C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:27150/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
31 Temmuz 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
T.C. vatandaı BarıÖzgür Ak’ın (“bavuran”) Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 30 Nisan 2002  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne ( AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
( “ Sözleme”) Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu (27150/02) numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuran, AĐHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından M. Türkmen tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
1977 doğumlu olan bavuran Đskenderun’da ikamet etmektedir.  
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (‘idare’) bir baraj inası çerçevesinde bavuranın da  
ortakları arasında bulunduğu bazı arazileri kamulatırma bedeli ödemek suretiyle istimlak  
etme yoluna gitmitir.  
Ödenen istimlak bedeli konusunda idareyle anlamazlığa düen ortakların her biri, kendi  
hisselerine ilikin olarak kamulatırma bedelinin artırımı talebiyle Nizip Asliye Hukuk  
Mahkemesi önünde bir dava açmıtır.  
Mahkeme, konuyla ilgili olarak düzenlenen bilirkii raporu uyarınca ortakları kısmen haklı  
bularak, hisseleri nisbetinde ek kamulatırma tazminatı ödenmesine hükmetmitir.  
Hükmedilen tutarlara mülkiyet devrinin gerçekletiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere  
yasal gecikme faizi eklenmitir.  
Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
Đdare, sözkonusu ek kamulatırma bedellerini Aralık 2001 ila Mayıs 2003 tarihlerinde  
ödemitir.  
Her bir parsele ilikin iç hukuk sürecinin ayrıntıları aağıda sunulan tablodaki gibidir:  
PARSEL NO  
EK  
GECĐKME  
FAĐZĐNĐN  
YARGITAY  
KARARI TARĐHĐ  
ÖDEME  
TARĐHĐ  
ÖDEME  
TUTARI  
KAMULATIRMA  
BEDELĐ  
TUTARI HESAPLANMAYA  
(Türk  
Lirası BALANDIĞI  
cinsinden (TL))  
TARĐHĐ  
No: 102-1356  
No: 102-205  
No: 104-435  
No: 104-436  
No: 104-1033  
3.694.765.750  
11.3.1999  
15.5.2000  
11.6.2001  
28.5.2001  
18.6.2001  
18.6.2001  
10.12.2001  
25.12.2002  
25.12.2002  
2.5.2003  
9.499.090.903  
37.456.919.063  
54.525.629.701  
25.493.322.810  
4.498.309.880  
13.605.913.550  
19.221.985.960  
8.677.371.950  
1.551.642.991  
29.6.2000  
10.5.2000  
10.5.2000  
10.5.2000  
25.4.2003  
HUKUK  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, gecikme faizi oranlarının Türkiye’deki yüksek enflasyon karısında yetersiz  
kalması nedeniyle ek kamulatırma tazminatının değerini yitirmesinden ikayetçi olmaktadır.  
Bavuran bu hususta 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Akku– Türkiye davasında benimsediği hesap yöntemini esas alan AĐHM, uğranılan maddi  
zararın tespiti için, bavurana gerçekte ödenen tutar ile gecikme dönemi zarfında paranın  
yitirdiği değer arasındaki farkın dikkate alınması gerektiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, Devlet Đstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan perakende fiyat endeksinde belirtilen  
enflasyonun Türkiye’deki etkilerini hesaba kattığı hususunun altının çizilmesine de ayrıca  
önem atfetmektedir.  
Bu hesap yöntemini göz önünde bulunduran AĐHM, bavuranın hiçbir gerçek kaybının  
olmadığını tespit etmektedir. Bavurana ödenen ek kamulatırma tazminatı tutarı toplamı tam  
tazminata tekabül etmekte olup Akku– Türkiye davasında varılan içtihada uygundur.  
Dolayısıyla içhukuk kararlarının kesinlemesiyle ek kamulatırma tazminatının ödenmesi  
arasında geçen süre, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında, sözkonusu tazminatın  
enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf bir gecikme olarak mütalaa edilemez.  
Dolayısıyla bu ikayet açıkça dayanaktan yoksun olup AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
paragrafları açısından reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Uzun tazminat yargılaması süresinden yakınan bavuran, idarenin, kendi lehinde verilen  
mahkeme kararlarını uzun bir süre boyunca uygulamamasından ikayetçi olmaktadır. Bu  
hususta AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafına atıfta bulunan bavuran, ulusal hukukta bu  
ihtilaflı duruma son verecek mekanizmaların bulunmamasından ikayetçi olmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Đçtihadından çıkan ölçütleri ve elinde bulunan unsurların tamamını göz önünde bulunduran  
AĐHM, bu ikayetin esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. AĐHM ayrıca bu  
ikayetin baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit  
etmektedir.  
