C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
AKSOY (EROĞLU) - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 59741/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
31 Ekim 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (59741/00) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı enay Aksoy Eroğlu’nun (bavuran) 19 Haziran 2000 tarihinde Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından B. Çiçekli tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1968 doğumlu bavuran, Ankara’da ikamet etmektedir.  
1990 yılında, bavuran, ordunun hizmetinde çalıan sivil memur statüsüyle Gülhane  
Askeri Tıp Akademisi’nde hemire olarak görevlendirilmitir.  
14 Nisan 1999 tarihinde, Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, yasadıı  
bir örgütün sempatizanı olarak ve siyasi faaliyetler yürüterek kurumunun düzenini bozduğu  
gerekçesiyle, bavuranı memuriyetten çıkarma kararı vermitir.  
9 Temmuz 1999 tarihinde Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne (Yüksek Mahkeme)  
müracaat eden bavuran, bu kararın iptali ve iten çıkarılmasına yönelik alınan tedbirlerin  
askıya alınması isteminde bulunmutur. Bavurana göre, kendisine isnat edilen fiiller,  
“aklanmasını” sağlayacak cezai yargılamayı gerektirmektedir. Bavuran, hizmette bulunduğu  
on bir yıl boyunca aleyhinde hiçbir soruturma yapılmadığına dikkat çekmitir. Aleyhindeki  
suçlamaları reddeden bavuran, ne Alevi ne ateist ne de Kürt kökenli olduğunu belirtmitir.  
Bavuran, yasadıı örgüt ya da bir siyasi parti adına yasadıı faaliyetlerde bulunduğu iddiasını  
da kabul etmemitir. Ayrıca bavuran, sol görülü siyasi gazete olan Evrenseli değil merkez  
sol görülü gazete olan Cumhuriyet’i okuduğunu ifade etmitir ve suçlamaların hiçbir somut  
kanıta dayanmadığını iddia etmitir. Son olarak, sözkonusu kitapları okuduğunu inkar ederek  
her bireyin mahkemelerce yasaklanmamıolan bütün eserleri okumakta özgür olduğunu,  
böylesi yasakları getiren bir düzenin tek partili ve sansürlü döneme geri dönüanlamına  
geleceğini; böyle bir uygulamanın AĐHS’ye ve uluslararası anlamalara aykırı olacağını  
belirtmitir.  
Milli Savunma Bakanlığı, 20 Ağustos 1999 tarihli cevabi görülerinde, bavuranın  
iten çıkarılmasının, titiz bir soruturmaya dayandığını ve buna ilikin belgelerin, Askeri  
Yüksek Đdare Mahkemesi’ne ilikin 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesine uygun olarak, kapalı  
zarf usulüyle mahkemeye sunulduğunu ileri sürmütür. Milli Savunma Bakanlığı, bavuranın  
fikir ya da görülerinden dolayı değil, düüncelerinin propagandasını yaptığından ve çalığı  
kurumun düzenini bozduğundan dolayı iten çıkarıldığını açıklamıtır. Kamu hizmetinin  
düzgün bir ekilde ileyiini sağlamak amacı taıdığından, disiplin cezasının Türk Ceza  
Kanunu uyarınca verilen cezalardan farklı olduğunun altını çizmektedir.  
Yüksek Mahkeme 22 Temmuz 1999 tarihinde, bavuranın iten çıkarılmasına yönelik  
önlemlerin askıya alınması talebini reddetmitir.  
Bavuran, 7 Eylül 1999 tarihinde, yanıt olarak kendi savunmasını vermitir. Bavuran,  
iten çıkarılmasının dayandırıldığı belgelerin ve sicil dosyasının 1602 sayılı Kanun’un 52.  
maddesi gereğince kendisine tebliğ edilmediğini açıklamı, bu hükmün, AĐHS’ ye uygun olup  
olmadığının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesini talep etmitir.  
2
20 Eylül 1999 tarihinde, bavuran, 28 Ağustos 1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurların  
Disiplin Cezalarının Affı Kanun’un hükümleri gereğince, yeniden göreve alınması yönünde  
Milli Savunma Bakanlığı’na talepte bulunmutur. 17 Kasım 1999 tarihinde, Genelkurmay  
Bakanlığı, Kanun’un kendisi için uygulanabilir olmadığı gerekçesiyle bavuranın talebini  
reddetmitir.  
