COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AHMET METE - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 77649/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
25 Nisan 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Dava, Ahmet Mete (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 22 Ekim 2001 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 77649/01)  
kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
I.DAVA OLAYLARI  
Bavuran, 1950 doğumludur ve Aydın’da ikamet etmektedir. PKK’ya yardım ve  
yataklık yaptığı üphesiyle Nusaybin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’ne bağlı  
polisler tarafından 8 Temmuz 2001 tarihinde Nusaybin’de tutuklanmıtır. Aynı gün, bavuran,  
tutuklu haklarının izah edildiği bir form imzalamıtır. Bu formda, gözaltına alınmasının  
yakınlarına haber verilmesi ve avukat yardımı hakkı ifade edilmekteydi. Nezaret kayıt  
defterine göre, polis, bavuranın kız kardeinin kocasına, bavuranın gözaltına alındığı  
haberini vermitir. Ayrıca, bu defterde bavuranın avukat yardımı istemediği de belirtilmitir.  
Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polisler tarafından yapılan sorgusu sırasında,  
bavuran, PKK ile olan bağlantısını ayrıntısıyla itiraf etmitir. 9 Temmuz 2001 tarihli  
sorgulama tutanaklarına göre, bavurana, soruturmanın her safhasında avukat yardımından  
yararlanabileceği bildirilmitir. 10 Temmuz 2001 tarihinde, bavuran, sorgulanmak üzere  
Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele birimine nakledilmitir. 11 Temmuz 2001  
tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, bavuranın polis gözaltı süresini 13 Temmuz 2001  
tarihine kadar uzatmıtır. 13 Temmuz 2001 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde  
sorgulanması esnasında, bavuran, PKK için yaptığı faaliyetleri anlatmıtır. Örgütün hapiste  
olan üyeleri için kurye olarak görev yaptığını itiraf etmitir. Bavuran, aynı gün, Đzmir Sulh  
Ceza Mahkemesi’ne getirilmitir. Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadesini inkâr  
etmive baskı ve zorla alındığını belirtmitir. Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadesini teyit  
etmitir. Sulh Ceza Mahkemesi, bavuranın tutuklu yargılanmasına karar vermitir. 14  
Ağustos 2001 tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, bavuranı, PKK’ya üye olmak ve bu  
örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlayan bir iddianame sunmutur.19 Eylül 2002  
tarihinde, mahkeme, bavuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi uyarınca  
yargılayarak on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıtır. Bavuranın, duruma esnasında  
PKK üyesi olmadığını iddia etmesine rağmen, örgütün faaliyetleriyle olan bağlantısını  
ayrıntılı olarak anlatmıtır. Ayrıca, diğer sanık da, bavuranın, örgüte yeni üye olanları  
dağlardaki gerilla savaına katılmaları için ülkenin doğusuna götürdüğünü ve hapisteki PKK  
üyelerine kuryelik yaptığını teyit etmitir. 4 Mart 2003 tarihinde, Yargıtay, 19 Eylül 2002  
tarihli kararı onamıtır.  
II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi’nin 4. fıkrasına (18 Kasım 1992  
tarihinde 3842/9 sayılı Kanun’la değiik) göre, tutuklanan, ve/veya bir savcının tutukluluk  
halinin devamına karar verdiği bir kii, bu tedbire ilgili bölge hakimliğinde itiraz edebilir ve  
serbest bırakılabilir.  
Kanun Dıı Yakalanan veya Tutuklanan Kiilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466  
sayılı Kanun’un 1. Bölümüne göre:  
“1. Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve artlar dıında yakalanan veya tutuklanan  
veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;  
2
2. Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak  
hemen bildirilmeyen;  
3. Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan;  
4. Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı  
olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;  
5. Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumlar yakınlarına hemen bildirilmeyen;  
6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuturma  
yapılmasına veya son soruturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraatlarına veya ceza  
verilmesine mahal olmadığına karar verilen;  
7. Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan  
sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu  
kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”  
HUKUK  
Bavuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi kapsamında, gözaltı süresinin uzun olduğundan  
ikayetçi olmutur. Ayrıca, AĐHS’nin 5 § 1. maddesi çerçevesinde, avukat yardımından  
faydalanamadığını ve gözaltındayken ailesini göremediğini iddia etmitir. AĐHM, bavuranın  
daha sonraki ikayetlerini, sırasıyla AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesi kapsamında ele  
alacaktır.  
