COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BORA – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 14719/03)  
KARAR  
(Esas hakkında)  
STRAZBURG  
9 ubat 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
BORA – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 14719/03 no’lu davanın nedeni Sabri Bora adlı  
T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 8 Mart 2003  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından A. Karapınar tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1933 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. 1970 yılında Đstanbul ili  
Kadıköy ilçesinde baka ahıslarla ortaklaa bir arsa satın almıtır (195 no’lu parsel). Tapu  
kayıtlarına göre bavuran arsa üzerinde 275/21672 oranında hisse sahibidir. Bavuranın ibraz  
ettiği 17 Haziran 1970 tarihli haritaya göre bavuran, arsanın 329.50 m2 yüzölçümüne sahip  
46 no’lu parselin malikidir.  
12 Mayıs 1992 tarihinde Kadıköy Belediyesi, 92/5 sayılı kararla taınmazı müstakil  
tapuya dönütürmü, bavurana sözkonusu gayrimenkulün 6 no’lu parseli tahsis edilmitir.  
Bavuranın önceden maliki olduğu 46 no’lu bölüm ise bir irkete verilmitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte bavuran Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Kadıköy Belediyesi  
aleyhine bir dava açarak 92/5 sayılı kararın iptalini talep etmitir. Mahkeme, bavuranın talebi  
ile 5 Ekim 1994 tarihinde, sözkonusu bölümün üçüncü ahıslara devrinin önlenmesi amacıyla  
Belediyenin 92/5 sayılı kararının yürütmesini durdurmutur.  
10 Nisan 1995 tarihinde irket arsayı T.M. adlı ahsa, o da 22 Ağustos 1996 tarihinde  
G.Y. adlı ahsa satmıtır.  
29 Mayıs 1995 tarihinde Đstanbul Đdare Mahkemesi Belediyenin kararının bavuranı  
etkileyen kısmını, kanunsuz olduğu gerekçesiyle reddetmitir. Mahkeme, bavurana Belediye  
kararıyla verilen arsanın değerinin bavuranın parselinin değerinden daha düük olduğu ve  
arsa üzerinde üçüncü ahıslara ait bir bina olduğunu, dolayısıyla Belediyenin arsayı yeterli  
inceleme ve aratırma yapmadan tahsis ettiğini belirtmitir.  
Bu arada 8 Aralık 1994 tarihinde bavuran Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bir  
dava açarak 46 no’lu parselin irket adına olan tapu sicilinin iptalini ve sözkonusu parselin  
kendi adına kaydedilmesini talep etmitir. 29 Mayıs 1995 tarihinde mahkeme, arsanın üçüncü  
ahıslara satıını önlemek amacıyla bir ihtiyati tedbir kararı vermitir. Mahkeme, 92/5 sayılı  
kararın iptaline ilikin idari davanın halen derdest olması nedeniyle bavuranın dava açma  
hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmitir. Yargıtay, bavuranın temyiz talebini  
reddetmive 20 Haziran 1996 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamıtır. 14 Ağustos  
1996 tarihinde ilk derece mahkemesi ihtiyati tedbiri kaldırmıtır.  
9 Nisan 1996 tarihinde Danıtay ilk derece mahkemesi kararını onamı, belediyenin  
karar düzeltme talebini 25 ubat 1997 tarihinde reddetmitir.  
1
BORA – TÜRKĐYE KARARI  
Bavuranın ikâyeti üzerine Kadıköy Belediye Bakanı, Belediye Đmar Đꢁleri Müdürü ve  
Müdür Yardımcısı ve Đmar Đꢁlerinden Sorumlu Belediye Bakan Yardımcısı hakkında  
balatılan kovuturma, 24 Nisan 2002 tarihinde, 4616 sayılı yasa uyarınca sona erdirilmitir.  
Bu arada bavuran, lehinde verilen mahkeme kararının icra edilerek 46 no’lu parselin  
tekrar adına kaydedilmesi için çeitli makamlara bavurmuancak baarılı olamamıtır. Son  
olarak 26 Aralık 2001 tarihinde Kadıköy Kaymakamlığı’na gönderdiği dilekçede bavuran  
Kadıköy Belediye Bakanlığı’nın 29 Mayıs 1995 tarihli mahkeme kararının uygulanmasının  
mümkün olmadığını ve irket ya da T.M. aleyhine dava açamayacağını belirttiği 2 Kasım  
2001 tarihli yazısına atıfta bulunmutur.  
9 Ağustos 2007 tarihli tapu siciline göre bavuran 232 m2 yüzölçümlü 6 no’lu parselin  
malikidir.  
HUKUK  
I. 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, 1 no’lu Protokolün 1. maddesine aykırı olarak arsasından mahrum  
bırakılğını öne sürmü, bu bağlamda yetkili makamların, lehine verilmiolan mahkeme  
kararını yine sözkonusu maddeye aykırı olarak uygulamadığına iaret etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, 818 sayılı yasanın 41. maddesi ve 2577 sayılı yasanın 28. maddesi uyarınca  
kendisine tanınmıidari ve hukuk yollarından tam olarak yararlanmadığından bavuranın  
AĐHS'nin 35/1 maddesinin gerektirdiği iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmutur. Ayrıca  
bavuranın ikâyetlerini ulusal mahkemelerde dile getirmediğini ifade etmitir. Hükümet son  
olarak, daha fazla açıklama getirmeksizin, bavuranın 35/1 maddede öngörülen altı ay  
kuralına uymadığını iddia etmitir.  
Bavuran, Hükümetin görülerine itiraz etmitir.  
