CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BOLLUK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:34506/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
2 Ekim 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (34506/03) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı olan Mehmet Bolluk’un, 8 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) Đnsan Hakları ve  
Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Balıkesir Barosu avukatlarından M.A. Kaan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN UNSURLARI  
Bavuran, 1936 yılı doğumludur ve Balıkesir’de ikamet etmektedir.  
17 Ekim 2002 tarihinde, K.T. bavuranın da aralarında olduğu üç kiiden müessir fiil  
suçundan dolayı ikayetçi olmutur.  
21 Ekim 2002 tarihinde polis tarafından sorgulanan bavuran, kendisi aleyhindeki tüm  
suçlamaları reddetmitir.  
20 Ocak 2003 tarihinde, Balıkesir Cumhuriyet Basavcığı bavuran aleyhinde kamu  
davası açmıve öldürme kastı olmaksızın bir bakasının fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne  
yönelik saldırıyı cezalandıran TCK’nın 456/4. maddesinin uygulanmasını talep etmitir.  
30 Ocak 2003 tarihinde, Sulh Ceza Mahkemesi hiç duruma gerçekletirmeksizin  
bavuranı yaklaık 102 Euro’ya tekabül eden 181.753.415 TL ağır para cezasına çarptırmıtır.  
Bunun için, Sulh Ceza Mahkemesi, ceza kararnamesi verilmesine olanak sağlayarak  
basitletirilmiyargılamayı öngören Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386. maddesini  
temel almaktadır.  
13 Mart 2003 tarihinde, bavuran, Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi’nde sözkonusu  
mahkumiyete itiraz etmitir. 7 Nisan 2003 tarihli bir karar ile Balıkesir Asliye Ceza  
Mahkemesi de duruma gerçekletirmeksizin bu itirazı reddetmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, mahkemelerin duruma yapmamasından dolayı davasının hakkaniyete  
uygun olarak görülmediğini ileri sürmektedir. Böylelikle, bavuran, durumalara katılma ve  
uygun bir ekilde savunmasını sunma hakkından yoksun bırakılmıtır. Bavuran, AĐHS’nin 6.  
maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır ve ceza kararnamesinin adil bir yargılamanın  
sonunda ve hukuk kurallarına riayet edilerek verildiğini belirtmektedir. Hükümet, önemsiz  
olarak adlandırılan davalarla ilgili yargılamaları basitletirerek mahkemelerin iyükünü  
azaltmayı amaçlayan bir yargılamanın söz konusu olduğuna dikkat çekmektedir. Üstelik  
Hükümet, ceza kararnamesinin hüküm olarak düünülemeyeceğini de belirtmektedir.  
Hükümet, Türk Hukuku’nun, Asliye Ceza Mahkemeleri’ne itirazda bulunmak suretiyle ceza  
kararnamelerine karı etkili bir bavuru yolu sunduğu hususunda AĐHM’nin dikkatini  
2
çekmektedir. Hükümet, buradan ceza kararnamesi usulünün AĐHS’nin 6. maddesinin  
gereklerine uygun olduğu sonucuna ulamaktadır.  
Hükümet, 1 Haziran 2005 tarihinden beri yürürlükte olan Tük Ceza Kanunun ve cezai  
yargılamadaki yeniliklerin kabul edilmesinden itibaren ceza kararnamesi usulünün Türk  
Hukukunda artık bulunmadığını eklemektedir.  
Bavuran, iddialarını yinelemektedir.  
A. Kabuledilebilirliğe Đlikin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavurunun baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilmezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esasa Đlikin  
AĐHM, yargılamanın hiçbir aamasında bavuranın ulusal mahkemeler önünde  
durumadan faydalanmadığını not etmektedir. Ne ceza kararnamesi çıkaran Ceza Mahkemesi  
ne itiraz üzerine hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi duruma yapmıtır. Bavuran,  
kendisini yargılamaya çağrılan hakimler önüne hiçbir zaman vicahi olarak çıkma olanağına  
sahip olmamıtır.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemive  
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini tespit etmitir (Bkz. diğerleri  
arasından, Karahanoğlu, Tanyar ve Küçükergin-Türkiye, bavuru no: 74242/01, Gençer ve  
diğerleri-Türkiye, bavuru no: 6291/02, 21 Aralık 2006, Sümer-Türkiye, bavuru  
no:27158/02, 6 ubat 2007 ve Taner karaları).  
Mevcut davada, AĐHM, gözlemlerinde, Hükümet’in farklı bir sonuca ulatıracak ikna  
edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını not etmektedir. Ayrıca, AĐHM, sözkonusu sonuçların  
reddedilmesi için hiçbir gerekçe görememektedir.  
Olayın unsurlarının tamamı ıığında ve içtihadını göz önüne alarak, AĐHM, bavuranın  
davasının, davaya bakan mahkemeler tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmediğinden  
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini düünmektedir.  
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ulaılan ihlal tespitini göz önüne  
alarak, AĐHM, mevcut bavuruda ortaya konulan balıca hukuki sorunu incelediği  
kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan ikayetlerin geri kalan  
kısmının ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığını düünmektedir.  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi tazminat olarak 20.000 Euro ve manevi tazminat olarak 30.000 Euro  
talep etmektedir.  
Hükümet, bu miktara itiraz etmektedir.  
3
AĐHM, belirtilen ihlallerin olmamasından dolayı Türk mahkemelerinin ulatıkları  
sonuçlar üzerinde düünme gereği duymamakta ve bavuranın maddi tazminat talebini  
reddetmektedir.  
Manevi tazminata ilikin olarak, AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin manevi tazminat  
için yeterli adil tatmin oluturduğu kanaatindedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, AĐHM ve yerel mahkemeler önünde yapmıoldukları masraf ve harcamalar  
için 7.000 Yeni Türk Lirası (YTL) talep etmektedir.  
Hükümet, bu talebe itiraz etmektedir.  
AĐHM yerleik içtihadına göre, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, masraf ve  
harcamaların ödenmesi, gerçekliğinin, zorunluluğunun ortaya konulmasını ve miktarlarının  
makul oranda olmasını öngörmektedir (Iatridis-Yunanistan (adil tazmin), bavuru no:  
31107/96).  
AĐHM, bavuranın masraf ve harcamalarına ilikin iddialarını belgelendirmediğini  
gözlemektedir. Dolayısıyla, bu talebin reddedilmesi uygun olacaktır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ulusal yargılama çerçevesinde bir duruma gerçekletirilmediğinden AĐHS’nin 6.  
maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesi kapsamındaki diğer ikayetlerin ayrı olarak incelenmesine  
gerek olmadığına;  
4. Mevcut kararın kendisinin bavuranın maruz kaldığı manevi tazminat için yeterli  
adil tatmin oluturduğuna;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3.  
maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
4