AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.
adıgeçen Özel, § § 33-34, ve adıgeçen Özdemir §§ 35-36).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen
suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın, aralarında asker
kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının
anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı
olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız
olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Incal –Türkiye, 9 Haziran
1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72 in fine).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS’nin
6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı sonucuna
varmıştır. Bu nedenle AİHS’nin bu maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran gözaltı süresinden şikayetçi olmaktadır. AİHM bu şikayeti AİHS’nin 5 § 3
maddesi kapsamında inceleyecektir;
AİHM, gözaltı süresinin ulusal mevzuata uygun olmasının yanı sıra, başvuranın
olayların meydana geldiği dönemde Türk Hukuku’nda, gözaltı süresine itiraz edebileceği her
hangi bir iç hukuk yoluna sahip olmadığını gözlemlemektedir (Sakık ve diğerleri-Türkiye, 26
Kasım 1997 tarihli karar, Derleme 1997-VII, § 53). AİHM iç hukuk yolunun bulunmadığı
durumlarda, altı ay süresinin başvuruda yer alan suç unsuru teşkil eden eylemin meydana
geldiği andan itibaren işlemeye başladığına dair yerleşik içtihadına atıfta bulunmaktadır.
Mevcut davada, başvuranın gözaltı süresinin 30 Aralık 1992 tarihinde sona erdiğini,
başvurunun ise 11 Eylül 1999 tarihinde yapıldığını gözlemlemektedir. Ayrıca, davanın
incelenmesi bu süreyi kesintiye uğratacak herhangi özel bir durumun tespit edilmesine olanak
vermemektedir.
Sonuç olarak, başvurunun bu kısmının gecikmiş olduğu ve AİHS’nin 35 §§1 ve 4.
maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
III. AİHS’NİN 5. VE 6. MADDELERİ İLE BİRLİKTE 14. MADDENİN İHLAL
EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, dışlayıcı muameleye maruz kaldığından şikayetçi olmaktadır. AİHM bu
şikayeti AİHS’nin 5. ve 6. maddeleri ile birlikte 14. madde açısından inceleyecektir.
AİHM, ulusal toprakların bir kısmının diğer devletin egemenliği altına alınmasına
yönelik bölücü nitelikte silahlı eylem yapmanın Türk yasama organı tarafından ciddi bir suç
olarak değerlendirildiğini gözlemlemektedir. DGM’lerin kuruluş ve yargılama usullerine
ilişkin 2845 sayılı Kanun’nun terör eylemi gerçekleştirmekle itham edilen her kişinin, Umumi
Hukuk’a göre, özellikle de cezaların infazı ve gözaltı rejimi ile ilgili olarak farklı bir
4