CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BEK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:23522/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Nisan 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (23522/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Mahir Bek’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16 Haziran 2005 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından M. Bayat tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1982 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.  
Bavuran, denizci olarak askerlik görevini yaparken bir kavga sırasında sol el bilek sinirlerine  
darbe almıtır. Bavuran, bir kısım hareket yeteneğini kaybetmitir.  
Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin 3 Kasım 2003 tarihli raporuna göre, bavuran askerliğe  
elverili durumda bulunmamaktaydı. Dolayısıyla bavuran askerlik hizmetinden muaf  
tutulmutur.  
Belirtilmeyen bir tarihte, bavuran, ekonomik durumu nedeniyle adli yardım talebinde  
bulunarak Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nde tazminat davası açmıtır.  
Bu süre zarfında, 27 ubat 2004 tarihinde, Mehmetçik Vakfı, dördüncü derece sakatlık için  
bavurana, olayların meydana geldiği dönemde yaklaık 2.000 Euro’ya tekabül eden  
3.441.690.000 TL tutarında maddi yardımda bulunmutur. Ayrıca Vakıf tarafından bavurana  
üç aylık 300 TL (yaklaık 180 Euro) maabağlanmıtır. Sözkonusu miktar günümüzde 500  
TL’ye (yaklaık 230 Euro) yükseltilmitir.  
13 Ekim 2004 tarihli bir kararla, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, yasa ile öngörülen  
koulların bir araya gelmediği gerekçesi ile adli yardımda bulunmaya gerek olmadığına karar  
vermitir. Ayrıca mahkeme, bavuranın otuz günlük süre içerisinde mahkeme harcını  
ödemesine karar vermitir.  
25 Kasım 2004 tarihinde, bavuran, bavuranın hiçbir geliri olmadığını ve yoksul durumda  
yaadığını gösteren muhtar tarafından 17 Kasım 2004 tarihinde düzenlenmiyoksuluk  
belgesine dayanarak yeniden adli yardım talebinde bulunmutur.  
1 Aralık 2004 tarihli bir kararla, dosyayı inceleyen Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, Hukuk  
Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 465. maddesinde sıralanan ödeme koullarını karılamağı  
gerekçesi ile sözkonusu talebi reddetmitir. Ayrıca mahkeme, otuz günlük süre içerisinde  
mahkeme harcının yani 1.125.000.000 TL’nin (yaklaık 650 Euro) ödenmemesi durumunda  
davanın açılmamısayılacağını belirtmitir.  
Bavuran sözkonusu miktarı ödeyemediğinden, 26 Ocak 2005 tarihli bir kararla Askeri  
Yüksek Đdare Mahkemesi davanın kayıttan düürülmesine karar vermitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin adli yardım talebini reddetmesinin,  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen mahkemeye eriim hakkını ihlal ettiğini iddia  
etmektedir.  
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde  
bavurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, dosyada bulunan unsurların incelenmesinin ardından karara  
bağlanan adli yardım verilmesine ilikin bir zorunluluğun bulunmadığını belirtmektedir.  
Hükümet’e göre, mahkeme harcını ödemek için yeterli geliri olan bavuranın yoksulluğunu  
kanıtlaması gerekmekteydi.  
Bavuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.  
Mahkemeye eriim hakkı çerçevesinde mahkeme harcı ile ilgili olarak genel ilkeler  
kapsamında AĐHM, Bakan kararına atıfta bulunmaktadır.  
Mevcut davada, AĐHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek Đdare  
Mahkemesi’nin davanın açılmamısayılacağına neden olacağını belirtmektedir. Dolayısıyla  
yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesi önünde bir kısıtlama meydana gelmitir.  
AĐHM, talep edilen mahkeme harcı miktarının yaklaık 650 Euro olduğunu kaydetmektedir.  
AĐHM, üç ayda bir sadece 180 Euro yani aylık 60 Euro geliri olan bavuran açısından  
sözkonusu miktarın yüksek olduğu görüündedir. Mehmetçik Vakfı tarafından 2.000 Euro  
almıolsa dahi, AĐHM, ödenen maaında hiçbir geliri olmayan bavuranın genel  
ekonomik durumunun, olayların meydana geldiği dönemde iki asgari maatan fazlasına  
tekabül eden mahkeme harcını ödeme imkanı sağlamadığına ikna olmutur.  
AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım  
yapmak istemesini meru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Oysa mevcut davada,  
Hükümet’in savunduğunun aksine, muhtar tarafından düzenlenen 17 Kasım 2004 tarihli belge  
ile bavuranın yoksulluğunu gösterdiği sonucuna ulaılmaktadır. Buna karın ilgili ulusal  
mahkeme, adli yardım verilmesinin reddini hiçbir ekilde gerekçelendirmemive bavuranın  
sağlık durumunu göz önüne almamıtır. Bununla birlikte AĐHM, Türk yasama erki tarafından  
yürürğe konan adli yardım sisteminin yargılamaya ilikin gerekli tüm güvenceleri  
sunmağını gözlemektedir; bu görevin adli makamlara, daha açık olarak adli yardım  
talebinin yapıldığı mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği  
hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri  
Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine ilikin karar nihaidir ve  
baka hiçbir bavurunun konusu yapılamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca  
mahkemeye sunulan yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır.  
3
Sözkonusu taraflar, bir duruma boyunca gerektiği ekilde dinlenmemive itirazlarını sunma  
imkanı bulamamılardır (Ciğerhun Öner-Türkiye, bavuru no: 33612/03, 20 Mayıs 2008).  
Mevcut davada, AĐHM, adli yardım talebinin reddinin, bavuranı, davasının bir mahkeme  
tarafından görülmesi imkanından tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir (bkz, Sabri  
Aslan ve diğerleri – Türkiye, bavuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).  
Dava koullarının tamamı göz önüne alındığında, AĐHM, bavuranın, Ankara Askeri Yüksek  
Đdare Mahkemesi önünde, somut ve etkili bir ekilde eriim hakkından yararlanamadığını  
tespit etmektedir. Bu durumda Devlet, AĐHS’nin 6/1. maddesinin gereklerine uygun olarak  
mahkemeye eriim hakkını düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemitir ve bu alanda  
kendisine tanınan takdir payını atır (sözü edilen Tunç).  
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ve 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamındaki ikayetini ileri sürmek için iç hukukta  
bavuru yolunun bulunmamasından ve bavurusunun esasına ilikin inceleme yaptırma  
imkanının bulunmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinden ikayetçi olmaktadır.  
Bavuran, bu hususlarla ilgili olarak AĐHS’nin 13. maddesine (AĐHS’nin 6. maddesi ile  
birlikte) ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM, sözkonusu ikayetlerin yukarıda incelenen ikayetlerle bağlantılı olduğu ve  
dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiği kanaatindedir.  
Bununla birlikte, AĐHS’nin 6/1 maddesine ilikin tespit göz önüne alındığında, AĐHM,  
mevcut davada ihlal edilmiolsalar dahi sözkonusu hükümleri ayrıca incelemeye gerek  
olmadığı kanaatindedir (bkz, sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit – Türkiye, bavuru no:  
52658/99, 17 Temmuz 2007; Serin-Türkiye, bavuru no: 18404/04, 18 Kasım 2008).  
III. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLER HAKKINDA  
Bavuran, son olarak, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi hakimlerinin bağımsız ve tarafsız  
olmamalarından ikayetçidir. Bu bağlamda bavuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
Yavuz-Türkiye (bavuru no: 29870/96, 25 Mayıs 2000) kararına atıfta bulunan AĐHM,  
sözkonusu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulamaktadır.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, bavuran, 70.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi  
tazminat talep etmektedir.  
4
Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, maddi tazminat ile ilgili, AĐHS’nin 6/1 maddesine aykırı olarak, adli yardım talebinin  
reddedilmesi nedeniyle bir bavuranın, mahkemeye eriim hakkından yararlanamadığı  
sonucuna ulağında, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için prensip olarak en uygun yolun,  
ilgilinin isteği üzerine, davanın yenilenmesi ya da dosyanın yeniden açılması olacağı  
kanaatindedir (sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit; Ciğerhun Öner-Türkiye; Sabri Aslan  
ve diğerleri-Türkiye, bavuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).  
Manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavurana 3.000 Euro  
ödenmesine hükmetmektedir.  
Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.945 Euro talep  
etmektedir. Bavuran, belge olarak, avukatı tarafından hazırlanan çalıma makbuzunu, Ankara  
Barosu avukatlık ücret tarifesini ve çeviri masraflarına bir belgeyi sunmaktadır.  
Sahip olduğu unsurları ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, bavurana  
2.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun mahkemeye eriim hakkı, mülkiyete saygı ve etkili bavuru yolu kapsamında  
yapılan ikayetlere ilikin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez  
olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan  
ikayetleri ayrıca incelemeye gerek olmadığına;  
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine;  
i) her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;  
ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) yargılama masraf ve gideri;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 20 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5
6