Her hukuk ve ceza davasının, usule iliꢀkin yönleri de dahil vicahi bir nitelik taꢀıması
ve de taraflar arasında silahların eꢀitliğini garanti altına alması gerekir. Bu, adil yargılanma
hakkının temel unsurlarından birini teꢀkil etmektedir.
Vicahilik ilkesi uyarınca yargılanma hakkı, taraflar için, karꢀı tarafın oluꢀturduğu
görüꢀlerden veya sunduğu kanıtlardan haberdar olma ve bunlar üzerinde tartıꢀabilme
olanağını içermektedir (Bkz, diğerleri arasında, hukuki usule iliꢀkin olarak: Vermeulen-
Belçika, 20 ꢁubat 1996 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler, Lobo Machado-
Portekiz, 20 ꢁubat 1996 tarihli karar, Nideröst-Huber-Đsviçre, 18 ꢁubat 1997 tarihli karar,
Kress-Fransa, 39594/98 no’lu karar, Yvon-Fransa, 44962/98 no’lu karar ve Prikyan ve
Angelova-Bulgaristan, 44624/98 no’lu, 16 ꢁubat 2006 tarihli karar; cezai usüle iliꢀkin olarak:
Brandstetter-Avusturya, 28 Ağustos 1991 tarihli karar, Fitt-Đngiltere, 29777/96 no’lu karar, ve
Jasper-Đngiltere, 27052/95 no’lu, 16 ꢁubat 2000 tarihli karar).
Bu prensip, tarafların sunduğu görüꢀler ve belgeler için geçerli olduğu gibi Hükümet
komiseri gibi bağımsız bir memur (Kress, ve, APBP-Fransa, 38436/97 no’lu, 21 Mart 2002
tarihli karar), bir idare (Krčmář ve diğerleri-Çek Cumhuriyeti, 35376/97 no’lu 3 Mart 2000
tarihli karar) veya sözkonusu kararı veren mahkeme tarafından sunulan görüꢀler ve belgeler
için de geçerlidir (Nideröst-Huber).
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin hepsinden evvel tarafların çıkarlarını ve adaletin iyi
iꢀleyiꢀinin korunmasını amaçladığının altını çizmek gerekir (Bkz. mutatis mutandis,
Acquaviva-Fransa, 21 Kasım 1995 tarihli karar), bir belgenin kendileri tarafından
yorumlanması gerektiği kanaatinde oldukları zaman, bunu ifade etme imkanı taraflara
sağlanmalıdır. Özellikle, yargıya tabi kiꢀilerin adaletin iꢀleyiꢀine güvenmesi buna bağlıdır:
sözkonusu güvence, diğerleri arasında, dosyadaki her belge hakkında görüꢀ bildirebilme
güvencesine dayanmaktadır (Bkz. Nideröst-Huber, ve F.R.-Đsviçre, 37392/97, 28 Haziran
2001 tarihli karar).
Diğer yandan, hakimin kendisi de, özellikle bir itirazı reddettiği veya re’sen ele alınan
bir gerekçeye dayanarak bir uyuꢀmazlığı çözdüğü zaman vicahilik ilkesine uymak zorundadır
(Skondrianos-Yunanistan, 63000/00, 74291/01 ve 74292/01 no’lu, 18 Aralık 2003 tarihli
kararlar, ve Clinique des Acacias ve diğerleri-Fransa, 65399/01, 65406/01, 65405/01 ve
65407/01 no’lu, 13 Ekim 2005 tarihli kararlar).
2. Bu ilkelerin uygulanması
Mevcut halde, bir disiplin soruꢀturmasının ardından, askeri bir hastanede sivil hemꢀire
olarak çalıꢀan baꢀvuran görevinden alınmıꢀtır. Đlgili tarafından yapılan iptal baꢀvurusu, Askeri
Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.
Bununla birlikte, 20 Ağustos 1999 tarihli cevaben vermiꢀ olduğu savunmalarında Milli
Savunma Bakanlığı, 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesine uygun olarak idari soruꢀturma
dosyasını Yüksek Mahkeme’ye gizlilik kaydı ile iletmiꢀtir. Yüksek Mahkeme’nin kararından,
baꢀvuranın talebinin Milli Savunma Bakanlığı tarafından «gizli» damgalı bir zarfın içine
konulmuꢀ bilgi ve belgelere ve idari soruꢀturma kapsamında elde edilen ifadelere dayanılarak
reddedildiği ortaya çıkmaktadır.
Baꢀvuran, soruꢀturma sırasında savunma hakkına saygı gösterilememesine itiraz etmiꢀ
ancak bu itirazı sonuçsuz kalmıꢀtır.
4