COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
BULDU– TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 64741/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
22 Aralık 2005  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ekle  
ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Buldu– Türkiye davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),  
Bakan B.M. ZUPANČIČ,  
Yargıçlar J. HEDIGAN,  
L. CAFLISCH,  
R. TÜRMEN,  
C. BÎRSAN,  
A. GYULUMYAN,  
R. JAEGER,  
Bölüm Sekreteri V. BERGER’in katılımı ile kapalı oturumda 1 Aralık 2005 tarihinde  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir:  
USUL  
1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34.  
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Mahmut Buldutarafından, 11 Eylül 2000  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan bavurudan (no. 64741/01)  
kaynaklanmaktadır.  
2. Bavuran, Diyarbakır Barosu’na bağlı avukatlar Mesut Betave Meral Betaꢀ  
tarafından temsil edilmitir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki ilemler için bir  
Ajan tayin etmemitir.  
3. 1 Haziran 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),  
bavurunun kısmen kabuledilmez olduğuna karar vermive bavuranın bir yargıcın önüne  
çıkartılmadan polis nezaretindeki on günlük tutukluluğuna ilikin ikayeti Hükümet’e  
bildirmeye karar vermitir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesi uyarınca, AĐHM, bavurunun esaslarını  
kabuledilebilirliği ile birlikte incelemeye karar vermitir.  
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını  
değitirmitir ( Đç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluturulmuÜçüncü Daire’ye  
verilmitir (Đç Tüzük 52 § 1. madde).  
5. Bavuran ve Hükümet kabuledilebilirlik ve esaslara ilikin görübildirmilerdir (Đç  
Tüzük 59 § 1. madde).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
6. Bavuran 1964 doğumludur ve u anda Midyat cezaevinde tutulmaktadır.  
2
7. 21 Mart 2000 tarihinde, bavuran, PKK’ya (Kürt Đꢀçi Partisi) üye olma üphesi  
üzerine ırnak Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi mensupları tarafından ırnak’ta  
yakalanmıtır.  
8. 22 Mart 2000 tarihli bir yazıyla, ırnak Emniyet Müdürlüğü, ırnak Cumhuriyet  
Savcısı’ndan, sekiz diğer kiiyle birlikte bavuranın tutukluluk süresini 25 Mart 2000 tarihine  
kadar uzatmasını talep etmitir. Aynı tarihte, sanıkların sayısını ve delil toplamanın güçlüğünü  
gözönünde tutarak, Cumhuriyet Savcısı, talep edildiği gibi tutukluk süresini uzatma yetkisi  
vermitir.  
9. 24 Mart 2000 tarihinde, ırnak Asliye Ceza Mahkemesi, sorgulama sürecinin henüz  
tamamlanmamıolduğu gerekçesiyle bavuranın tutukluğunun altı gün daha uzatılması emrini  
vermitir.  
10. 31 Mart 2000 tarihinde, bavuran Cumhuriyet Savcısı’nın huzuruna çıkartılmıtır.  
Aynı tarihte, Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi, bavuranın tutuklu yargılanmasını  
emretmitir.  
11. 20 Nisan 2000 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı,  
bavuranı Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca bir terör örgütüne yardım, yataklık ve  
üyelikle suçlayan bir iddianame sunmutur.  
12. Bavuran aleyhindeki cezai yargılama u anda Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde devam etmektedir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
13. Đç hukukun tam açıklaması Öcalan – Türkiye [BD] kararında (bavuru no.  
