kiꢀinin “mağdur” sıfatının ortadan kaldırılmasına yeterli olacağını hatırlatmaktadır (Hertel-
Đsviçre, 25 Ağustos 1998 tarihli karar, 1998-VI, § 50).
Bu durumda AĐHM, baꢀvuran hakkında verilen kararın ertelenmesinin, erteleme
kararını izleyen üç yıl içinde baꢀvuran Yazı Đꢀleri Müdürü olarak baꢀka hiçbir kasıtlı suç
iꢀlemediği sürece etkili olacağını not etmektedir. Aksi takdirde, baꢀvuran en azından
yargılanma ve en azından ceza alma riskiyle karꢀı karꢀıya kalacaktır (Bkz. sözüedilen
Erdoğdu, § 72 ve ꢁener-Türkiye, no: 26680/95, § 46, 18 Temmuz 2000).
AĐHM, böyle bir durumun baꢀvuranın mesleğini yapmasını engelleyen bir yasağa
benzediğini ve sözkonusu yasağın boyutunun makul olmadığına kanaat getirmektedir. Zira
sözkonusu tedbir, baꢀvuranı Devlet çıkarlarına aykırı değerlendirilebilecek her türlü yayımdan
imtina etmeye zorlamaktadır. Bu alanda belirsizlik bulunduğundan, baꢀvurana dolaylı olarak
yapılan kısıtlama, baꢀvuranın görüꢀlerini kamuoyundaki tartıꢀmalarda açıkça dile getirme
imkanını büyük ölçüde kısıtlamıꢀtır.
Ayrıca, DGM’nin kovuꢀturmayı erteleme kararı almadan önce, baꢀvuran aleyhinde
verilen bir mahkumiyet kararının bulunmaması (Bkz. a contrario sözüedilen Erdoğdu, § 12),
baꢀvuranın iꢀbu davadaki yargılama süresince yargılanıp mahkum edilmesi korkusunu,
Erdoğdu kararındaki baꢀvuranın durumundan daha az geçerli kılmamaktadır.
AĐHM, buradan yola çıkarak, bu davadaki yargı kararının ꢀartlı ertelenmesi kararının
toplum yaꢀamını ilgilendiren sorunların açık bir ꢀekilde tartıꢀmaya katkıda bulunmaktan
vazgeçirme riski taꢀıdığına ve baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturduğuna
kanaat getirmektedir.
2. Müdahalenin Nedeni
AĐHM, müdahalenin TCK’nın 312§2 ve 3. maddesi ve 4304 sayılı Kanun tarafından
öngörüldüğüne kanaat getirmektedir. Yapılan müdahale, 10§2 madde uyarınca toprak
bütünlüğünün korunması gibi bir meꢀru amaç gütmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no:
29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). Bu durumda, uyuꢀmazlık müdahalenin “demokratik
toplumda gerekli olup olmadığı” sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74,
sözüedilen Đbrahim Aksoy-Türkiye, §80, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AĐHM, içtihadı ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in bu davada farklı bir
sonuca varmasına neden olabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir.
AĐHM, özellikle sözkonusu makalelerde kullanılan ifadelere önem vermiꢀtir. Bu bağlamda,
inceleyeceği davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları
gözönünde bulundurmuꢀtur (Bkz. sözüedilen Đbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli
Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Sözkonusu makaleler Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bulunan kiꢀilerin dileklerine
tercüman olmakta ve bölücü faaliyetlere karꢀı silahlı kuvvetlerin yürüttüğü mücadele ꢀeklinin
eleꢀtirisini yapmaktadır.
3