alanına giren suçlar ile itham edilen kiꢀilerin de istifade edebilecekleri bir iç hukuk yolu
olmuꢀtur. Ancak, baꢀvuranın durumuyla benzer baꢀvurularda, pratikte de etkili bir baꢀvuru
yolu sağladığını gösterir örnekler Hükümet tarafından sunulamamıꢀtır. (Bkz. Öcalan, §§ 68-
69 ve Çelepkulu-Türkiye kararı, no: 41975/98, 7 Haziran 2005).
Sonuç itibariyle Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı reddedilmektedir.
AĐHM, mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihatları (Bkz. özellikle Sakık ve diğerleri-Türkiye
kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, s. 2623-2624, § 44) ve sunulan deliller ıꢀığında bu
ꢀikayetlerin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Baꢀvurunun kabuledilemez
bulunması için baꢀka hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.
B. Esas hakkında
Hükümet özellikle gözaltı süresinin uygunluğu hakkında, yasa ile öngörülen sınırları
aꢀmadığını belirtmekte, bu çerçevede, baꢀvuranların da itham edildiği ve «kanıtların bir araya
getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruꢀturmasının uzun bir süreyi
gerektirdiği» terör suçlarına değin yürütülen soruꢀturmanın özel yapısına ve güçlüklerine
dikkat çekmektedir. Bu hazırlık süreci yargı kararının alınmasındaki süreyi kısaltmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte de pek çok kez dile getirdiği üzere, terör amaçlı suçlarda yetkililerin özel
sorunlarla karꢀılaꢀtıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve diğerleri-
Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41; ve sözü edilen Dikme kararı, § 64). Ancak
bu durum yetkililere, terör suçları sözkonusu olduğu zaman zanlıları iç hukuk mercilerinin ve
Sözleꢀme organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma serbestisi bulunduğu
anlamına gelmemektedir (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).
Bu baꢀvuruda, baꢀvuranların gözaltı süresi yakalandıkları 31 Ağustos 1997 tarihinde
baꢀlamakta ve 9 Eylül 1997’de sona ermektedir. Dolayısıyla bu süre on gündür.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında, toplumu terör suçlarından koruma amacı güdülse dahi,
ilgilinin yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaksızın dört gün altı saat gözaltında tutulmasının,
5 § 3. maddede öngörülen kesin sınırların dıꢀına çıktığına hükmetmiꢀtir (Bkz. sözü edilen
Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AĐHM, baꢀvuranların yetkili bir hakim önüne çıkarılmaksızın on gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Madde 5 § 4
Hükümet, baꢀvuranların CMUK’un 128 § 4. maddesi gereğince serbest bırakılma talebinde
bulunabileceklerini savunmaktadır.
AĐHM, sözü edilen baꢀvuru yolunun etkisiz olduğunu yukarıda değerlendirmiꢀ olduğundan,
4