1 ubat 2000 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi bavuranın iten çıkarılma  
kararının iptal edilmesi talebini reddetmitir. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi verdiği  
kararda, “gizli” damgalı bir zarf içinde sunulan bilgi ve belgelerden ve idari soruturma  
çerçevesinde elde edilen ifadelerden, bavuranın görevi sırasında ideolojik ve siyasi  
faaliyetler yürüttüğünün ve çalıma yerinde düzeni bozduğunun ortaya çıktığına, dolayısıyla  
iten çıkarılmasının kanuna uygun olduğuna kanaat getirmitir. Askeri Yüksek Đdare  
Mahkemesi’ne ilikin Kanun’un 52 § 3. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından  
incelenmesi yönündeki taleple ilgili olarak, davanın konusunu geniletmek amacı güttüğü  
gerekçesiyle bu talep reddedilmitir.  
Hükümet 14 Mart 2006 tarihinde, bavuran hakkında yürütülen soruturma dosyasını  
AĐHM’ye iletmitir. Dosya «komutanın görüü», «olayların raporu» ve altı «ifade tutanağı»  
gibi belgeleri içermektedir. «Olayların raporuna» göre bavuran ile aynı birimde  
çalımaktayken, PKK’ya karı Alanya’da (Antalya) yürütülen operasyon sırasında bir  
hemirenin [ismi silinmitir] yakalanmasının ardından soruturma balatılması kararı  
alınmıtır. Özellikle bu soruturma kapsamında dinlenilen altı hemire [isimleri silinmitir]  
bavuranın alevi, solcu ve ateist olduğunu; genç hemireler arasında bu ideolojinin  
propagandasını yaptığını, HADEP için oy kullandığını; Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerini  
okuduğunu; alevi olduğunu söyleyerek ve Sivas olaylarına değinerek Hükümet’i eletirdiğini;  
insan hakları bahanesiyle bu ideolojinin faaliyetlerini sürdürdüğünü; güvenlik güçlerinin  
güneydoğu bölgesindeki tutumunu eletirir kitaplar okuduğunu ve insan haklarının  
savunulması iddiasıyla PKK’nın propagandasını yaptığını; dini inançlarının son derece zayıf  
olduğunu; çok eliliği nedeniyle Peygamberi cinsel saplantılı olarak gördüğünü; 1 Mayıs  
kutlamasına övgüler yağdırdığını ve solcu bir grupla birlikte konsere gittiğini belirtmitir.  
Bavuran hakkında yapılan suçlamaları inkâr etmitir. Bavuran ateist olduğunu kabul etmiꢀ  
fakat Alevi olmadığını belirtmitir. Gazeteleri okurken herhangi bir ayrım gözetmediğini,  
yalnızca sağlık çalıanları tarafından düzenlenen bir gösteriye katıldığını belirtmitir. Aynı  
ekilde, bavuranın kiisel dosyasında daha önce ceza aldığına dair hiçbir ibare yer  
almamaktadır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, dosyada bulunan ve Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin kararının temelini  
oluturan belgelerin iletilmesindeki noksanlığın taraflar arsındaki dengeyi bozduğunu ileri  
sürmektedir. Bavurana göre, silahların eitliği ilkesi ihlal edilmitir. Bavuran, bu noktada  
AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.  
Hükümet bu konuda görübildirmemektedir.  
1. Đlgili ilkeler  
3
Her hukuk ve ceza davasının, usule ilikin yönleri de dahil vicahi bir nitelik taıması  
ve de taraflar arasında silahların eitliğini garanti altına alması gerekir. Bu, adil yargılanma  
hakkının temel unsurlarından birini tekil etmektedir.  