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
A.AĐHS’nin 5 § 3. maddesi  
Hükümet, bavuranın gözaltı süresinin uzun olduğuna dair ikayetinin, AĐHS’nin 5 §  
3. maddesinin gerektirdiği gibi iç hukuk yolları tüketilmediğinden reddedilmesi gerektiğini  
belirtmitir. Hükümet, Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, bavuranın gözaltı  
süresine itiraz edebileceğini ileri sürmütür. Bavuranın ayrıca, Kanun Dıı Yakalanan veya  
Tutuklanan Kiilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun çerçevesinde tazmin  
yolu arayabileceğini belirtmitir.  
AĐHM, benzer davalarda Hükümet’in ön itirazlarını halihazırda inceleyip reddettiğini  
tekrarlar (bkz özellikle, Öcalan – Türkiye [BD], no. 46221/99, §§ 66-71, AĐHM 2005-…).  
AĐHM, bu davada, içtihadından sapmayı gerektirebilecek hiçbir özel durum tespit etmemitir.  
Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder. Ayrıca, bu ikâyetin herhangi  
bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını, dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi  
gerektiğini not eder.  
B.AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 2 (c) maddeleri  
Bavuran, gözaltındayken avukat yardımından yoksun bırakıldığını ileri sürerek  
ikâyetçi olmutur.  
3
Hükümet, bavuranın ön soruturma sırasında yasal yardım talep etmediğini  
belirtmitir.  
AĐHM içtihadına göre, yargılamanın adilliği, 6. madde hükümlerine soruturmanın ilk  
safhalarında uygun hareket edilmemesi nedeniyle, ciddi olarak zarar görecek gibiyse ve zarar  
gördüğü sürece, 6. madde ve özellikle bu maddenin 3. fıkrası, davanın görülmeye  
balanmasından önce uygun olabilir (bkz. Imbrioscia – Đsviçre, 24 Kasım 1993, Seri A no.  
275, s. 13, § 36). Ön soruturma sırasında 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesinin uygulanma ekli, ilgili  
ilemlere özgü nitelikler ve dava artlarına bağlıdır. Buradaki husus, ilemlerin tamamı  
ıığında, ön soruturma sırasında yasal temsilin bulunmamasının, sanığın adil yargılanmadan  
yoksun bırakıp bırakmadığıdır (John Murray – Đngiltere, 8 ubat 1996 kararı, Reports of  
Judgments and Decisions, 1996-I, § 63).  
AĐHM, sorgu tutanaklarına ve bavuran tarafından imzalanan forma göre, polis  
tarafından sorgulandığı sırada yasal yardım alma hakkının bavurana hatırlatıldığını  
gözlemler. Ayrıca, cezaevi kayıtlarında bavuranın yasal yardım talep etmediği de  
belirtilmitir. Ancak, yetkililerin kendisine bir avukat bulmayı reddetmiolması varsayılsa  
dahi, açık talebine rağmen, AĐHM’ye göre, yargılamanın ilk safhasında yasal yardım  
bulunmaması, bavuranı adil yargılanma hakkından yoksun bırakmamıtır. Bu sonuca  
varırken, AĐHM, yargılamanın tamamını ve özellikle bavuranın Đzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi ve Yargıtay’daki yargılamalarda bir avukatının olduğu gerçeğini dikkate almıtır.  