46221/99, § 55, AĐHM 2005) bulunabilir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
14. Bavuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde öngörüldüğü gibi, bir yargıç veya adli  
görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne çıkarılmadan, on gün polis  
nezaretinde tutulduğundan ikayetçi olmutur. AĐHS’nin 5 § 3. maddesi öyledir:  
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne  
çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest  
bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata  
3
bağlanabilir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
15. Hükümet, her durumda sözkonusu talepleri inceleyecek olan yerel Mahkemeler  
huzurunda ikayetlerini sunmadığı ve AĐHS’nin ihlal edilmiolduğunu iddia etmediği için  
bavuranın, iç hukuk yollarını tüketmemiolduğunu belirtmitir. Tutuklu kiilerin,  
alıkonmalarının yasallığı veya Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı sürelerinin uzatılmasına ilikin  
kararı halinde bölge hakimine bavurma hakkına sahip olduğunu öngören ve bavuranın  
yakalanğı sırada yürürlükte olan CMK’nın 128 § 4. maddesine değinmilerdir. Hükümet  
ayrıca bölge hakiminin, bavuranın polis gözetiminde tutulmasına son verme ve Cumhuriyet  
Savcısı huzuruna çıkmasını öngörme hakkına sahip olduğunu belirtmitir. Son olarak, 6 Mart  
1997 tarihli düzeltme ardından, sözkonusu maddenin dördüncü paragrafınca öngörülen  
prosedürün, Devlet Güvenlik Mahkemeleri huzurunda karara bağlanacak suçlara  
uygulanabilir bir hal almıolduğunu ileri sürmütür.  
16. Bavuran, Hükümet tarafından önerilen iç hukuk yolunun, kendi davasında etkin  
olmadığını ileri sürmütür. Gözaltında tutulma süresi, yakalandığı tarihte uygulanan yerel  
hukukla uyumlu olmadığı için CMK’nın 128. maddesi bağlamında yapılan her tür  
uygulamanın faydasız kaldığını belirtmitir.  
17. Sözkonusu davada AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemeleri huzurundaki davalarda  
“polis gözetiminde tutulduğu sırada alıkonmasının yasallığı hususunda karar vermesi ya da  
serbest bırakılması için bir hakime bavuran bir kii örneği” bulunmadığını yineler. Ancak,  
Hükümet’in ileri sürdüğü gibi, CMK’nın 128. maddesine getirilen 1997 tarihli bir  
düzeltmenin, Türk hukuku uyarınca, Mahkemelerde bir üpheliyi polis gözetiminde tutma  
kararlarına itiraz etme hakkını tesis ettiğini gözlemler. Bu tür bir iç hukuk yolu, teoride  
mevcuttur. Sözkonusu yolun pratikte nasıl ilediğine ilikin AĐHM, Hükümetin, Cumhuriyet  
Savcısı’nın, üphelinin polis gözetiminde tutulmasına ilikin emrinin, dördüncü günün  
bitiminden önce (Cumhuriyet Savcısı’nın, üphelilerin polis gözetiminde tutulmasını  
emredebileceği sürenin kanuni zaman aımı süresi) feshedildiği bir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nce verilen bir kararın örneğini ortaya koymamıolduğunu belirtmektedir (bkz.  
Öcalan/Türkiye [BD], No 46221/99, CEDH 2005, §§ 66-69).  
18. AĐHM, içtihatı (bkz., özellikle, Sakık ve diğerleri/Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli  
karar, Raporlar 1997-VII, sayfa 2623-2624, § 44) ıığında, Hükümet’in itirazını  
reddetmektedir.  
19. AĐHM bavurunun, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun  
olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu hususunda bir dayanak yoktur. Bu  
nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
20. Hükümet, bavuranın yakalanmasının, terörist bir suç ilediğine ilikin üpheler  
hususunda güvenilir dayanakların mevcut olmasının, gözaltı tedbirlerinin, yetkili merci  
tarafından öngörülmesinin ve ilgili tarihte uygulanabilir yasa tarafından öngörülen gereklerle  
uyumlu olarak sözkonusu merci tarafından yürürlüğe konmasının bir sonucu olduğunu ileri  
4
sürmütür. Đlgili yasanın, o zamandan beri, AĐHM içtihatıyla uyumlu olarak düzenlendiğini ve  
bu nedenle, bavuranın iddialarının bir gerekçeye dayanmadığını yinelemitir.  
