edilmesi gerektiğini anımsatır (bkz., özellikle, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli
karar, prg. 40 ve devamı, Metaxas – Yunanistan, no: 8415/02, prg. 25, 27 Mayıs 2004). Bir
Sözleꢀmeci Devletin ulusal hukuk düzeni tarafından verilen zorunlu ve kesinleꢀmiꢀ bir yargı
kararının taraflardan birinin zararına etkisiz kalması durumunda 6/1 maddesiyle güvence
altına alınan mahkemeye eriꢀim hakkı anlamsız hale gelmiꢀ olacaktır.
Dolayısıyla, yargılanabilirlerin etkin ꢀekilde korunması ilkesi idarenin yargı kararlarına uyma
yükümlülüğünü de kapsar. Devlet otoritesi yargı kararına dayanan bir borcu ödememek için
kaynak yetersizliğini bahane olarak öne süremez (bkz. Bourdov – Rusya, no:59498/00, prg.
35).
Öte taraftan, AĐHM’nin daha evvel müteaddit defalar tekrar ettiği üzere bir yargı süreci
sonucunda Devlet’e karꢀı alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi için
daha sonra yeniden bir cebri icra davası açmasının talep edilmesi yerinde olmayacaktır. Bu
nedenle baꢀvurana ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmesi,
ulusal makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin
yoluna gitmemelerini telafi etmeyecektir (Metaxas, adıgeçen, prg. 19; Karahalios –
Yunanistan, no: 62503/00, prg. 23, 11 Aralık 2003).
AĐHM, idarenin bir ödemeyi yapabilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyacağını kabul eder;
ancak bu belli süre makul süre sınırını aꢀmamalıdır.
Mevcut davada AĐHM, idarenin baꢀvurana olan borcunu kesinleꢀmiꢀ yargı kararından bir yıl
altı ay on dört gün sonra ödediğini tespit etmektedir. AĐHM’ye göre bu süre makul olarak
kabul edilemez.
Bu itibarla AĐHM, ulusal makamların, kesinlik kazanmıꢀ yargı kararlarına makul bir süre
içinde uymamak suretiyle AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafını yararlı etkisinden kısmen
yoksun bıraktıkları kanaatine varmaktadır.
Bu nedenle AĐHS’nin sözkonusu maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 1.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran ayrıca 1.000 Euro
olarak hesapladığı manevi zararının tazminini talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını
kaydeden AĐHM bu talebi reddeder.
Buna karꢀın AĐHM, baꢀvurana ödenen tazminat tutarı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi
anlamında tam tazmine tekabül etse dahi, ödeme tarihine iliꢀkin belirsizlik dolayısıyla
baꢀvuranın belli bir manevi zarara uğradığını ve bu durumun telafisi için ihlal tespitinin
yeterli olmayacağını değerlendirmektedir. Hakkaniyete uygun bir karara varan AĐHM, bu
sıfatla baꢀvurana 750 Euro ödenmesine hükmeder.