BEKTAꢀ VE ÖZALP – TÜRKĐYE KARARI
AĐHM öncelikle, Erdinç Arslan’ı 5 Ekim 1999 tarihinde öldüren polis memurlarının
12 Ekim 1999 tarihine kadar sorgulanmadıklarını gözlemler. AĐHM’ye göre, cinayetlerle
ilgili bir soruꢁturmada baꢁ ꢁüphelilerin sorgulanmasında yaꢁanan yedi günlük bir erteleme,
gerekli titizliliğin gösterilmediğini ifade eder. Bu durum, hukuki merciler ve polis arasında
hileli itilaf olduğu görüntüsü ortaya koymakla kalmayıp, müteveffanın yakınlarında - ve aynı
zamanda genel olarak toplumda - güvenlik gücü mensuplarının, eylemlerinden hukuki
mercilere karꢁı sorumlu olmadıkları bir otorite boꢁluğunda hareket ettikleri düꢁüncesinin
oluꢁmasına yol açabilmesi de mümkündür. Ayrıca, polis memurlarının zamanında
sorgulanmamaları ve bu kimselerin polis olarak çalıꢁmaya devam etmeleri, hileli itilaf riskini
doğurmuꢁtur (bkz. Ramsahai ve Diğerleri – Hollanda [BD], 52391/99).
Đkinci olarak, soruꢁturmada görev alan polis memurlarının baꢁlangıç soruꢁturmasını da
yürüttüğü ve kurꢁun, boꢁ kovan ve silah gibi önemli delilleri topladığı kaydedilmelidir.
AĐHM, baꢁvuran Gülay Özalp’in kardeꢁini öldüren polis memurlarının kritik delilleri
toplamalarına izin verilmesinin, cezai yargılamanın bütününün bağımsızlığına halel getireceği
cihetle ciddi olduğu kanısındadır (diğerlerinin yanı sıra bkz. Ramsahai).
Üçüncü olarak, AĐHM, davayı gören mahkemenin, müteveffa Erdinç Arslan ve
Mustafa Köprü’nün iddialara göre ateꢁ açma sayısıyla ilgili verilen çeliꢁkili bilgileri açıklığa
kavuꢁturamaması karꢁısında hayrete düꢁmüꢁtür. Đlk polis raporuna göre, Erdinç Arslan’ın
dairesinden çeꢁitli kereler ateꢁ açılmıꢁ, peꢁinden polis ile daire sakinleri arasında çapraz ateꢁ
yaꢁanmıꢁtır. Öte yandan, operasyonda aktif görev alan Özel Tim’de görevli iki polisin verdiği
bilgiye göre, çapraz ateꢁ açılmamıꢁtır, Erdinç Arslan ve Mustafa Köprü’nün saklandığı
odadan tek bir ateꢁ açılmıꢁtır.
Dördüncü olarak, dava dosyasında, Erdinç Arslan’ın dairesinde bulunduğu iddia
edilen iki silahın, müteveffa ya da Mustafa Köprü tarafından kullanılıp kullanılmadığının
tespiti için parmak izi incelemesine alındığına iliꢁkin bilgi bulunmamaktadır. Bu durum,
açılan ateꢁle ilgili yukarıda ifade edilen tutarsız bilginin aydınlığa kavuꢁturulamaması
sorununu daha da alevlendirmiꢁtir.
AĐHM, polislerin ölüme sebebiyet verici güç kullandığı benzer operasyonlar için
Türkiye hakkındaki açılan davalarla ilgili birkaç kararında, olay hakkındaki
değerlendirmesini, olaydan kopuk bir bakıꢁ açısı ile, olayın sıcağıyla karꢁılık vermek zorunda
kalmıꢁ memurların değerlendirmesinin yerine koyamayacağına hükmetmiꢁ, baꢁka türlü bir
hükme varmanın Devletler ve görevini ifa etmekte olan kolluk kuvvetleri üzerine gerçekçi
olmayan bir yük getirmek, belki de bunların ve diğerlerinin hayatını tehlikeye atmak anlamına
geleceğini değerlendirmiꢁtir (bkz. Gülen - Türkiye, 28226/02; Kasa; Yüksel Erdoğan ve
Diğerleri - Türkiye, 57049/00; Perk ve Diğerleri - Türkiye, 50739/99). Öte yandan, mevcut
davada, operasyonun doğru biçimde planlanmaması ve soruꢁturmadaki yukarıda belirtilen
eksikliklerden dolayı, Hükümet, polislerin olayın sıcağıyla hareket etmek zorunda kaldıklarını
ve baꢁvurdukları ölüme sebebiyet verici gücün kesinlikle gerekli olduğunu AĐHM’ye tatmin
edici bir biçimde kanıtlayamamıꢁtır.
Buna göre, baꢁvuran Gülay Özalp’in kardeꢁi Erdinç Arslan’ın öldürülmesiyle ilgili
olarak AĐHS’nin 2. maddesi ihlal edilmiꢁtir.
8