CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
BÜRKEV / TÜRKĐYE DAVASI (26480/95)  
(26480/95)  
Strazburg  
30 Ekim 2001  
USULİ İŞLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı olan Turhan Yalçın Bürkev ("bavuran"), 27 Ekim 1994  
tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleme") eski  
25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon")  
yaptığı bavurudur (bavuru no. 26480/95).  
2. Bavuranı Ankara'da faaliyet gösteren avukat Sn. Oya Ersoy Ataman temsil etmitir. Bu  
davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının Sözlemenin 6 § 1 maddesi  
uyarınca “makul sürede” sonuçlanmadığını öne sürmektedir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe girdiğinde,  
anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu bölüm  
içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve  
Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
6. Daire Bakanı bavurunun Davalı Devlet aleyhine yapılan diğer bavurularla  
birleirilmesine karar vermitir.  
7. Daire 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla bavuruyu kabuledilebilir bulmutur.  
________________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü  
tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki  
telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na  
atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
8. Gerek bavuran gerekse de Hükümet esaslara ilikin olarak görübildirmilerdir (Đçtüzük  
59/1).  
OLAYLAR  
I. DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
• Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
9. 24 Kasım 1980 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları bavuranı  
yasaı Dev-Yol örgütüne üye olduğu üphesiyle tutuklamılardır.  
10. 27 ubat 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranın tutukluluk halinin  
devamına karar vermitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
11. 26 ubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, bavuran ve diğer 722 davalı hakkındaki  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt Dev-  
Yol'a üye olmakla suçlamıtır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146§1 hükmü uyarınca ölüm  
cezası talep etmitir.  
12. 14 Aralık 1988 tarihinde Ankara sıkıyönetim Mahkemesi bavuranın tutuksuz  
yargılanmasına karar vermitir.  
13. 19 Temmuz 1989 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı Dev-Yol üyesi olduğu  
için suçlu bulmutur. Mahkeme bavuranı TCK'nun 168§1 maddesi uyarınca 16 yıl hapis  
cezasına çarptırmıve kendisini sürekli olarak bir kamu hizmeti görevi icra etmekten men  
ederek adli vesayet altına koymutur.  
C. Temyiz Đꢀlemleri  
14. Bavuranın cezası 15 yılı geçtiği için, karar kendiliğinden Askeri Yargıtay'a sevk  
edilmitir.  
15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive 26 Aralık 1994 tarihinde  
dosya Yargıtay'a gönderilmitir.  
16. 27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, bavuranın TCK 146§1 maddesi uyarınca  
yargılanması gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozmuve davayı Ankara Ağır  
Ceza Mahkemesine göndermitir. Dava halen bu mahkemede sürmektedir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
A. Ceza Hukuku  
17. Türk Ceza Kanunu'nun 146§1 hükmü aağıdaki gibidir:  
" Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve  
tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata veya  
vazifesini yapmaktan men'e cebren teebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur."  
18. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi aağıdaki gibidir:  
"Her kim, ... maddelerde yazılı cürümleri ilemek için silahlı cemiyet ve çete tekil eder yahut  
böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeꢀ  
seneden aağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur.  
Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeyıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
19. Bavuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuturmasının süresinin uzunluğundan yakınmıtır.  
Bu bağlamda Sözleme'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Anılan madde  
aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir ."  
20. Hükümet bavuranın iddialarını reddetmitir. Bavurana yöneltilen suçlamalar  
bakımından davanın karmaık olduğunu ve Dev-Yol eylemlerine karıtıkları üphesiyle  
suçlanan 723 davalının söz konusu olduğu bir durumanın hazırlanmasının güçlüğünü ifade  
etmitir.Bu etmenlerin ilemlerin uzamasında etkili olduğunu ve yargı makamlarının ihmal ve  
gecikmesinden söz edilemeyeceğini iddia etmilerdir.  
A. Dikkate alınacak dönem  
21. Mahkeme, yargılamanın, bavuranın yakalandığı 24 Kasım 1980 tarihinde balayıp halen  
Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde sürmekte olduğunu gözlemlemektedir.. Dolayısıyla,  
bavuranın yargılaması yirmi yıl on aydır sürmektedir.  
22. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını tanıdığına ilikin  
bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren geçen ondört yıl sekiz aylık dönemi  
inceleyebilmektedir. Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın  
ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu tarihte, yargılama altı yıl iki  
aydır sürmekteydi.  
(b) Yargılama süresinin makuliyeti  
23. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin sekiz yıl sekiz ayda karara vardığını  
gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay, yapılan itirazı dört yıldan daha fazla bir süre sonra ele  
almıtır. Ayrıca, Askeri Yargıtay davayı ele aldıktan yaklaık bir yıl sonra, 27 Aralık 1995  
tarihinde, karara varmıtır. Bu kararı müteakiben dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde  
görülmeye balanmıve beyıl dokuz aydan bu yana bu mahkemede sürmektedir. Mahkeme,  
gerek ilk derece mahkemesinde gerek temyiz sürecinde önemli gecikmeler olduğu  
kanısındadır. Bu gecikmeler davanın karmaıklığı ile açıklanamaz ve bavurana karı  
yürütülen cezai kovuturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir.  
24. Mahkeme, kendisindeki delillere ve konu hakkındaki içtihadına dayanarak, ceza  
yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine yol  
açtığı sonucuna varmıtır.  
25. Dolayısıyla, Sözlemenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
26. Sözleme'nin 41. Maddesi aağıdaki gibidir:  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder ."  
A. Zarar  
27. Bavuran, bu balık altında herhangi bir görübelirtmemi, Mahkemeden yargılamanın  
çok uzun sürmesinden kaynaklanan birçok sıkıntıya maruz kaldığını göz önüne alarak maddi  
ve manevi tazminat miktarını belirlemesini talep etmekle yetinmitir.  
28. Hükümet, bavuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır.  
29. Bavuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,  
kendisinin belli bir sıkıntıya düğünü düünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine  
100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraflar  
30. Bavuran, yasal harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamı, takdiri Mahkemeye  
bıraktır.  
31. Hükümet de bu balık altında herhangi bir görübelirtmemitir.  
32. Mahkeme, bavuranın Sözleme ilemleri sürecinde bazı harcamalarda bulunduğunu göz  
önüne alarak, yaptığı masraflar için bavurana 8,000 Frank ödenmesinin makul olduğuna  
karar vermitir.  
C. Temürrüt Faizi  
33. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte Fransa'daki  
yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Đçtüzük 43§1 maddesi uyarınca birletirilen diğer bavurulardan ayırmaya ;  
2. ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözlemenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine ;  
3.  
(a) Sözleme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere davalı Devlet tarafından  
bavurana ,  
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı  
(ii) Masraflar için 8.000 (sekizbin) Fransız Frangı  
meblağın ödenmesi gerekebilecek her türlü vergi ile birlikte ödenmesine,  
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına  
4. Oybirliğiyle bavuranın adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmive 25 Eylül 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve  
3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Elisabeth PALM Michael O'BOYLE Sekreter Bakan