A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet baꢀvuranın tapusunun iptal edildiğini öne sürerek tazminat davası açabileceğini
savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda, taꢀınmazları kıyı kenar ꢀeridinde yer alan ve tapuları
iptal edilen mülk sahiplerinin adli makamlardan telafi talep edebileceklerine dair Yargıtay’ın
Ekim ve Kasım 2007 tarihli kararlarına atıfta bulunmaktadır. Hükümet, özellikle, Yargıtay 4.
Dairesi’nin, Samandağ Asliye Mahkemesi’nin kıyı kenar ꢀeridinde yer alan taꢀınmazın
Hazine adına tescil edilmesi dolayısıyla açılan tazminat talebini reddettiği kararını,
9
Temmuz 2007 tarihli kararı ile bozduğunu ifade etmektedir. Yargıtay davayı incelenmek
üzere tekrar ilk derece mahkemesine göndermiꢀtir.
Baꢀvuran Hükümetin argümanlarına karꢀı çıkarak iç hukukta nihai hale gelen bir hükme karꢀı
ulusal merciler nezdinde baꢀvuruda bulunulabilecek ve tazminat talebini öne sürecek
müracaat yollarının mevcut olmadığını iddia etmektedir. Yargıtay’ın 9 Temmuz 2007 tarihli
kararına dair dava ise ilk derece mahkemesinde halen derdesttir.
AĐHM, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye (no: 1262/02, 30 Mayıs 2006) kararında tapu kaydının
iptalinden kaynaklanan zararın telafisi için veya tazminat almak için dava açılabileceğine dair
Hükümetin itirazını, sözkonusu baꢀvuru yolunun tapu kaydının gayrımeꢀru ꢀekilde iptali
hallerinde geçerli olduğu gerekçesiyle reddittiğini hatırlatır. Oysa bu baꢀvuruda, Samandağ
Asliye Hukuk Mahkemesi kıyı kenar ꢀeridinde yer alan taꢀınmazların özel bir mülke ait
olamayacağına dair yasal bir hükme dayanarak baꢀvuranın tapu senedini iptal etmiꢀtir (Bkz.
Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye kararı no: 75606/01, 10 Mayıs 2007). Ayrıca Yargıtay’ın
AĐHM içtihadı ile uyumlu bu içtihadı baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu duruma geçmiꢀe dönük
olarak uygulanamamaktadır. Üstelik Hükümet henüz kıyı kenar ꢀeridinde yer alan
taꢀınmazların tapularının iptal edilmesiyle maliklerine tazminat ödenmesini öngören ve nihai
hale gelen herhangi bir karar sunmamıꢀtır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvuruların dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
Hükümet iç hukuktaki ilgili hüküm gereğince kıyı kenar ꢀeridinde yerleꢀik bir taꢀınmazın özel
mülkiyet adına tapu siciline tescil edilmesinin sözkonusu olamayacağını belirtmektedir. Bu
baꢀvuruda taꢀınmazın baꢀvuran adına kaydedilmesi olayların meydana geldiği dönemde
Anayasa’nın ve diğer ilgili yasaların ihlal edilmesiyle gerçekleꢀmiꢀtir. Bu nedenle Samandağ
Asliye Hukuk Mahkemesi baꢀvuranın tapu senedini iptal etmiꢀtir. Bu doğrultuda adı geçene
bir tazminat ödenmemiꢀtir.
AĐHM’ye göre baꢀvuranın mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.
maddesinin birinci bendinin ikinci paragrafı uyarınca mülkiyetten «yoksun bırakma» olarak
değerlendirilmektedir.
AĐHM baꢀvuranın bu baꢀvuruda öne sürdüğüne benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini
ve Ek 1 no’lu protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü
edilen N.A. vd). AĐHM bunun yanı sıra taꢀınmazın değeri ile orantılı, makul bir meblağ
ödemeksizin mülkiyetten yoksun bırakmanın genel itibarıyla aꢀırı olarak nitelendirilebilecek
3