Vicahilik ilkesi uyarınca yargılanma hakkı, taraflar için, karı tarafın oluturduğu  
görülerden veya sunduğu kanıtlardan haberdar olma ve bunlar üzerinde tartıabilme  
olanağını içermektedir (Bkz, diğerleri arasında, hukuki usule ilikin olarak: Vermeulen-  
Belçika, 20 ubat 1996 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler, Lobo Machado-  
Portekiz, 20 ubat 1996 tarihli karar, Nideröst-Huber-Đsviçre, 18 ubat 1997 tarihli karar,  
Kress-Fransa, 39594/98 no’lu karar, Yvon-Fransa, 44962/98 no’lu karar ve Prikyan ve  
Angelova-Bulgaristan, 44624/98 no’lu, 16 ubat 2006 tarihli karar; cezai usüle ilikin olarak:  
Brandstetter-Avusturya, 28 Ağustos 1991 tarihli karar, Fitt-Đngiltere, 29777/96 no’lu karar, ve  
Jasper-Đngiltere, 27052/95 no’lu, 16 ubat 2000 tarihli karar).  
Bu prensip, tarafların sunduğu görüler ve belgeler için geçerli olduğu gibi Hükümet  
komiseri gibi bağımsız bir memur (Kress, ve, APBP-Fransa, 38436/97 no’lu, 21 Mart 2002  
tarihli karar), bir idare (Krčř ve diğerleri-Çek Cumhuriyeti, 35376/97 no’lu 3 Mart 2000  
tarihli karar) veya sözkonusu kararı veren mahkeme tarafından sunulan görüler ve belgeler  
için de geçerlidir (Nideröst-Huber).  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin hepsinden evvel tarafların çıkarlarını ve adaletin iyi  
ileyiinin korunmasını amaçladığının altını çizmek gerekir (Bkz. mutatis mutandis,  
Acquaviva-Fransa, 21 Kasım 1995 tarihli karar), bir belgenin kendileri tarafından  
yorumlanması gerektiği kanaatinde oldukları zaman, bunu ifade etme imkanı taraflara  
sağlanmalıdır. Özellikle, yargıya tabi kiilerin adaletin ileyiine güvenmesi buna bağlıdır:  
sözkonusu güvence, diğerleri arasında, dosyadaki her belge hakkında görübildirebilme  
güvencesine dayanmaktadır (Bkz. Nideröst-Huber, ve F.R.-Đsviçre, 37392/97, 28 Haziran  
2001 tarihli karar).  
Diğer yandan, hakimin kendisi de, özellikle bir itirazı reddettiği veya re’sen ele alınan  
bir gerekçeye dayanarak bir uyumazlığı çözdüğü zaman vicahilik ilkesine uymak zorundadır  
(Skondrianos-Yunanistan, 63000/00, 74291/01 ve 74292/01 no’lu, 18 Aralık 2003 tarihli  
kararlar, ve Clinique des Acacias ve diğerleri-Fransa, 65399/01, 65406/01, 65405/01 ve  
65407/01 no’lu, 13 Ekim 2005 tarihli kararlar).  
2. Bu ilkelerin uygulanması  
Mevcut halde, bir disiplin soruturmasının ardından, askeri bir hastanede sivil hemire  
olarak çalıan bavuran görevinden alınmıtır. Đlgili tarafından yapılan iptal bavurusu, Askeri  
Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından reddedilmitir.  
Bununla birlikte, 20 Ağustos 1999 tarihli cevaben vermiolduğu savunmalarında Milli  
Savunma Bakanlığı, 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesine uygun olarak idari soruturma  
dosyasını Yüksek Mahkeme’ye gizlilik kaydı ile iletmitir. Yüksek Mahkeme’nin kararından,  
bavuranın talebinin Milli Savunma Bakanlığı tarafından «gizli» damgalı bir zarfın içine  
konulmubilgi ve belgelere ve idari soruturma kapsamında elde edilen ifadelere dayanılarak  
reddedildiği ortaya çıkmaktadır.  
Bavuran, soruturma sırasında savunma hakkına saygı gösterilememesine itiraz etmiꢀ  
ancak bu itirazı sonuçsuz kalmıtır.  
