11 Aralık 1998 tarihli karar ile Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının
mezkur talebini reddetmiştir.
15 Aralık 1998 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı
talebi yinelemiş ancak mezkur mahkeme 16 Aralık 1998 tarihinde sözkonusu talebini
reddetmiştir.
19 Nisan 1999 tarihinde, başvuran 647 Sayılı Yasa uyarınca şartlı salıverilmiştir.
HUKUKA DAİR
I. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL İDDİASI HAKKINDA
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10 § 1 maddesinin güvence altına aldığı
başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10 § 2
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,
§40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin
"demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi birçok davada ortaya çıkan buna benzer
sorunları irdelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74,
1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no
27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, söz konusu durumu
farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olayı ne de bir delili sunduğuna kanaat getirmiştir
AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi içinde
yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz.
Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, broşürün
hassas niteliği olan bazı bölümleri içerse de ve Türkiye'deki kürt kadınlarının şartları
hakkında bazen abartılı olsa da, ne şiddet kullanmayı, ne silahlı mücadeleyi, ne de
ayaklanmayı teşvik etmiştir ve AİHM nezdinde, göz önünde bulundurulması gereken başlıca
unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığıdır (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye
(no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve
ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu saptamıştır.
Davada başvuranın mahkumiyetinin amaçlanan hedeflerle orantılı olmadığı ortaya
çıkmaktadır ve bu nedenle "demokratik bir toplum için gerekli" değildir. Dolayısıyla
AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 10. MADDESİYLE BİRLİKTE 14. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