CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BEYAZ-TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 16254/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
1 Temmuz 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (16254/02) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı Hasan  
Beyaz’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 21 Aralık 2001 tarihinde Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran AĐHM önünde Ankara barosu avukatlarından N. Bael tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1948 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedir.  
Bavuran, olayların meydana geldiği dönemde memurdu ve Tunceli Karayolları Genel  
Müdürğü’nde (“Genel Müdürlük”) yapı teknisyeni olarak çalımaktaydı. Bavuran aynı  
zamanda Enerji-Yapı Yol-Sen üyesidir.  
Bavuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin isteği üzerine, 17 Ekim 2001 tarihli bir kararla,  
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Sinop’a tayin edilmitir.  
Bu karar 19 Ekim 2001 tarihinde bavurana tebliğ edilmitir.  
Bavuran, 1 Kasım 2001 tarihinde, emekliliğine az bir süre kaldığını belirterek Genel  
Müdürlükten tayin yerinin değitirilmesini ve emekli olduğunda ailesi ile birlikte yerlemeyi  
ündüğü Bursa’ya tayin edilmeyi talep etmitir.  
Aynı gün, Genel Müdürlük bu talebi kabul etmitir.  
Bavuran, 15 Ocak 2002 tarihinde emekliye ayrılmıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 11. VE 14. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, hakkında alınan tayin kararının, yürüttüğü siyasi ve sendikal faaliyetler nedeniyle  
alındığını ve bunun dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hakkına yönelik bir ihlali tekil  
ettiğini belirtmektedir. Bavuran bununla ilgili olarak AĐHS’nin 11. ve 14. maddelerine atıfta  
bulunmaktadır.  
AĐHM, bavuran tarafından dile getirilen olayların daha çok AĐHS’nin 11. maddesi  
kapsamında olduğuna kanaat getirmekte ve bavuran tarafından dile getirilen ikayetleri  
sadece bu açıdan incelemeye karar vermektedir.  
Hükümet, bavuranın sendika üyesi olması ile tayin edilmesi arasında herhangi bir bağlantı  
olmadığını vurgulayarak bavuranın iddiasına karı çıkmaktadır. Hükümet, ne AĐHS’nin 11.  
maddesinin ne kiinin sendika üyesi olmasının, memurun farklı görev ya da bölgelere olası  
tayinini engelleyecek bir husus tekil ettiğini belirtmektedir.  
2
AĐHM, Akat-Türkiye, Bulga ve diğerleri-Türkiye (no:43974/98, 20 Eylül 2005), ErtaAydın  
ve diğerleri-Türkiye, (no: 43672/98, 20 Eylül 2005), Soysal ve diğerleri-Türkiye, (no:  
54461/00 ve 55922/00, 15 ubat 2007) davalarında buna benzer olayları incelediğini  
hatırlatmaktadır.  
Mevcut davada, incelemesine sunulan unsurlardan hareketle AĐHM, bavuranın, yetkili  
makamların sendikal faaliyetleri nedeniyle kendisini tayin ettiklerini hiçbir ekilde ortaya  
koyamadığını tespit etmektedir (Kızılkaya-Türkiye, no: 50690/99, 20 Kasım 2007 tarihli  
karar).  
AĐHM, dava olaylarını ve tarafların iddialarını bir bütün olarak inceledikten sonra, bavuranın  
aleyhinde alınan tayin kararının, bavuranın sendikal faaliyetler yürütmesine yönelik bir  
müdahale tekil ettiğinin ortaya konmadığı kanaatindedir (Soysal ve diğerleri, adı geçen).  
Bu nedenle AĐHM bavurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası uyarınca  
açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi  
gerektiğine karar vermektedir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan tayin kararına itiraz edebileceği  
etkili hiçbir bavuru yolunun bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal  
edildiğinden ikayet etmektedir. AĐHM, bavuran tarafından dile getirildiği ekliyle  
ikayetin, 13. madde kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet, memurların statüsünün 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile düzenlendiğini  
belirtmektedir. Kamu hizmetine ilikin kurallar, “kamu yararı” kavramı üzerine kuruludur ve  
kamu kurumlarının takdir hakkı içeren yetkileri bulunmaktadır. Hükümet, memurların ie  
alınmalarına, kariyerlerine ve görevlerine son verilmesine ilikin hususların, genel kural  
itibariyle, AĐHS’nin uygulama alanlarının dıında kaldığını belirtmektedir.  
Bavuran bu iddiaya itiraz etmektedir.  