AĐHM, daha önceki davalarda Hükümetin benzer görülerini inceleyip reddettiğini  
hatırlatır (bkz. Lemke – Türkiye, no. 17381/02 ve Yerlikaya – Türkiye, no. 10985/02 ve  
10993/02). AĐHM, somut davada önceki tespitinden ayrılmasını gerektiren özel koul  
görmemektedir. Sonuç olarak AĐHM, Hükümetin ön itirazını reddeder.  
AĐHM ayrıca bavuranın ikâyetinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı  
çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, ikâyetin baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit eder. Bu nedenle ikâyet kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların görüleri  
Hükümet, 1992 yılında yapılan idari düzenlemeden sonra kendisine bir arsa tahsis  
edildiğinden bavuranın mülkünden mahrum bırakılmadığını savunmutur. Ayrıca, sözkonusu  
2
BORA – TÜRKĐYE KARARI  
arsanın iyi niyetle bir üçüncü ahsa verilmiolması nedeniyle ulusal mahkeme kararının  
uygulanamadığını belirtmitir. Hükümet, tek sorunun bavuranın önceden sahip olduğu ve  
sonradan tahsis edilen arsa arasındaki değer farkı olduğunu ve bu ihtilafı bir tazminat davası  
açarak düzelttirebileceği görüünü savunmutur. Hükümet son olarak Belediyenin, bavuranın  
iki parselin değer farkından kaynaklanan zararını karılamaya hazır olduğunu belirtmitir.  
Bavuran ikâyetini sürdürmütür.  
2. AĐHM’nin değerlendirmesi  
Somut davada bavuranın 195 parsel no’lu arsada hisse sahibi olduğu ve bu hissenin 46  
no’lu parsel olarak belirtilen arsaya tekabül ettiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Ayrıca,  
Kadıköy Belediye Bakanlığı’nın, bavurana 46 sayılı parsel yerine baka bir parselin  
verilmesini içeren 12 Mayıs 1992 tarihli kararının 29 Mayıs 1995 tarihinde Đstanbul Đdare  
Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve bu kararın temyiz yargılamasından sonra kesinletiği  
de ihtilafsızdır. Ancak ulusal makamlar, 46 no’lu parselin iyi niyetle üçüncü ahıslara  
devredilmiolması nedeniyle Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin kararının yerine getirilmesi  
yönünde herhangi bir karar almamıtır. Dava olayları, özellikle de sözkonusu arsanın dava  
idare mahkemelerinde halen devam ederken ve Belediyenin kararının yürütmesinin  
durdurulduğu ortada olmasına karın el değitirmiolması dikkate alındığında AĐHM,  
yetkililerin gösterdiği gerekçelerin, ilintili olmasına rağmen, somut davada tartıma konusu  
olan durumun kendilerinin gerekli titizliği göstermemiolmalarından kaynaklandığı  
karısında, bu tür bir ihmali haklı çıkaramayacağı kanaatindedir. AĐHM ayrıca mahkeme  
kararlarının icra edilmesi yükümlülüğünün kararın sadece hüküm kısmıyla sınırlı olmayıp  
kararın esasının da aynı zamanda gözetilip uygulanmasının zorunlu olduğunu hatırlatarak  
(bkz. Zazanis vd. – Yunanistan, no. 68138/01) bavurana 46 no’lu parselin verilmesinin  
mümkün olmaması karısında yetkililerin Đstanbul Đdare Mahkemesi kararına riayet etmenin  
baka yollarını arayabileceklerini; özellikle bavurana, 195 no’lu parsel içerisinde, 46 no’lu  
parselle aynı değere sahip baka bir arsa verilebileceğini tespit etmektedir. Son olarak  
Hükümet, ulusal mahkeme kararının icrasının mümkün olmaması karısında yetkililerin,  
bavuranın uğradığı maddi zarar nedeniyle kendisine somut ve makul tazminat teklifleri  
getirdiklerini gösteren ikna edici bir bilgi sunmamıtır. Bu bağlamda AĐHM, bavuranın  
kazanğı davadan yararlanmasının engellendiğini ve bavuranın halen, ulusal mahkemelerin  
tespitiyle; hem değeri 46 no’lu parselden daha düük, hem de üzerinde üçüncü ahıslara ait  
yapı bulunan bir arsanın maliki olduğunu hatırlatır.  
Belirtilen hususlar ıığında AĐHM, ulusal makamların 1 no’lu Protokolün 1. maddesi  
kapsamında, 12 Mayıs 1992 tarihli mahkeme kararının icra edilmesi pozitif yükümlülüğünü  
yerine getirmediklerini tespit etmitir (bkz. Burdov – Rusya, no. 59498/00 ve mutatis  
mutandis, Hornsby – Yunanistan, Karar Raporları 1997-II). Dolayısıyla sözkonusu hüküm  
ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
3
BORA – TÜRKĐYE KARARI  
Bavuran 800,000 Euro maddi tazminat talep etmitir. Bu miktar, 46 no’lu parselin  
değerine tekabül etmektedir. Ayrıca 200,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmutur.  
Bavuran son olarak, miktar belirtmeksizin, AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderlerinin  
ödenmesini talep etmitir.  
Hükümet taleplere karı çıkmıtır.  
AĐHM, mevcut dava koulları altında, 41. maddenin uygulanması konusunun, henüz  
karara bağlanamayacağı ve savunmacı Hükümet ile bavuran arasında anlama  
sağlanabileceği göz önüne alınarak, saklı tutulması gerektiği kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. 41. maddenin uygulanması hususunun henüz karara bağlanamayacağına;  
dolayısıyla,  
(a) bu hususun saklı tutulmasına;  
(b) Hükümet ve bavuranın, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinlemesinden  
itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki görülerini yazıyla kendisine bildirmeye ve  
bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlamadan kendisini haberdar etmeye davet  
edilmesine;  
(c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde Daire Bakanının izlenecek süreci  
belirlemeye yetkili kılınmasına  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 9 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4