COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BAZ VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 76106/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
3 Mayıs 200  
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Davanın nedeni, altı Türk vatandaı Abdulkadir Baz, Sedrettin Dinar, Mahrem Bulut,  
Mehmet Akbalık, Tahsin Aktave Yusuf Sebuk’un (“bavuranlar”), 14 Eylül 2001 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı bavurudur (bavuru  
no. 76106/01).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Bavuranlar, sırasıyla 1984, 1970, 1964, 1958, 1962 ve 1961 doğumludur ve  
Diyarbakır’da yaamaktadır.  
Sözkonusu bavurunun yapılmasına neden olayların yaandığı tarihte Diyarbakır’daki  
HADEP1’ın aktif üyeleridirler.  
11 Temmuz 2002 tarihinde Diyarbakır DGM, Abdulkadir Baz ve Yusuf Sebuk’un  
beraatine karar vermitir. Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık aleyhindeki cezai takibat,  
AĐHM’ye yaptıkları bavuru tarihinde halen devam etmektedir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yakalanmalarını ve gözaltına alınmalarını haklı çıkaracak makul bir  
üphenin mevcut olmadığı hususunda ikayette bulunmulardır. Ayrıca bir hakim veya adli  
yetkisini kullanacak baka bir yetkili önüne çıkarılmadan haddinden uzun bir süre polis  
tarafından gözaltında tutuldukları hususunda ikayette bulunmulardır. ikayetlerini,  
AĐHS’nin ilgili kısımları aağıda kaydedilen 5 §§ 1. (c) ve 3. maddelerine dayandırmılardır:  
“1. Herkesin kii özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aağıda belirtilen haller ve yasada  
belirlenen yollar dıında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz: ...  
c) Bir suç ilediği hakkında geçerli üphe bulunan veya suç ilemesine ya da suçu iledikten sonra  
kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir  
kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; ...  
3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne  
çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest  
bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata  
bağlanabilir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35 § 1. maddesi bağlamında iç hukuk yollarının  
tüketilmesi gereğine uyulmadığı için bavuruyu reddetmesini istemitir. Bavuranların, yerel  
mahkemeler önünde ikayetlerini sunmadığını ve özellikle Ceza Muhakemeleri Usulü  
1 Halkın Demokrasi Partisi.  
2
Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca tutuklu yargılanmalarının yasallığına ve uzunluğuna itiraz  
etmediklerini ileri sürmütür.  
Bavuranlar, Hükümet’in iddiasına itiraz etmilerdir.  
Bavurunun sözkonusu kısmı, aağıda kaydedilen nedenlerden ötürü kabuledilmez  
olduğu için AĐHM, 5 § 1. madde bağlamındaki ikayetlerine ilikin olarak bavuranların  
AĐHS’nin 35 § 1. maddesi gereğince iç hukuk yollarını tüketip tüketmediklerini  
değerlendirmenin önemli olduğu kanısındadır.  
AĐHM, AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesinde değinilen makul üphenin, üpheli kiinin  
ilediği suçun bu aamada tespit edilmesi gerektiği anlamına gelmediğini yinelemektedir.  
Soruturmanın amacı, s anıklar aleyhinde ortaya konan suçların gerçekliği ve niteliğinin  
kanıtlanması gerektiğidir. 5 § 1. maddenin (c) paragrafı, polisin yakalama aamasında veya  
bavuran gözaltında tutulduğu sırada suçlamada bulunmak için yeterli deliller edinmiꢀ  
olmasını dahi gerektirmemektedir.  
Sözkonusu davada AĐHM, Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık’ın sırasıyla 2001 senesi  
Mayıs ve Haziran aylarında yakalanmasının, PKK’ya ilikin aktivitelere dahil olmaları  
hususunda ifadelerinin alınması üzerine gerçekletiğini belirtmektedir. 2001 senesi Ağustos  
ayında yakalanmaları ve gözaltına alınmalarına ilikin olarak AĐHM, bavuranların PKK’nın  
silahlı mücadelesinin balamasının yıldönümünü kutlamak üzere iddet içeren gösterilerin  
düzenlenmesinde yer alabilecekleri bilgisinin alınması üzerine gerçekletiğini de  
gözlemlemektedir.  
Bu koullar altında AĐHM, yukarıda kaydedilen hususların, bavuranların  
yakalanmasını haklı gösterecek “makul üphelerin” mevcut olduğu sonucunu destelemek için  
yeterli olduğu kanısındadır. Ayrıca bazı bavuranlar hakkında cezai takibat balatılmamasının  
ve bazılarının da beraat etmelerinin, 5 § 1 (c). madde uyarınca balıbaına makul üphenin  
mevcut olup olmadığı sorusunu ortaya koymadığı kanısındadır. Bu nedenle, bavurunun  
sözkonusu kısmı AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça temelden yoksundur.  