21. AĐHM, terörist suçların soruturulmasının, birçok defa yetkili makamları önemli  
sorunlara maruz bıraktığını kabul etmitir (bkz. Brogan ve Diğerleri, sayfa 33, § 61, Murray,  
sayfa 27, § 58, Aksoy/Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-VI, sayfa 2282, §  
78, Demir ve Diğerleri, 23 Eylül 1998 tarihli karar, Raporlar 1998-IV, sayfa 2653, § 41, ve  
Sakık ve Diğerleri/Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli karar, Raporlar 1997-VII, sayfa 2623, §  
44). Ancak bu husus, yetkili makamların, terörizmin sözkonusu olduğuna kanaat getirdikleri  
her durumda, yerel Mahkemelerin ve AĐHS’nin denetleyici organlarının kontrolünden  
bağımsız olarak üphelileri, sorguya çekmek üzere yakalamak için 5. madde uyarınca kayıtsız  
artsız yetki sahibi oldukları anlamına gelmez (bkz. Murray, sayfa 27, § 58).  
22. AĐHM, bavuranın 21 Mart – 31 Mart 2000 tarihleri arası on gün boyunca polis  
gözetiminde kalmıolduğunu gözlemlemitir. Brogan ve Diğerleri davasında, adli kontrol  
olmaksızın dört gün altı saat süren polis gözetiminde alıkonma süresinin, amacı toplumu bir  
bütün olarak terörizme karı korumak da olsa, AĐHS’nin 5 § 3. maddesince süreye ilikin  
öngörülen kesin kısıtlamalara uymadığını hatırlatmaktadır (bkz. Brogan ve Diğerleri, sayfa  
33, § 62).  
23. Bavuranın itham edildiği eylemler, terörist bir tehdit öğesi içerse dahi, AĐHM  
bavuranın, adli müdahale olmadan on gün boyunca alıkonmasını kabul edemez.  
24. Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
25.AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
26.Bavuran, maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesini AĐHM’nin takdirine  
bıraktır.  
27.Hükümet görübildirmemitir.  
28.Bavuranların maruz kaldığı iddia edilen maddi tazminata ilikin olarak, AĐHM,  
bavuranların iddialarını destekleyecek belgeler sunmadığını not eder, buna göre AĐHM bu  
talebi reddeder.  
29.Manevi tazminata ilikin olarak AĐHM, bavuranın, bir ihlal tespitiyle yeterli derecede  
tazmin edilemeyecek olan, kanuni niteliğini sorgulama imkanının olmadığı, on gün tutuklu  
bulundurulmasından kaynaklanan belirli bir sıkıntı yaamıolabileceğinin düünülebileceğini  
gözlemler. AĐHS’nin 41. maddesinin gerektirdiği üzere, eitlik temelinde yaptığı  
değerlendirme sonucunda, AĐHM bavurana 2.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar  
vermitir.  
5
B. Mahkeme masrafları  
30.Bavuran, yerel mercilerden ve AĐHM önünde yapılan masrafların miktarını AĐHM’nin  
belirlemesini talep etmitir.  
31.Hükümet görübildirmemitir.  
32. AĐHM’nin, içtihadına göre, bir bavuran, gerçekten ve gerektiği için yapılmıve miktar  
açısından makul olduğu sürece, masraflarının ödenmesine hak kazanır. Bu davada, elindeki  
bilgiler ve yukarıdaki ölçütler temelinde, AĐHM, bavuranın, yapılmımasrafları  
belgelendiremediğinden, iddiasını tamamıyla ispatlayamadığı kanısındadır. Ancak, davanın  
koulları içinde, bavurana bu balık altında 1.000 Euro ödenmesi makuldür.  
C.Gecikme faizi  
33. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Bavurunun kalan kısmın kabulüne;  
2.AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a)sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, 2.000 Euro manevi tazminat (iki bin Euro), mahkeme masrafları  
için 1.000 Euro (bin Euro), ve uygulanabilecek her türlü vergiyi ödeme tarihinde geçerli olan  
kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilerek ödemesine;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 22  
Aralık 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Sekreter  
Bostjan ZUPANCIC  
Bakan  
6