çıkarının gerektirdiği gerçek bir zorunluluğun olup olmadığını ortaya çıkaracak bütün
koꢀulları incelemeli ve tutuksuz yargılanma talebini reddettiğinde kararında bunu
gerekçelendirmelidir. AĐHM, AĐHS’nin 5 / 3 maddesine yönelik bir ihlalin olup olmadığını
tespit ederken, sözkonusu kararlardaki gerekçeleri ve baꢀvuran tarafından yerel mahkeme
nezdinde yapılan baꢀvurularda dile getirilen tartıꢀılmaz verileri değerlendirecektir. (Bkz.
Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı, 28 Ekim 1998).
Bu bağlamda yakalanan kiꢀinin bir suç iꢀlediğinden ꢀüphe edilmesine neden olan makul
nedenlerin devam etmesi, tutukluluk halinin devamı için sine qua non (olmazsa olmaz)
koꢀuldur. Ancak bir süre sonra bu da yeterli olmaz. Dolayısıyla AĐHM, adli makamlar
tarafından benimsenen diğer gerekçelerin, özgürlükten yoksun bırakmayı haklı göstermeye
yetip yetmediğini belirlemelidir. Bu gerekçeler “uygun” ve “yeterli” olduğu takdirde, AĐHM,
bunun üzerine yetkili ulusal makamların “yargılamanın devamına özel bir ihtimam gösterip
göstermediğini araꢀtırmalıdır (Bkz. diğerleri arasında, Ali Hıdır Polat-Türkiye kararı, no:
61446/00).
AĐHM bu baꢀvuruda baꢀvuranın tutukluluk süresinin 28 Kasım 1992 tarihinde baꢀlayıp,
serbest bırakıldığı 12 Ekim 2001 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Bu sekiz yıl on
aydan fazla bir süredir.
Dava dosyasında yer alan unsurlara göre Devlet Güvenlik Mahkemesi neredeyse benzer hatta
basmakalıp ifadelerle baꢀvuranın yinelediği serbest bırakılma taleplerini reddetmiꢀ ve
tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir. DGM her seferinde sözünü ettiği «kanıtların
durumu» ve «iꢀlenen suçun niteliği» gerekçelerine kırk bir kez «tutuklulukta geçen süre»;
dokuz kez «davanın hüküm aꢀamasında olduğu», iki kez «tutuklanma nedenlerinin sürdüğü»
gerekçelerini eklemiꢀ ve dört kez de «firar riskinin olduğuna» atıfta bulunmuꢀtur.
AĐHM’ye göre “kanıtların durumu” suçluluğun ciddi belirtilerinin var olduğu ve var olmaya
devam ettiği ꢀeklinde değerlendirilebilmekle ve genel olarak bu deliller davayla alakalı
önemli hususlar olabilmekle birlikte, bu davada, bu kadar uzun bir süre baꢀvuranın tutuklu
kalmaya devam etmesini tek baꢀına haklı gösteremez (Bkz. sözü edilen Ali Hıdır Polat kararı).
AĐHM ayrıca Hükümetin kamu düzeninin korunmasının gerekliliği argümanlarının ulusal
mahkemeler tarafından dikkate alınmıꢀ görünmediğini gözlemlemektedir (Bkz. mutatis
mutandis, Acunbay-Türkiye kararı, no: 61442/00 ve61445/00, 31 Mayıs 2005).
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmaktadır.
4