Baꢀvuranlar, Hükümet’in argümanlarına itiraz etmektedirler.
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
Hükümet, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun öngördüğü gibi ulusal mahkemeler
önünde tutuklu yargılanmalarına devam edilmesine baꢀvuranların itiraz etmediklerini
savunmaktadır.
Baꢀvuranlar, DGM’nin bir çok kez yineledikleri serbest bırakılma taleplerini
sistematik olarak reddettiğine dikkati çekmektedirler.
AĐHM, AĐHS’nin 35§1 maddesi uyarınca, genel olarak bilinen uluslararası hukuk
ilkelerinden anlaꢀıldığı üzere iç hukuk yolları tüketildikten sonra kendisine
baꢀvurulabileceğini hatırlatmaktadır. Bu kural öncelikle, kendi olanakları ve ulusal hukuk
düzeni içinde Savunmacı Devlet’e dava konusu durumu telafi etme yetisini verme
gerekliliğine dayanmaktadır. Bu kuralın amacı, Devletler’e aleyhlerinde iddia edilen
eksiklikleri giderme olanağını vermektir. Ancak bu kural otomatik olarak uygulanmamakta ve
kati niteliği bulunmamaktadır. Bu kurala riayet edilip edilmediğini kontrol ederken, dava
koꢀullarının gözönünde bulundurulması gerekir (Bkz. Van Oosterwijck-Belçika, 6 Kasım
1980).
AĐHM, bu hükmün “esneklik” ve “aꢀırı ꢀekilcilikle hareket etmeyerek” uygulanması
gerektiğini kabul etmektedir (Bkz. Cardot –Fransa, 19 Mart 1991 tarihli karar). Baꢀvuranın,
daha sonra AĐHM önünde dile getirmeyi düꢀündüğü ꢀikayetlerini öncelikle ulusal
mahkemeler önünde “en azından esası bakımından ve iç hukukta belirtilen süre ve koꢀullarda”
ortaya koyması yeterlidir (Bkz. Castells-Đspanya, 23 Nisan 1992 tarihli karar ve Akdivar ve
diğerleri-Türkiye, 16 Eylül 1996 tarihli karar).
Bu bağlamda AĐHM, baꢀvuranların mahkeme önündeki ꢀikayetin konusunun ulusal
yargılama sırasında incelendiğini gözlemlemektedir. Her duruꢀma sonunda, talep üzerine yada
ex officio karar veren DGM, baꢀvuranların tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir. Bu
koꢀullarda AĐHM, ulusal mahkemelerin aꢀırı olan tutukluluk haline son verme ve böylece
aleyhlerinde iddia edilen eksiklikleri önleme yada giderme olanağının bulunduğuna kanaat
getirmektedir (bkz. Acunbay-Türkiye, no: 61442/00 ve 61445/00).
Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmektedir. AĐHM, bu ꢀikayetin
AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve hiçbir
kabuledilemezlik gerekçesi ile ters düꢀmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla ꢀikayeti
kabuledilebilir ilan etmek uygun olacaktır.
B. Esas Hakkında
AĐHM, belirli bir durumda bir sanığın tutuklu yargılanma süresinin makul süre sınırını
geçmemesine özen göstermenin, ilk olarak ulusal hukuk mercilerinin üzerine düꢀen bir görev
olduğunu hatırlatmaktadır. Bu amaçla, masumiyet karinesi gözönünde bulundurularak, kiꢀisel
özgürlüğe saygı kuralı istisnasını ve serbest bırakılma taleplerini itiraz ettikleri kararlarında
gözönünde bulundurmayı haklı gösterecek gerçek bir kamu menfaati gerekliliğini ortaya
koyacak ve ortadan kaldıracak nitelikteki bütün koꢀulları incelemeleri gerekir. Esas itibariyle
sözkonusu kararlarda yer alan gerekçelere ve baꢀvurularında ilgililerin belirttiği
reddedilmeyen olaylara dayanarak, AĐHM, AĐHS’nin 5§3 maddesinin ihlal edilip
5