CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ÇAĞLAR - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 11192/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
(Esas)  
STRAZBURG  
13 Nisan 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (11192/05) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
(bavuran) Nedim Çağlar’ın Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 28 Mart 2005 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından  
T. Ünal ve E. Çağlar tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1942 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.  
Bavuran 24 Temmuz 1987 tarihinde Urla (Đzmir) Bademler köyündeki 118.200 m2  
yüzölçümündeki araziyi satın almıve tapu sicilinde kendi adına tescil ettirmitir.  
30 Mart 1992 tarihinde, üçüncü bir ahıs kadastro çalımaları sırasında bu arazilerin  
bazılarının tapuda kendi adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle Hazine aleyhinde dava açmıtır.  
Belirtilmeyen bir tarihte, bavuran sözkonusu davaya müdahil olmutur. Mahkemeye tapu  
kaydını sunan bavuran 2 numaralı parselde bulunan 106 numaralı araziye ilikin kadastro  
çalımaları sırasında getirilen en son sınırlamaların kaldırılmasını talep etmitir.  
15 Kasım 2002 tarihli bir karar ile üç ayrı olay yeri incelemesi ve yedi bilirkii incelemesinin  
ardından, hava fotoğraflarının ve haritaların tetkikini müteakip durumadaki tanıkların da  
dinlenmesi üzerine Urla Kadastro Mahkemesi 2 numaralı parselin tamamının orman arazisi  
olduğuna kanaat getirerek bavuranın talebini reddetmitir. Mahkeme, bavuranın tapusu  
ihtilaf konusu araziye karılık gelse bile, sözkonusu taınmazın Devletin ortak mirası olduğu  
gerekçesiyle tapunun geçersiz olduğuna karar vermitir.  
Yargıtay 8 Kasım 2003 tarihli bir karar ile 15 Kasım 2002 tarihli hükmü onamıtır.  
Yargıtay 13 Temmuz 2004 tarihli bir karar ile bavuran tarafından 8 Kasım 2003 tarihinde  
yapılan karar düzeltme talebini reddetmitir.  
Bu son karar bavurana 1 Ekim 2004 tarihinde tebliğ edilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran kendisine tazminat ödenmeksizin tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil  
edilmesi ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmekte, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.  
maddesini ileri sürmektedir.  
2
Hükümet kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini  
savunmaktadır. Hükümete göre bavuran müracaat edebileceği üç ayrı tazminat bavuru  
yolunu kullanmamıtır. Bavuranın öncelikle Anayasanın ilgili hükümlerine ve 2577 sayılı  
Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine uygun olarak idare mahkemesi önünde  
tazminat davası açabileceğini hatırlatır. Bavuran ayrıca Medeni Kanun’un 1007. maddesine  
dayalı olarak tapu sicilinin tutulmasından ileri gelen zararlara karı Devletin sorumluluğunu  
öne sürme olanağına sahipti. Bavuranın son olarak, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine  
istinaden tazminat davası açma hakkı bulunmaktaydı. Hükümet bu bağlamda ulusal içtihada  
atıfta bulunarak, özellikle tapu sicilinin tutulmasında Devletin objektif sorumluluğunu dile  
getirmektedir.  
Bavuran bu argümanlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM daha önce de Savunmacı Hükümet tarafından öne sürülen benzer ikayetleri  
reddettiğini anımsatır (Bkz. Temel Conta Sanayi ve Ticaret A..-Türkiye kararı no: 45651/04  
prg. 29-33, 10 Mart 2009, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye kararı no: 1262/02 prg.22-23, 30 Mayıs  
2006, Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye kararı no: 45606/01 prg. 17, 10 Mayıs 2007,  
Ardıçoğlu-Türkiye kararı no: 23249/04 prg. 29, 2 Aralık 2008 ve Berber-Türkiye kararı no:  
20606/04 prg. 17, 13 Ocak 2009) ve mevcut bavuruda Hükümet tarafından sunulan  
görülerin bu içtihadın dıına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir istisnai durumu ortaya  
koymağını tespit eder. AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafına uygun  
olarak herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını ifade eder. Bu nedenle  
bavuru kabuledilebilir ilan edilmelidir.  
Hükümet esasa ilikin, ilgili iç hukuka göre ormanlık alanın bir bölümünü oluturan bir  
taınmazın tapu sicilinde özel bir mülkiyet adına tescil konusunu tekil edemeyeceğini  
belirtmekte, bu bavuruda bavuranın o dönemde taınmazı kendi adına kaydettirmesinin  
Anayasanın ve ilgili hükümlerin ihlaline yol açtığını savunmaktadır. Bu nedenle bavuranın  
tapusu hukuki merciler tarafından iptal edilmitir. Bavuranın tapusu geçersiz ve hiç tescil  
edilmemikabul edildiğinden kendisine herhangi bir tazminat ödenmemitir.  
Bavuran Hükümetin bu iddialarına itiraz etmekte ve ikayetlerini yinelemektedir.  
AĐHM, bavuranın dile getirdiği ikayete benzer bir ikayeti daha önce de incelediğini ve  
herhangi bir tazminat ödemeksizin bavuranların taınmazının Hazineye devredilmesinin Ek 1  
no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen  
Turgut vd. prg.86-93, Hacısalihoğlu-Türkiye, no: 343/04 prg. 29-36 2 Haziran 2009, sözü  
edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.., prg. 40-45; Rimer vd.-Türkiye no: 18257/04  
prg.34-41, 10 Mart 2009 ve Nuran Vural-Türkiye kararı no: 16009/04, prg.29-34, 10 Mart  
2009). AĐHM, ibu bavuruyu incelemive Hükümetin bu davanın farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir.  
Sonuç itibarıyla, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran maddi tazminat olarak bir milyon Euro talep etmektedir. Manevi tazminat  
konusunda ise takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır. Bavuran iç hukukta ve AĐHM nezdinde  
yapmıolduğu yargılama giderlerine ilikin herhangi bir talepte bulunmamaktadır.  
3
Hükümet talep edilen bu meblağa karı çıkmaktadır.  
Mevcut dava koullarında, Savunmacı Devlet ile bavuran arasında olası bir uzlama  
ihtimalini göz önünde bulunduran AĐHM, 41. maddenin uygulanmasının bu aamada saklı  
tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir (Bkz. aynı anlamda, sözü edilen Turgut  
vd. kararı prg.101, sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.., prg.51, sözü edilen Nural  
Vural, prg. 38 ve sözü edilen Rimer vd., prg. 46). AĐHM’ye göre, aksi bir durumda, bavuran  
tarafından Asliye Hukuk Mahkemesi önünde açılacak bir değer tespit davası ihtilaf konusu  
taınmazın değerini saptamak bakımından en uygun bavuru yollarından birini oluturacaktır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun bu aamada uygulanmayacağına ve  
sonuç itibarıyla;  
a) saklı tutulmasına;  
b) Hükümetin ve bavuranın AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafına uygun olarak mevcut  
kararın kesinlemesinden itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki görülerini yazıyla  
kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlamadan kendisini  
haberdar etmeye davet edilmesine;  
c) sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire bakanının izlenecek süreci  
belirlemeye yetkili kılınmasına;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 13 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4