Hükümet kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini
savunmaktadır. Hükümete göre baꢀvuran müracaat edebileceği üç ayrı tazminat baꢀvuru
yolunu kullanmamıꢀtır. Baꢀvuranın öncelikle Anayasanın ilgili hükümlerine ve 2577 sayılı
Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine uygun olarak idare mahkemesi önünde
tazminat davası açabileceğini hatırlatır. Baꢀvuran ayrıca Medeni Kanun’un 1007. maddesine
dayalı olarak tapu sicilinin tutulmasından ileri gelen zararlara karꢀı Devletin sorumluluğunu
öne sürme olanağına sahipti. Baꢀvuranın son olarak, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine
istinaden tazminat davası açma hakkı bulunmaktaydı. Hükümet bu bağlamda ulusal içtihada
atıfta bulunarak, özellikle tapu sicilinin tutulmasında Devletin objektif sorumluluğunu dile
getirmektedir.
Baꢀvuran bu argümanlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM daha önce de Savunmacı Hükümet tarafından öne sürülen benzer ꢀikayetleri
reddettiğini anımsatır (Bkz. Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ.-Türkiye kararı no: 45651/04
prg. 29-33, 10 Mart 2009, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye kararı no: 1262/02 prg.22-23, 30 Mayıs
2006, Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye kararı no: 45606/01 prg. 17, 10 Mayıs 2007,
Ardıçoğlu-Türkiye kararı no: 23249/04 prg. 29, 2 Aralık 2008 ve Berber-Türkiye kararı no:
20606/04 prg. 17, 13 Ocak 2009) ve mevcut baꢀvuruda Hükümet tarafından sunulan
görüꢀlerin bu içtihadın dıꢀına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir istisnai durumu ortaya
koymadığını tespit eder. AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafına uygun
olarak herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını ifade eder. Bu nedenle
baꢀvuru kabuledilebilir ilan edilmelidir.
Hükümet esasa iliꢀkin, ilgili iç hukuka göre ormanlık alanın bir bölümünü oluꢀturan bir
taꢀınmazın tapu sicilinde özel bir mülkiyet adına tescil konusunu teꢀkil edemeyeceğini
belirtmekte, bu baꢀvuruda baꢀvuranın o dönemde taꢀınmazı kendi adına kaydettirmesinin
Anayasanın ve ilgili hükümlerin ihlaline yol açtığını savunmaktadır. Bu nedenle baꢀvuranın
tapusu hukuki merciler tarafından iptal edilmiꢀtir. Baꢀvuranın tapusu geçersiz ve hiç tescil
edilmemiꢀ kabul edildiğinden kendisine herhangi bir tazminat ödenmemiꢀtir.
Baꢀvuran Hükümetin bu iddialarına itiraz etmekte ve ꢀikayetlerini yinelemektedir.
AĐHM, baꢀvuranın dile getirdiği ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini ve
herhangi bir tazminat ödemeksizin baꢀvuranların taꢀınmazının Hazineye devredilmesinin Ek 1
no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen
Turgut vd. prg.86-93, Hacısalihoğlu-Türkiye, no: 343/04 prg. 29-36 2 Haziran 2009, sözü
edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ., prg. 40-45; Rimer vd.-Türkiye no: 18257/04
prg.34-41, 10 Mart 2009 ve Nuran Vural-Türkiye kararı no: 16009/04, prg.29-34, 10 Mart
2009). AĐHM, iꢀbu baꢀvuruyu incelemiꢀ ve Hükümetin bu davanın farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.
Sonuç itibarıyla, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran maddi tazminat olarak bir milyon Euro talep etmektedir. Manevi tazminat
konusunda ise takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır. Baꢀvuran iç hukukta ve AĐHM nezdinde
yapmıꢀ olduğu yargılama giderlerine iliꢀkin herhangi bir talepte bulunmamaktadır.
3