yaklaşık olarak üç ay sonra, 17 Ocak 2000 tarihinde, AİHM’ye yapıldığını gözlemler. Bu
bağlamda, AİHM, yargılama sırasında bir başvuranın vefat ettiği çeşitli davalarda,
başvuranın, AİHM’de yargılamaya devam edilmesini istediğini dile getiren varisçi ya da
yakın aile fertlerinin ifadelerini dikkate aldığını hatırlatır (bkz. bu bağlamda, yukarıda anılan
Karner, ve Dalban – Romanya, [BD], no. 28114/95, § 39, AİHM 1999-VI). Ancak, AİHM,
bu davanın, başvuranlar tarafından başlatılan ve ancak ölümleri sonucunda akrabaları
tarafından takip edilen davalardan ayrı tutulması gerektiğini not eder.
AİHM, başvuranların iddia edilen ihlallerden (ne İhsan Biç’in tutukluluk halinin
uzunluğundan ne de kendisine yönelik işlemlerin uzunluğundan) kişisel olarak zarar
gördüklerini ileri sürmediklerinin, kendi ifadelerinden açıkça anlaşıldığını not eder. 5. ve 6.
maddeler kapsamındaki şikayetler, 1999’da karaciğer sirozundan ölen İhsan Biç adına
yapılmıştır.
AİHM, AİHS’nin 2. maddesinde yer alan hususların ortaya çıkmasına neden olan
şartlarda ölen kişilerin yakın akrabaları olan bireylerin, başvuruda bulunabileceklerini;
bunun, iddia edilen ihlalin niteliği ve AİHS sistemindeki en temel maddelerden birisinin etkili
uygulanmasına ilişkin mütalaalar ile düzenlenen özel bir durum olduğunu hatırlatır. Ancak,
AİHS’nin 5. ve 6. maddesi kapsamındaki şikayetler bu kapsama girmemektedir. Ayrıca,
(yukarıda anılan) Sanles ve Sanles kararında, AİHS’nin 5. maddesi ile teminat altına alınan
hakların, başkasına geçmeyen haklar kategorisine girdiği açıkça belirtilmiştir. Aynı şekilde,
Georgia Makri ve Diğerleri (Georgia Makri ve Diğerleri – Yunanistan (karar), no. 5977/03,
24 Mart 2005) kararında, AİHM, bir merhumun akrabalarının, yargılamanın uzunluğu (6.
madde) ve etkili hukuk yolu bulunmamasına (13. madde) ilişkin şikayetlerin mağdurları
olarak görülemeyeceğina karar vermiştir. Komisyon tarafından geçmişte benzer kararlar
alınmıştır (Kofler – İtalya, no. 8261/78, 9 Ekim 1982 tarihli Komisyon kararı, DR 30, s.5 ve
Nölkenbockhoff ve Bergman – Federal Almanya Cumuriyeti, no. 10300/89, 12 Aralık 1984
tarihli Komisyon kararı, DR 40, s. 9).
Bu davada, İhsan Biç, yasadışı bir örgüte mensup olduğu şüphesiyle tutuklu
yargılanmış ve daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde kendisine yönelik cezai işlemler
başlatılmıştır. Dolayısıyla, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki cezai işlemler, bu
kişiyle çok yakından bağlantılıdır. Dava dosyasında, başvuranların, İhsan Biç’in
tutuklanmasından ya da cezai işlemlerin uzunluğundan zarar gördükleri sonucuna varmak için
hiçbir kanıt bulunmamaktadır. AİHM, bu davada, bu şikayetlerin dikkate alınmasını
gerektirecek hiçbir genel çıkar bulunmadığı kanısındadır.
Sonuç olarak, AİHM, bu davadaki başvuranların, AİHS’nin 34. maddesi çerçevesinde
uygun bir durumlarının bulunmadığı ve davanın, 35 §§ 3. ve 4. maddeler uyarınca AİHS
maddelerine ratione personae olarak uygun olmadığından reddedilmesi gerektiği sonucuna
varmıştır.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİYLE
Başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna karar vermiştir.
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 2
Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
3