B. Esasa ilikin  
Hükümet bavuranın savına itiraz etmektedir. Hükümet, bavuranın davasının ulusal  
mahkemeler tarafından ‘makul bir süre’ içinde görüldüğünü savunmaktadır.  
Bavuran iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM, hangi mahkeme tarafından verilmiolursa olsun bir mahkeme kararının  
uygulanmasının, AĐHS’nin 6/1 maddesi anlamında ‘dava’ nın bir parçası olarak telakki  
edilmesi gerektiğini anımsatır (bkz., özellikle, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli  
karar, prg. 40 ve devamı, Metaxas – Yunanistan, no: 8415/02, prg. 25, 27 Mayıs 2004). Bir  
Sözlemeci Devletin ulusal hukuk düzeni tarafından verilen zorunlu ve kesinlemibir yargı  
kararının taraflardan birinin zararına etkisiz kalması durumunda 6/1 maddesiyle güvence  
altına alınan mahkemeye eriim hakkı anlamsız hale gelmiolacaktır.  
Dolayısıyla, yargılanabilirlerin etkin ekilde korunması ilkesi idarenin yargı kararlarına uyma  
yükümlülüğünü de kapsar. Devlet otoritesi yargı kararına dayanan bir borcu ödememek için  
kaynak yetersizliğini bahane olarak öne süremez (bkz. Bourdov – Rusya, no:59498/00, prg.  
35).  
Öte taraftan, AĐHM’nin daha evvel müteaddit defalar tekrar ettiği üzere bir yargı süreci  
sonucunda Devlet’e karı alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi için  
daha sonra yeniden bir cebri icra davası açmasının talep edilmesi yerinde olmayacaktır. Bu  
nedenle bavurana ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmesi,  
ulusal makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin  
yoluna gitmemelerini telafi etmeyecektir (Metaxas, adıgeçen, prg. 19; Karahalios –  
Yunanistan, no: 62503/00, prg. 23, 11 Aralık 2003).  
AĐHM, idarenin bir ödemeyi yapabilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyacağını kabul eder;  
ancak bu belli süre makul süre sınırını amamalıdır.  
Mevcut davada AĐHM, idarenin bavurana olan borcunu kesinlemiyargı kararından bir yıl  
altı ay on dört gün sonra ödediğini tespit etmektedir. AĐHM’ye göre bu süre makul olarak  
kabul edilemez.  
Bu itibarla AĐHM, ulusal makamların, kesinlik kazanmıyargı kararlarına makul bir süre  
içinde uymamak suretiyle AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafını yararlı etkisinden kısmen  
yoksun bıraktıkları kanaatine varmaktadır.  
Bu nedenle AĐHS’nin sözkonusu maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran maddi tazminat olarak 1.000 Euro talep etmektedir. Bavuran ayrıca 1.000 Euro  
olarak hesapladığı manevi zararının tazminini talep etmektedir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını  
kaydeden AĐHM bu talebi reddeder.  
Buna karın AĐHM, bavurana ödenen tazminat tutarı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi  
anlamında tam tazmine tekabül etse dahi, ödeme tarihine ilikin belirsizlik dolayısıyla  
bavuranın belli bir manevi zarara uğradığını ve bu durumun telafisi için ihlal tespitinin  
yeterli olmayacağını değerlendirmektedir. Hakkaniyete uygun bir karara varan AĐHM, bu  
sıfatla bavurana 750 Euro ödenmesine hükmeder.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
AĐHM içtihadına göre bir bavurana, yaptığı masraf ve harcamaların geri ödemesi ancak  
sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yönü ortaya  
konulduğu sürece yapılmaktadır. AĐHM, bavuranın ulusal mahkemeler önünde ya da AĐHS  
organları önünde yaptığı yargılama masraflarına ilikin herhangi bir belge sunmadığını  
kaydetmektedir. Bununla birlikte AĐHM, kendi önünde bir avukat tarafından temsil edilen  
bavuranın zorunlu olarak birtakım harcamalar yapmıolması gerektiği kanaatindedir. Dava  
koullarını göz önünde bulunduran AĐHM, talep edilen 500 Euro’nun bavurana ödenmesinin  
makul olacağına hükmeder.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı yönünden yapılan ikayetin kabuledilebilir, diğer  
ikayetin ise kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından, bavurana manevi tazminat olarak 750 Euro (yedi yüz elli Euro) ve yargılama  
masraf ve giderleri için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500  
Euro (beyüz Euro) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 31 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.