HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin adli yardım talebini reddetmesinin,
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen mahkemeye eriꢀim hakkını ihlal ettiğini iddia
etmektedir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde
baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, dosyada bulunan unsurların incelenmesinin ardından karara
bağlanan adli yardım verilmesine iliꢀkin bir zorunluluğun bulunmadığını belirtmektedir.
Hükümet’e göre, mahkeme harcını ödemek için yeterli geliri olan baꢀvuranın yoksulluğunu
kanıtlaması gerekmekteydi.
Baꢀvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.
Mahkemeye eriꢀim hakkı çerçevesinde mahkeme harcı ile ilgili olarak genel ilkeler
kapsamında AĐHM, Bakan kararına atıfta bulunmaktadır.
Mevcut davada, AĐHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek Đdare
Mahkemesi’nin davanın açılmamıꢀ sayılacağına neden olacağını belirtmektedir. Dolayısıyla
yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesi önünde bir kısıtlama meydana gelmiꢀtir.
AĐHM, talep edilen mahkeme harcı miktarının yaklaꢀık 650 Euro olduğunu kaydetmektedir.
AĐHM, üç ayda bir sadece 180 Euro yani aylık 60 Euro geliri olan baꢀvuran açısından
sözkonusu miktarın yüksek olduğu görüꢀündedir. Mehmetçik Vakfı tarafından 2.000 Euro
almıꢀ olsa dahi, AĐHM, ödenen maaꢀ dıꢀında hiçbir geliri olmayan baꢀvuranın genel
ekonomik durumunun, olayların meydana geldiği dönemde iki asgari maaꢀtan fazlasına
tekabül eden mahkeme harcını ödeme imkanı sağlamadığına ikna olmuꢀtur.
AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım
yapmak istemesini meꢀru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Oysa mevcut davada,
Hükümet’in savunduğunun aksine, muhtar tarafından düzenlenen 17 Kasım 2004 tarihli belge
ile baꢀvuranın yoksulluğunu gösterdiği sonucuna ulaꢀılmaktadır. Buna karꢀın ilgili ulusal
mahkeme, adli yardım verilmesinin reddini hiçbir ꢀekilde gerekçelendirmemiꢀ ve baꢀvuranın
sağlık durumunu göz önüne almamıꢀtır. Bununla birlikte AĐHM, Türk yasama erki tarafından
yürürlüğe konan adli yardım sisteminin yargılamaya iliꢀkin gerekli tüm güvenceleri
sunmadığını gözlemektedir; bu görevin adli makamlara, daha açık olarak adli yardım
talebinin yapıldığı mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği
hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine iliꢀkin karar nihaidir ve
baꢀka hiçbir baꢀvurunun konusu yapılamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca
mahkemeye sunulan yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır.
3