AĐHM, bu ꢀikayetleri 13. madde çerçevesinde inceleyecektir.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, baꢀvurana kötü muamele uygulamakla
itham edilen sanık polislerin adıgeçenin cezaevi arkadaꢀına kötü muameleden soruꢀturma
açıldığını, dava dosyasında yer alan tüm kanıt unsurlarının tetkik edilmesinin ardından
hakimlerin baꢀvuranın ifadelerinin çeliꢀkili olduğu ve kötü muamele sonucu oluꢀan darp izleri
iddialarında her türlü makul ꢀüphenin ötesinde ilkesinin oluꢀmadığı kanısına vardıkları
görüꢀünü savunmaktadır.
AĐHM, bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayete bağlı olduğunu ve hiçbir kabuledilemezlik
gerekçesinin bulunmadığını kaydetmektedir. Bu durumda yapılan ꢀikayet kabuledilebilir
bulunmalıdır.
AĐHM esasla ilgili olarak, AĐHS’nin 13. maddesinin iç hukukta AĐHS’nin öngördüğü temel
hak ve özgürlükleri öne sürmeye olanak tanıyan etkili bir baꢀvuru hakkının varlığını güvence
altına aldığını kaydetmektedir. Bu hüküm, iç hukukta sonucu itibariyle AĐHS’ye dayalı
yapılan «savunulabilir» nitelikteki bir baꢀvurunun incelenmesini ve Savunmacı Devletler sözü
edilen hükmün kendilerine getirdiği yükümlülüklere uyum konusunda belirli bir takdir
payından yararlansalar dahi, buna uygun düzenleme yapılmasını öngörmektedir. AĐHS’nin
13. maddesinin getirdiği yükümlülük baꢀvuranın Sözleꢀmeye dayandırdığı ꢀikayetin türüne
göre iꢀlerlik kazanmaktadır. Bununla birlikte, bu maddede öngörülen baꢀvuru hukukta olduğu
kadar uygulama da «etkili» olmalı, özellikle kullanımı Savunmacı Devletin yetkililerinin
haksız fillerine ve baskı unsurlarına yol açmamalıdır (Bkz. Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık
1996, 1996-VI, s. 2286, § 95, Aydın-Türkiye kararı, 25 Eylül 1997, 1997-VI, s.1895-1896, §
103, ve Kaya-Türkiye kararı, 19 ꢁubat 1998 s. 329-330, § 106).
Yaꢀama hakkının korunmasının temel önemi karꢀısında AĐHS’nin 13. maddesi Savunmacı
Devlete sorumluların kimliklerinin açığa çıkarılmasına ve cezalandırılmasına götürecek
derinlemesine, etkili soruꢀturmaların yürütülmesi ve ꢀikayetçi tarafın etkili bir soruꢀturma
sürecine eriꢀiminin sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir (sözü edilen Kaya kararı, §
107).
Mevcut baꢀvuruda Savcılık tarafından iki polis hakkında açılan ceza soruꢀturması polislerin
serbest bırakılmaları ile tamamlanmıꢀtır. Alınan kararda baꢀvuranın vücudunda ꢀiddet
belirtilerine rastlanıldığı, fakat bu izlerin gözaltında ve sorumlu bir polis tarafından
yapıldığının belirlenmesine olanak tanımadığının sonucuna varılmıꢀtır. Esas hakimleri
baꢀvuranın iddialarının bir kısmı ile uyuꢀan belirtileri ortaya koyan iki sağlık raporu
sonucunun bir bilirkiꢀi yoluyla derinlemesine tamamlayıcı soruꢀturmaların yürütülmesini
gerekli görmemiꢀtir. Böylelikle, ne ilgilide tespit edilen izlerin kaynağı ne de bu gecikme
nedeniyle yüklenebilecek ihmalkârlıklar açığa çıkarılmıꢀtır.
Bu durumda cezai baꢀvuru yolu, hukuki ve idari yargı mercileri karꢀısında tazminat elde
edebilecek hiçbir dayanak sunmamıꢀtır. Zira baꢀvuranın bu merciler önünde de en azından
gözaltında kötü muamelenin mağduru olduğunu kanıtlaması gerekmekteydi (Bkz. Hasan
Kılıç-Türkiye kararı no: 35044/97, 28 Haziran 2005).
AĐHS’nin 13. maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.
5