedir.
Bu dönem boyunca, yerel mahkemeler, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve
tutukluluğun süresi dikkate alınarak” gibi birbirinin aynı ve kliꢀeleꢀmiꢀ terimler kullanarak
baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının devamına karar vermiꢀlerdir. AĐHM, baꢀvurana atfedilen
suçun ciddiyeti ile muhtemel cezanın ağırlığını dikkate almaktadır. Ancak, AĐHM, tutukluluk
süresinin makul olup olmadığı konusunun kuramsal olarak değerlendirilemeyeceğini
hatırlatmaktadır. Bir sanığın tutukluluğunun makul olup olmadığı konusu, her davanın
kendine has özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Kiꢀisel özgürlük hakkına saygı kuralından
daha çok önem arz eden kamu menfaatinin gerçekten gerekli olduğu yönünde belirli
göstergeler olması durumunda, masumiyet karinesine bakılmaksızın, tutukluluğun devam
etmesi desteklenebilir (Kulda / Polonya, no. 30210/96). AĐHM, sözkonusu davada, yerel
mahkemelerin baꢀvuranın tutukluluk süresini uzatma yönündeki kararlarında böylesi bir
muhakemenin olmadığını kaydetmektedir. AĐHM’ye göre, “kanıtların durumu” ifadesi
genellikle suça dair ciddi göstergelerin varlığı ve devamlılığında ilgili bir faktör olsa da,
sözkonusu davada bu ifade, tek baꢀına, baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu tutukluluk süresini haklı
çıkaramaz (bkz, Letellier / Fransa, A Serisi no. 207; Tomasi / Fransa, A Serisi no. 241-A;
Mansur / Türkiye, A serisi no. 319-B).
AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda genellikle AĐHS’nin
5/3 maddesinin ihlalini saptamıꢀtır (bkz, Atıcı / Türkiye (no.1), no. 19735/02; Dereci /
Türkiye, no. 77845/01; Taciroğlu / Türkiye, no. 25324/02).
AĐHM, kendisine sunulan belgelerin tamamını inceledikten sonra, Hükümet’in
sözkonusu davada, AĐHM’nin bu davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak ikna edici
hiçbir tespit veya delil sunmadığına karar vermiꢀtir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönüne
alarak, sözkonusu davada baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının çok uzun sürdüğüne ve bu
durumun AĐHS’nin 5/3 maddesine ters düꢀtüğüne karar vermiꢀtir.
Buna göre, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 5/4 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, yerel mahkemelerin tutuklu yargılanmasını gözden geçirme ꢀeklinin
AĐHS’ye ters düꢀtüğünü ileri sürmektedir. Baꢀvuran, konuyla ilgili olarak, yerel mahkemeler
kararlarını verirken ne kendisinin ne avukatının duruꢀmaya katılamadığını, kararların yalnızca
dava dosyasına dayanılarak verildiğini iddia etmektedir.
Baꢀvuranın ꢀikayetinin bu kısmı, AĐHS’nin 5/4 maddesi bağlamında incelenmelidir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmediği
gerekçesiyle bu ꢀikayetin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet, yerel
4