Bavuranların 5 § 3. madde bağlamındaki ikayetlerine ilikin olarak AĐHM, daha  
önce benzer davalarda Hükümet’in ilk itirazlarını incelemive reddetmiolduğunu  
yinelemektedir. AĐHM ayrıca sözkonusu davada yukarıda kaydedilen bavuruda vardığı  
sonuçlardan farklı sonuçlara varmasını gerektirecek özel koulların mevcut olmadığı  
sonucuna varmaktadır.  
Yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, Hükümet’in bu balık altındaki ilk itirazlarını  
reddetmektedir.  
Bununla birlikte AĐHM, 2001 senesinde Mahrem Bulut’un Mayıs ayındaki üç günlük  
ve Mehmet Akbalık’ın Haziran ayındaki bir günlük gözaltı sürelerinin, 5 § 3. maddenin  
ivedilik gereğine uygun olduğu kanısındadır. Bu nedenle, sözkonusu üç bavuranın  
ikayetleri, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddesi uyarınca temelden yoksun olduğu için  
reddedilmelidir.  
Sonuç olarak, AĐHM Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’ın 2001 senesi Ağustos  
ayında polis tarafından gözaltına alınma sürelerinin uzunluğuna ilikin ikayetlerinin  
AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, bu  
3
ikayetin kabuledilmez olduğuna karar vermek için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle  
kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
Hükümet, bavuranların polis gözetimi altında tutulma sürelerinin uzunluğunun, o  
tarihte yürürlükte olan karara uygun olduğunu ileri sürmütür. Đlgili hukukun o tarihten bu  
yana AĐHM içtihatına uygun olarak değitirildiğini belirtmitir.  
Bavuranlar iddialarını yinelemilerdir.  
AĐHM, bavuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının on gün sürmüꢀ  
olduğunu belirtmektedir. Bragon ve Diğerleri davasında adli kontrol olmaksızın dört gün altı  
saat süren alıkonmanın, bir bütün olarak toplumu terörizme karı koruma amacını taısa dahi  
AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin kesin zaman kısıtlamaları dıında kaldığına karar vermiꢀ  
olduğunu yinelemektedir.  
Bavuranların sanık olarak yer aldığı aktivitelerin ciddi nitelikte olduğu kabul edilse  
dahi, AĐHM bir hakim veya adli yetkisini kullanmak üzere kanunca görevlendirilmibir  
yetkili önüne çıkarılmadan on gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunu kabul  
edemez.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların herbiri, maddi ve manevi zarar için 7,000 Euro (yedi bin Euro) tazminat  
talep etmitir.  
Hükümet, meblağlara itiraz etmitir.  
AĐHM, maddi tazminat hususunda iddialarını kanıtlayamadığını gözlemlemitir; bu  
nedenle reddetmitir. Ancak, eit temellere dayanarak manevi zarar için bavuranların  
herbirine – Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’a – 3,000 Euro tazminat ödenmesine karar  
vermitir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuranlar ayrıca yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapılan masraflar için 5,225  
Euro tazminat talep etmitir.  
Hükümet, meblağa itiraz etmitir.  
4
AĐHM içtihatı gereğince bir bavuran, gerçekten gerektiği için uğratılmıolduğunu ve  
miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraf ve harcamalarının tazminine hak  
kazanır. Sözkonusu davada mevcut bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri gözönüne alan  
AĐHM, yerel davalardaki masraf taleplerini reddetmektedir ve AĐHM önündeki davalar için  
Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’a toplam 1,000 Euro ödenmesini makul kabul  
etmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğu  
kanısındadır.  
BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. 2001 senesinde Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’ın polis tarafından gözaltına alınma  
sürelerinin uzunluğuna ilikin ikayetlerinin kabuledilebilir ve bavurunun kalan kısmının  
kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) sorumlu Devletin bavurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden sorumlu  
Devlet’in para birimine çevrilmek üzere, aağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:  
(i) Manevi tazminat için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’a 3,000 Euro (üç bin Euro);  
(ii) Mahkeme masrafları için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Akta’a toplam 1,000 Euro  
(bin Euro);  
(iii) Yukarıda kaydedilen meblağlara uygulanabilecek her tür vergi;  
(b) Yukarıda kaydedilmiolan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluacak faiz  
oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü  
olduğuna karar vermi,  
5. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 3 Mayıs 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
5