gibi birçok meꢀru amaca yönelik olduğunu kaydetmektedir. Hükümet ayrıca terörle
mücadelenin ihtilaflı müdahaleyi haklı kılan mutlak bir gereklilik oluꢀturduğunu
savunmaktadır.
Hükümet, özellikle « sözkonusu konuꢀmanın sadece içeriğinin o gün ꢀiddet riski taꢀıyıp
taꢀımadığına ya da doğrudan bir ꢀiddet eylemi ile nedensellik bağı bulunup bulunmadığına
bakılmaksızın kısıtlama getirmek için yeterli olduğunu » kaydetmektedir.
Hükümet, Fransa aleyhine Garaudy davası (no 65831/01, 24 Haziran 2003) kararına ve
AĐHS'nin 17. maddesine atıfta bulunarak, sözkonusu konuꢀmanın içeriğinin siyasi bir tartıꢀma
olarak değerlendirilemeyeceği ve kamu güvenliği için tehlikeli olduğu kanaatindedir.
Hükümet, son olarak baꢀvuranın eski Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin 2. fıkrasında
öngörülen cezaların en ağırına çarptırılmadığını belirtmektedir. Bu itibarla, Hükümet
müdahalenin izlenen meꢀru amaçla orantılı olduğu kanaatine varmaktadır.
AĐHM, ilk önce sözü edilen Garaudy kararında AĐHM'nin sözkonusu sözlerin ciddi
olumsuz bir nitelik taꢀıdığı ve AĐHS'nin adalet ve barıꢀ gibi temel değerlerine aykırılık teꢀkil
ettiği gerekçesiyle ihtilaflı konuꢀmanın 10. maddenin koruması altında 17. maddeden
çıkarılması gerektiğine hükmettiğini gözlemlemektedir (bakınız ayrıca Hollanda aleyhine
Glimmerveen ve Hagenbeek davası, 11 Ekim 1979 tarihli Komisyon kararı; Polonya aleyhine
W.P. Ve diğerleri davası, 2 Eylül 2004 tarihli karar; Birleꢀik Krallık aleyhine Norwood
davası, 16 Kasım 2004 tarihli karar). AĐHM, mevcut davada ihtilaflı konuꢀmanın sözü edilen
içtihatla karꢀılaꢀtırılamayacak nitelikte olduğunu not etmektedir. Zaten Hükümet bu konuda
hiçbir bilgi vermemektedir. Dolayısıyla, AĐHS'nin korumasını ortadan kaldıran ve etkisiz hale
getiren 17. madde mevcut davada söz konusu olamaz.
AĐHM, buna ilaveten ihtilaflı mahkûmiyetin baꢀvuranın 10. maddenin 1. paragrafında
öngörülen ifade özgürlüğüne bir müdahale teꢀkil ettiği konusunda taraflar arasında bir
tartıꢀma olmadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca, müdahalenin yasayla öngörüldüğü konusunda da
bir itiraz bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, AĐHM'nin mevcut davada Hükümetin öne sürdüğü meꢀru amaçlardan biri
hakkında ciddi ꢀüpheleri bulunmaktadır. AĐHM, yine de müdahalenin « demokratik bir
toplumda gerekli » olup olmadığını inceleyecektir.
AĐHM, mevcut davadaki sorunlara benzer davalara daha önce de bakmıꢀ ve AĐHS'nin 10.
maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bakınız, özellikle, Türkiye aleyhine Özkaya davası,
no 42119/98, 30 Kasım 2004; Türkiye aleyhine Ceylan davası [GC], no 23556/94, prg. 38,
CEDH 1999-IV; Türkiye aleyhine Öztürk davası [GC], no 22479/93, prg. 74, CEDH 1999-VI;
Türkiye aleyhine Đbrahim Aksoy davası, no 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, prg. 80, 10 Ekim
2000 ; Türkiye aleyhine Karkın davası, no 43928/98, prg. 39, 23 Eylül 2003 ; Türkiye aleyhine
Kızılyaprak davası, no 27528/95, prg. 43, 2 Ekim 2003).
Mevcut davayı yerleꢀik içtihadı ıꢀığında inceleyen AĐHM, Hükümetin farklı bir sonuca
varmaya yeterli herhangi bir olgu ve argüman sunmadığı kanaatine varmaktadır. AĐHM,
sözkonusu konuꢀmada kullanılan terimleri ve hangi koꢀullarda söylendiğini özenle dikkate
almaktadır. Bu bağlamda, AĐHM incelediği durumu çevreleyen koꢀulları ve özellikle terörle
mücadele ile ilgili zorlukları göz önüne almaktadır (bakınız Đbrahim Aksoy, ilgili bölüm, prg.
60, ve Türkiye aleyhine Incal davası, 9 Haziran 1998, prg. 58, Karar ve hükümlerin derlemesi
1998-IV).
4