4
AĐHM, bir ceza yargılama usulü kapsamında, ilgili kanıtların açığa vurulması hakkının  
mutlak olmadığının dile getirildiğini hatırlatmaktadır. Bir ceza davasında, sanığın haklarıyla  
dengelenmesi gereken, milli güvenlik nedeniyle veya misilleme riski altında olan ahitleri  
koruma veya soruturma metotlarını gizli tutma gerekliliği gibi çekien menfaatler olabilir.  
Bazı hallerde, baka bir bireyin temel haklarını saklı tutmak veya önemli bir kamu yararını  
korumak için bazı kanıtları savunmanın bilgisine sunmamak gerekebilir. Bununla birlikte,  
AĐHS’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, yalnızca, savunma haklarını sınırlayan mutlak gerekli  
önlemler merudur (Van Mechelen ve diğerleri-Hollanda, 23 Nisan 1997 tarihli karar).  
Üstelik sanığa adil bir yargılanma garanti edilmek isteniliyorsa, haklarının sınırlanmasıyla  
savunmaya çıkarılan her zorluk hukuki makamların önünde izlenen yargılama usulüyle  
yeterince telafi edilmelidir (Doorson-Hollanda, 26 Mart 1996 tarihli karar, Van Mechelen ve  
diğerleri, Fitt, ve Jasper). AĐHM’ye göre, bu tür ilkelerin, özellikle davada kazanılmak  
istenilen ey ıığında bavuran açısından -ağır disiplin suçlarına dayalı görevden alma-  
hususuna uygulanması gerekir (Bkz. mutatis mutandis, Fitt).  
Hükümet’in, bavuranın görevden alınmasına ilikin idari yargılama usulü sırasındaki  
soruturma dosyasının açığa çıkarılmamasını haklı gösterecek hiçbir argümanı sunmadığını  
not etmek gerekir. Zaten, bu dosya, milli güvenliğe veya misilleme riski altındaki tanıkları  
korumaya veya soruturma metotlarını gizli tutma gerekliliğine bağlı zorunluluklarla bu  
yönde bir uygulamayı haklı çıkarabilecek hiçbir unsuru içermemektedir. Öte yandan, bu  
uygulamada, vicahilik ilkesinin ve silahların eitliği ilkesinin gereklerini yerine getirmek için  
bavuranın çıkarlarını korumaya uygun garantiler bulunuyor görünmemektedir. (Bkz. mutatis  
mutandis, Fitt, ve Jasper). Gerçekten de, sözkonusu karar sadece “gizli” olarak nitelendirilmiꢀ  
soruturma dosyasına dayalı olarak alınmıtır.  
Savunma Bakanlığı tarafından iletilen belge ve bilgilerin davanın sonucu hakkında  
temel bir önemi olduğuna üphe yoktur. Fakat, ilgilinin yargılama usulünde kazanmayı  
umduğu ey ve soruturma dosyasındaki belge ve bilgilerin niteliği dikkate alındığında,  
bavuranın Yüksek Mahkeme’nin kararını vermesinden önce bunlara yanıt vermesinin  
olanaksızğı onun adil yargılanma hakkını hiçe saymıtır (J.J.-Hollanda, 27 Mart 1998  
kararı).  
Sonuç itibariyle, AĐHS’nin 6 § 1 maddesi bakımından adil yargılanma hakkının temel  
unsurlarından biri olan vicahilik ilkesine ve taraflar arasındaki silahların eitliği garantisine  
riayet etme bavuranın Milli Savunma Bakanlığı’nın sunmuolduğu bilgiler hakkında  
yorumda bulunma olanağını gerektirmekteydi. Oysa 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi  
uyarınca dosyanın açığa çıkmasını reddetmek için bu imkân bavurana verilmemitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, görevden alınmasının kiisel, siyasi inançlarına ve bazı yasal faaliyetlere  
dayanğı gerekçesiyle, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlalini oluturduğundan yakınmaktadır.  
