USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28578/05) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı
(baꢀvuran) Ahmet Bilgeç’in Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 Temmuz 2005 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından
A. ꢁencan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuran solunum yolu rahatsızlığının iꢀten çıkarılmasına neden olduğunun tespiti için 21
Eylül 1993 tarihinde Ankara Đꢀ Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Dava dosyasında yer alan
bilgilere göre bu kararın verildiği tarihte dava Yargıtay önünde halen devam etmekteydi.
HUKUK
Baꢀvuran yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen
«makul süre» ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Hükümet iç hukuk yollarının
tüketilmemesi nedeniyle AĐHM’yi baꢀvuruyu reddetmeye davet etmektedir. Hükümet bu
bağlamda iki itirazda bulunmaktadır. Đlk olarak baꢀvuran öne sürmüꢀ olduğu ꢀikayetlerini
ulusal yetkililer nezdinde dile getirmemiꢀtir. Hükümet ikinci olarak ise baꢀvuranın ulusal
mahkemeler önünde halen devam eden yargılamanın sonuçlanmasını beklemeden AĐHM’ye
baꢀvurduğu hususuna dikkat çekmektedir.
AĐHM, Savunmacı Hükümetin itirazına benzer birçok ꢀikayetin daha önce de dile getirildiğini
ve reddettiğini hatırlatmakta ve (Bkz. diğerleri arasında, Tendik vd.-Türkiye no: 23188/02,
22 Aralık 2005; ve mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın-Türkiye, 8 Haziran 1995, seri:A no:
319-A) Hükümet tarafından öne sürülen görüꢀlerin bu içtihadın dıꢀına çıkılmasını
gerektirecek istisnai bir durumu içermediğini saptamaktadır.
Hükümetin itirazının ikinci kısmı ile ilgili olarak AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetinin yargılamanın
hakkaniyete uygun gerçekleꢀip gerçekleꢀmediğine değil, yargı sürecinin uzunluğunun aꢀırı
olmasına yönelik olduğunu anımsatır. Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da reddedilmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa gelince, dikkate alınması gereken dönem 21 Eylül 1993 tarihinde baꢀlayıp henüz sona
ermemiꢀtir. Đki dereceli mahkemede görülen bu süre ꢀu ana dek yaklaꢀık on altı yıl sürmüꢀtür.
AĐHM, daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok baꢀvuruyu incelediğini ve
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydetmektedir (Bkz. diğer
birçokları arasında, Frydlender-Fransa [BD] no: 30979/96).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. Bu
konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında ve bilhassa sözkonusu yargılamanın baꢀvuran açısından
2