AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Baꢀvuran, kendisine göre, kendi aleyhinde tanıklık etmeme hakkına aykırı olarak, provokatör
ajan tarafından suç iꢀlemeye azmettirildiğini ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmektedir. Baꢀvuran, Teixeira de Castro-Portekiz (9 Haziran 1998), ve Ramanauskas-
Litvanya (baꢀvuru no: 74420/01) kararlarında izlediği içtihada atıfta bulunarak, AĐHM’ye
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀma çağrısında bulunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın düzenli olarak
uyuꢀturucu sattığı bilgisinin alınmasının ardından, Ankara Narkotik Suçlar Büro Amirliği
tarafından, kesin bulguların ortaya konduğu soruꢀturmaların baꢀlatıldığını belirtmektedir. Bu
bağlamda, Hükümet, suçun geniꢀliği karꢀısında, uyuꢀturucu madde trafiği ile mücadele
alanındaki soruꢀturmanın özel tedbirlere baꢀvurmayı gerektirdiği görüꢀündedir. Hükümet,
baꢀvuran hakkında açılan ceza davasının, yasaya ve özellikle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile
öngörülen sanık haklarına riayet edilerek görüldüğü kanaatindedir. Ayrıca Hükümet’e göre,
baꢀvuran, ulusal mahkemeler önündeki yargılama boyunca avukat tarafından temsil
edilmiꢀtir; baꢀvuran, çekiꢀmeli yargılama çerçevesinde soruꢀturma sırasında toplanan kanıt
unsurlarına itiraz edebilirdi; baꢀvuranın mahkumiyeti, aralarında polis operasyonun
tutanakları, ele geçirilen maddeler, bilirkiꢀi raporları ve tanıkların beyanlarının da olduğu
kanıt unsurlarının tamamına dayandırılmıꢀtır.
Konuya iliꢀkin içtihadından çıkan genel ilkeler uyarınca, AĐHM, Bykov-Rusya (baꢀvuru no:
4378/02, 10 Mart 2009) ve Ramanauskas kararlarına atıfta bulunmaktadır.
AĐHM, sınırları belirlendiği ve güvence altına alındığında gizli ajan ile müdahaleye tolerans
gösterilebilse bile polis provokasyonun ardından toplanan delillerin kullanılmasını kamu
yararının haklı kılamayacağı hatırlatmaktadır. Böyle bir uygulama, sanığı, ab initio’dan ve
esasen adil yargılama hakkından yoksun bırakır niteliktedir (bkz, özellikle, Vlachos-
Yunanistan, baꢀvuru no: 20643/06, 18 Eylül 2008, sözü edilen Teixeira de Castro ve Vanyan-
Rusya, baꢀvuru no: 53203/99, 15 Aralık 2005).
Ayrıca, AĐHM, belirlenen ajanların –güvenlik güçleri mensupları veya onların isteğiyle
müdahil olan kiꢀiler- yalnızca pasif bir ꢀekilde suç teꢀkil eden eylemi incelemekle sınırlı
kalmayıp bir sonuca ulaꢀmak için yani kanıt toplamak veya kanıt sürmek için baꢀka türlü
iꢀlemeyeceği bir suça azmettirecek nitelikte bir kiꢀi üzerinde etkili olursa polisin
provokasyonu olduğunu hatırlatmaktadır (sözü edilen Ramanauskas).
Mevcut davada, AĐHM, polis operasyonu çerçevesinde müdahil olan ve alıcı olarak davranan
X takma adlı bir kiꢀinin kendisine ekstasy tabletleri temin etmesi için baꢀvuranı cebinden
aradığını, baꢀvuranın bu talebi kabul ettiğini, talep edilen uyuꢀturucuları getirttiğini, polis
memurlarının baꢀvuranı, uyuꢀturucuları verdiği sırada suçüstü yakaladıklarını, bilahare
baꢀvuranın, uyuꢀturucu edinmek ve satmak suçundan mahkum edildiğini gözlemlemektedir.
AĐHM, baꢀvuran tarafından iꢀlenen suçu oluꢀturan unsurlara, yani uyuꢀturucu edinme ve
satma suçuna ajan X’in neden olduğu görüꢀündedir. Nitekim sözkonusu ajan, Hun’un suç
teꢀkil eden eylemini sadece pasif bir ꢀekilde incelememiꢀ, baꢀvuranı telefonla arayarak ve
5