Hükümet, askeri bir kurumu tercih etmekle bavuranın, en baından böyle bir yapıyı  
düzenleyen kurallara uymayı kabul ettiğini belirtmektedir. Hükümet, AĐHM’nin bu konudaki  
yerleik içtihadına dayalı olarak, ilgilinin özel bir güven ve liyakat bağıyla Devlete bağlı  
olduğunu savunmakta, kurum bünyesinde ve dıında sözkonusu faaliyetleri sürdürerek  
5
bavuranın bu bağı koparmıolacağını vurgulamaktadır. Mevcut durumun özel koullarına  
değinen Hükümet, en yüksek askeri hiyerarik düzende yer alan kiilerle yakın temas halinde  
olan ve onların gizli sağlık dosyalarına ulaabilen bavuranın fiillerine ilikin yetkililerin  
dikkatli olmaları gerektiğini ifade etmektedir. Öte yandan, Grigoriades-Yunanistan (25 Kasım  
1997 tarihli karar) kararındaki bavurandan farklı olarak, bavurana cezai müeyyide  
uygulanmamıtır.  
Bavuran, inançları, yasal, kültürel ve sosyal bazı aktivitelere katıldığı için  
cezalandırıldığını ileri sürmektedir. Bavuran, PKK gibi yasadıı örgütlerin eylemlerine  
katılma, yardım etme ve bu örgüte sempati duyma eklindeki kendisine isnat edilen olayların  
Türk Ceza Kanunu’na göre ağır bir suçu tekil ettiğini, oysa hakkında hiçbir kovuturma  
balatılmağını belirtmektedir. Bavuran, meslek ahlakı kurallarına uygun olarak on yıla  
yakın bir süre boyunca bu askeri hastanede çalığının ve üstlerinin güvenini sarsmaya  
yönelik ve liyakate aykırı hiçbir tutumunun olmadığının altını çizmektedir. Bavurana göre, iç  
hukuktaki yargılama usulü sırasında kendisine iletilmeyen ve Yüksek Mahkeme’nin karar  
verirken dayanak aldığı idari soruturma dosyası sadece dayanaktan yoksun suçlamalar  
içermektedir.  
AĐHM, mevcut bavuruyla ortaya konan temel hukuki sorunun, görevden alma  
kararının iptal edilmesi talebinin AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca adil bir yargılanmanın  
sonunda reddedilip reddedilmediğinin bilinmesine dayalı olduğu kanaatindedir. Yukarıda bu  
hükmün ihlal edildiği tespiti ıığında AĐHM, bu ikayetin ayrıca incelenmesine gerek  
olmadığı sonucuna varmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Sadak ve diğerleri-Türkiye,  
29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96 no’lu kararlar).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, 14 Nisan 1999 tarihinden bu yana isiz, gelirden ve her türlü sosyal haktan  
ve güvenceden yoksun olduğunu belirterek bu yönde 30.000 Euro maddi tazminata uğradığını  
ileri sürmektedir. Emeklilik hakkını elde edebilmek için gerekli on yılı doldurmasına altı ay  
kala sigorta primi yatırılmadığından, Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan doğan haklarını  
kaybettiğini ifade etmektedir. Bavuran, manevi tazminat olarak 30.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, adil tazmini desteklemenin tek dayanağının davada, AĐHS’nin 6 § 1.  
maddesinin öngördüğü garantilerden bavuranın yararlanamaması hususunda bulunduğunu  
ortaya çıkarmaktadır. Kukusuz, AĐHM, tersi durumda davanın sonucunun ne olabileceği  
hakkında görübildiremezdi. Buna karılık, AĐHM, bavuranın manevi zarara uğramıꢀ  
olabileceğine ve ihlal kararının, uğranılan bu zararın telafi edilebilmesi için yeterli olmadığına  
kanaat getirmektedir. AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak  
bavurana manevi tazminat olarak 6.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran yargı giderleri için 7.600 Euro talep etmektedir.  
Hükümet buna karı çıkmaktadır.  
6
Sunulan unsurlar ıığında AĐHM, tüm yargı giderleri için ilgiliye 4.000 Euro  
ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AĐHS’nin 10. maddesine ilikin ikayetin incelenmesine gerek olmadığına;  
3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı  
Hükümet tarafından bavurana:  
i. manevi zarar için 6.500 (altı bin beyüz) Euro ödenmesine;  
ii. masraf ve harcamalar için 4.000 (dört bin) Euro ödenmesine;  
iii.yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tazmine dair diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddesine uygun olarak 31 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
7