BORA – TÜRKĐYE KARARI
arsanın iyi niyetle bir üçüncü ꢁahsa verilmiꢁ olması nedeniyle ulusal mahkeme kararının
uygulanamadığını belirtmiꢁtir. Hükümet, tek sorunun baꢁvuranın önceden sahip olduğu ve
sonradan tahsis edilen arsa arasındaki değer farkı olduğunu ve bu ihtilafı bir tazminat davası
açarak düzelttirebileceği görüꢁünü savunmuꢁtur. Hükümet son olarak Belediyenin, baꢁvuranın
iki parselin değer farkından kaynaklanan zararını karꢁılamaya hazır olduğunu belirtmiꢁtir.
Baꢁvuran ꢁikâyetini sürdürmüꢁtür.
2. AĐHM’nin değerlendirmesi
Somut davada baꢁvuranın 195 parsel no’lu arsada hisse sahibi olduğu ve bu hissenin 46
no’lu parsel olarak belirtilen arsaya tekabül ettiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Ayrıca,
Kadıköy Belediye Baꢁkanlığı’nın, baꢁvurana 46 sayılı parsel yerine baꢁka bir parselin
verilmesini içeren 12 Mayıs 1992 tarihli kararının 29 Mayıs 1995 tarihinde Đstanbul Đdare
Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve bu kararın temyiz yargılamasından sonra kesinleꢁtiği
de ihtilafsızdır. Ancak ulusal makamlar, 46 no’lu parselin iyi niyetle üçüncü ꢁahıslara
devredilmiꢁ olması nedeniyle Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin kararının yerine getirilmesi
yönünde herhangi bir karar almamıꢁtır. Dava olayları, özellikle de sözkonusu arsanın dava
idare mahkemelerinde halen devam ederken ve Belediyenin kararının yürütmesinin
durdurulduğu ortada olmasına karꢁın el değiꢁtirmiꢁ olması dikkate alındığında AĐHM,
yetkililerin gösterdiği gerekçelerin, ilintili olmasına rağmen, somut davada tartıꢁma konusu
olan durumun kendilerinin gerekli titizliği göstermemiꢁ olmalarından kaynaklandığı
karꢁısında, bu tür bir ihmali haklı çıkaramayacağı kanaatindedir. AĐHM ayrıca mahkeme
kararlarının icra edilmesi yükümlülüğünün kararın sadece hüküm kısmıyla sınırlı olmayıp
kararın esasının da aynı zamanda gözetilip uygulanmasının zorunlu olduğunu hatırlatarak
(bkz. Zazanis vd. – Yunanistan, no. 68138/01) baꢁvurana 46 no’lu parselin verilmesinin
mümkün olmaması karꢁısında yetkililerin Đstanbul Đdare Mahkemesi kararına riayet etmenin
baꢁka yollarını arayabileceklerini; özellikle baꢁvurana, 195 no’lu parsel içerisinde, 46 no’lu
parselle aynı değere sahip baꢁka bir arsa verilebileceğini tespit etmektedir. Son olarak
Hükümet, ulusal mahkeme kararının icrasının mümkün olmaması karꢁısında yetkililerin,
baꢁvuranın uğradığı maddi zarar nedeniyle kendisine somut ve makul tazminat teklifleri
getirdiklerini gösteren ikna edici bir bilgi sunmamıꢁtır. Bu bağlamda AĐHM, baꢁvuranın
kazandığı davadan yararlanmasının engellendiğini ve baꢁvuranın halen, ulusal mahkemelerin
tespitiyle; hem değeri 46 no’lu parselden daha düꢁük, hem de üzerinde üçüncü ꢁahıslara ait
yapı bulunan bir arsanın maliki olduğunu hatırlatır.
Belirtilen hususlar ıꢁığında AĐHM, ulusal makamların 1 no’lu Protokolün 1. maddesi
kapsamında, 12 Mayıs 1992 tarihli mahkeme kararının icra edilmesi pozitif yükümlülüğünü
yerine getirmediklerini tespit etmiꢁtir (bkz. Burdov – Rusya, no. 59498/00 ve mutatis
mutandis, Hornsby – Yunanistan, Karar Raporları 1997-II). Dolayısıyla sözkonusu hüküm
ihlal edilmiꢁtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
3