AĐHM bu bağlamda, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi’nin polis memurlarının yeterli
uyarıda bulunmadan göstericileri yakaladıklarına iliꢀkin kararını göz önüne almıꢀtır. Bu
nedenle, polisin göstericilerin barıꢀçı toplantısına acele bir tepki vermesinin, kargaꢀa yarattığı
ve ardından polis memurlarının orantısız güç kullanmasının, baꢀvuranın da aralarında
bulunduğu bazı göstericilerin yaralanmasına neden olduğu anlaꢀılmaktadır.
AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında Hükümet’in, aldığı yaraların sağlık raporuyla
doğrulandığı baꢀvurana karꢀı kullanılan gücün derecesini açıklamak ya da haklı göstermek
için dayanak teꢀkil eden ikna edici ya da inandırıcı iddialar ortaya koyamadığı kanaatindedir.
Sonuç olarak, baꢀvuranın aldığı yaraların sorumluluğu Devlet’e ait olan bir muamelenin
sonucu olduğuna karar vermiꢀtir.
Sonuç olarak, 3. madde esas açısından ihlal edilmiꢀtir.
B. Etkin bir soruꢁturma yürütülmediği iddiası
AĐHM 3. maddenin aynı zamanda yetkili makamların, “tartıꢀılabilir” olduklarında ve
“makul bir ꢀüphe ortaya koyduklarında”, kötü muamele iddialarını soruꢀturmalarını
gerektirdiğini yinelemektedir. AĐHM içtihadında tanımlanan asgari etkinlik standartları,
soruꢀturmanın bağımsız, tarafsız ve kamu denetimine tabi olması gereklerini içermektedir.
Ayrıca, yetkili makamlar örnek teꢀkil eden bir titizlik ve dakiklikle hareket etmelidir. Buna ek
olarak, AĐHM AĐHS kapsamındaki hakların, kuramsal ya da yanıltıcı değil, pratik ve etkin
olduğunu hatırlatmaktadır. Bu nedenle, bu tür davalarda, yapılan etkin soruꢀturma
sorumluların tespit edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayabilmelidir.
AĐHM, Davalı Devlet’in 3. madde uyarınca baꢀvuranın aldığı yaralar için sorumlu
olduğu sonucuna varmıꢀtır. Bu nedenle, etkili bir soruꢀturma yapılması gerekmektedir.
AĐHM mevcut davada Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı tarafından baꢀvuranın
iddialarına iliꢀkin soruꢀturma baꢀlatıldığını gözlemlemektedir. Soruꢀturma, Ağır Ceza
Mahkemesi’nin Cumhuriyet Savcısı’nın polis memurları aleyhinde kötü muamele iddialarına
iliꢀkin kovuꢀturma baꢀlatmamaya iliꢀkin kararını onayladığı 30 Aralık 2004’te sona ermiꢀtir.
Dava dosyasında bulunan belgeleri inceleyen AĐHM, Cumhuriyet Savcısı’nın soruꢀturmayı
yürütme ꢀeklinde görülen aksamaların soruꢀturmanın etkinliği üzerinde etkili olduğu
kanaatindedir.
Đlk olarak Cumhuriyet Savcısı soruꢀturma sırasında suçlanan polis memurlarının
ifadesini almaya çalıꢀmamıꢀtır. Bunun yerine, kullandıkları gücün orantılı olduğu sonucuna
varırken polis memurları tarafından hazırlanan olay tutanağını dayanak olarak almıꢀtır. Đkinci
olarak, AĐHM Cumhuriyet Savcısı’nın olay günü görevli olan polis memurlarının kimliklerini
tespit etmek için ciddi bir giriꢀimde bulunmadığını kaydetmektedir. Bu bağlamda,
baꢀvurandan hiçbir zaman polis fotoğraflarını kontrol ederek ya da teꢀhis amaçlı yüzleꢀtirme
yoluyla yakalanması sırasında kendisine kötü muamelede bulunan polis memurlarını teꢀhis
etmesi istenmemiꢀtir. Üçüncü olarak, Cumhuriyet Savcısı olay günü baꢀvuranla birlikte
yakalanan kiꢀilerinki gibi potansiyel görgü tanıklarının ifadelerini elinde tutmamıꢀtır.
AĐHM yukarıda kaydedilenler ıꢀığında yerel makamların, baꢀvuranın kötü muamele
iddialarına iliꢀkin etkili ve bağımsız bir soruꢀturma yürütmedikleri sonucuna varmaktadır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 3. maddesi usul açısından ihlal edilmiꢀtir.