AĐHM ilke olarak AĐHS’nin, bir memurun taraf olduğu davalarda uygulandığını  
hatırlatmaktadır (Vilho Eskelinen ve diğerleri-Finlandiya [Büyük Daire], no: 63235/00, 19  
Nisan 2007 tarihli karar; Kızılkaya, adı geçen).  
Bu nedenle AĐHM, bu itirazı reddetmektedir. AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas Hakkında  
Bavuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin kararıyla tayin olan bir memur tarafından açılan  
ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca reddedilen bir kararın  
iptali davasına atıfta bulunmaktadır. Bavuran, bu nedenle ulusal makamlar nezdinde  
sözkonusu kararlara itiraz etmesini sağlayacak bavuru yollarının bulunmadığını  
belirtmektedir.  
3
Bavuranın iddiasına karı Hükümet, içeriği aynı olan baka davalarda daha önce dile  
getirilen görülerini yinelemektedir (Bkz., örneğin, ErtaAydın ve diğerleri, adı geçen).  
Mevcut davada AĐHM, dava dosyasında yer alan unsurların her ne kadar bavuranın sendikal  
hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaya yetmemiolsa da, bu durumun 11. madde uyarınca  
yapılan ikayetin savunulabilirliğini engelleyemeyeceği kanaatindedir. AĐHM’nin esasa  
ilikin kararı, AĐHS’nin 13. maddesine uygun olarak ulusal makamlar önünde etkili bir  
bavuru yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır (Soysal ve diğerleri, adı geçen).  
AĐHM, AĐHS’nin 11. maddesinin kamu güçlerinin sahip oldukları yetkileri kullandıkları  
sırada meydana gelebilecek her türlü keyfi müdahaleye karı bireyin korunmasını  
amaçlağını belirterek, özellikle de tayin konusunda geniimtiyazlara sahip olan Olağanüstü  
Hal Bölge Valisinin kararlarının adli denetimden yoksun oluunun, bavuranı muhtemel  
suiistimalleri engelleyecek güvencelerden yoksun bıraktığını tespit etmektedir (mutatis  
mutandis, Sorensen-Danimarka ve Rasmussen-Danimarka [Büyük Daire], no: 52562/99 ve  
52620/99, 11 Ocak 2006 tarihli karar, Soysal ve diğerleri, adı geçen).  
Bu alandaki yerleik içtihadı uyarınca (diğerleri arasında Metin Turan-Türkiye, no: 20868/02,  
14 Kasım 2006; Bulga ve diğerleri, Kızılkaya, adı geçen) ve bu içtihadından ayrılmasını  
gerektirecek koulların mevcut olmaması nedeniyle AĐHM, Olağanüstü Hal Bölge Valisi  
tarafından bavuran aleyhinde alınan tayin kararına karı iç hukukta ulusal makamlar önünde  
itiraz edilmesini sağlayacak bavuru yolunun bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 13.  
maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.  
III. AVRUPA SOSYAL ARTI’NIN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran ayrıca Avrupa Sosyal artı’nın 5. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 32. maddesi uyarınca kullandığı yetkisinin, Sözleme ve Protokollerinin  
yorumu ve uygulanmasına ilikin konuları kapsadığını hatırlatmaktadır (mutatis mutandis,  
Djaoui-Fransa, no: 5107/04, § 64, 4 Ekim 2007). Bu nedenle bu bavuru, AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. fıkrası uyarınca ratione materiae bakımından AĐHS hükümleri ile  
bağdamamaktadır ve 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
“AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran uğradığı manevi zarar için 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.  
4
AĐHM, bavuranın, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından aleyhinde alınan karara karı iç  
hukukta ulusal mahkemeler önünde itiraz etmesini sağlayacak bir bavuru yolunun  
bulunmaması nedeniyle manevi zarara uğradığını tespit etmektedir (Ademyılmaz ve diğerleri-  
Türkiye, no: 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606/98, §  
52, 21 Mart 2006 tarihli karar). AĐHM, hakkaniyete uygun olarak bavurana 500 Euro manevi  
tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran aynı zamanda AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar  
için 1.000 Euro talep etmekte, bu iddialarını destekleyecek hiçbir açıklayıcı belge  
sunmamaktadır.  
Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut davada, bavuranın iddialarını  
destekleyecek belgelerin bulunmaması nedeniyle AĐHM masraf ve harcamalara ilikin talebi  
reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 13. maddesine ilikin olarak dile getirilen ikayetin kabuledilebilir, geri kalan  
kısmının ise kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana 500 (beyüz) Euro manevi  
tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkralarına uygun olarak 1 Temmuz 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5