Ayrıca, AĐHM, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, nihai kararını, bavuranın yalnızca  
polise verdiği ifadelere değil, aynı zamanda durumalarda verdiği ifadelere, Cumhuriyet  
Savcısı’na verdiği ifadelere ve diğer sanıkların ifadelerine dayanarak verdiğini not eder (bkz.  
mutatis mutandis, Mamaç ve Diğerleri – Đngiltere, no. 2986/95, 29487/95 ve 29853/96, § 48,  
20 Nisan 2004, Sarıkaya – Đngiltere, no. 36115/97, § 67, 22 Nisan 2004).  
Dolayısıyla, bavuranın, ön soruturma sırasında yasal yardıma ulaamamasının,  
AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesi kapsamında, bavuranı adil yargılanmadan yoksun  
bırakğı düünülemez.  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olduğu ve  
dolayısıyla kabuledilmez olduğunun ilan edilmesi gerektiği sonucuna varmıtır.  
C.AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiği iddiası  
Bavuran, gözaltındayken ailesine haber verilmediğini ileri sürerek ikâyetçi olmutur.  
Nezaret kayıt defterinde belirtilenin aksine, kız kardeinin kocasına haber verilmediğini iddia  
etmitir. Daha sonra, gözaltında verdiği ifadeyi müteakip kız kardeinin kocasının da  
gözaltına alındığını ileri sürmütür.  
Hükümet, bavuranın, 8 Temmuz 2001 tarihli formu imzaladığında, akrabalarıyla  
irtibat kurma hakkının kendisine söylendiğini belirtmitir. Ayrıca, nezaret kayıt defterinde  
bavuranın akrabalarından birine, bavuranın gözaltında olduğunun haber verildiğinin  
belirtildiğini öne sürmütür.  
AĐHM, bavuranın, gözaltında bulunduğu sürenin hiçbir safhasında ailesiyle  
haberleme talebinde bulunmadığını gözlemler (a contrario, McVeigh, O’Neill ve Evans –  
Đngiltere, no. 8022/77, 8025/77 ve 8027/77, 18 Mart 1981 tarihli Komisyon raporu, Decisions  
and Reports (DR) 25, s. 52, § 237). Aynı ekilde, dava dosyasında, aile fertlerinden herhangi  
4
birinin bavuranla irtibata geçmeye çalığına dair hiçbir kanıt yoktur. Ayrıca, AĐHM,  
bavuranın, nezaret kayıt defterine dikkatleri çekecek veya kız kardeinin kocasına  
tutuklanmasının haber verilmediğini iddiasına ağırlık verilmesine neden olabilecek hiçbir  
kanıt sunmadığını gözlemler. Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM, bavuranın iddiasını  
temele dayandıramadığı kanısına varmıtır.  
Dolayısıyla, AĐHM, bavuranın, yetkililerin, gözaltındayken ailesiyle irtibat kurma  
hakkına müdahale yaptığı iddiasına ilikin ikâyetinin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında  
temelsiz olduğu ve kabuledilmez olduğunun ilan edilmesi gerektiği sonucuna varmıtır.  
II.ESASLAR  
Bavuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde öngörüldüğü üzere, hemen bir yargıç veya adli  
görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne çıkarılmadan begün  
gözaltında tutulduğunu iddia etmitir. Bu maddeye göre:  
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda  
bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir  
görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma  
sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını  
sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”  
Hükümet, bavuranın gözaltı süresinin o tarihte yürürlükte olan mevzuatla uyumlu  
olduğunu belirtmitir. Đlgili kanunda AĐHM içtihadına uygun olarak değiiklik yapılmıꢀ  
olduğundan, bavuranın iddiası temelsizdir.  
AĐHM, bavuranın gözaltı süresinin begün olduğunu not eder. Brogan ve Diğerleri –  
Đngiltere davasında (29 Kasım 1988, Seri A no. 145 B, ss.33-34, § 62), yargı denetimi  
olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı halinin, amacının, toplumu bir bütün olarak teröre  
karı korumak olmasına rağmen, AĐHS’nin 5 § 3. maddesindeki sıkı zaman sınırlamalarının  
ında kaldığını tekrarlar (bkz. Brogan ve Diğerleri – Đngiltere, 29 Kasım 1988 kararı, Seri A  
no. 145 B, ss. 33-34, § 62).  
Bu davada sözkonusu olduğu gibi, terör suçlarının soruturulmasının yetkililere belirli  
bazı sorunlar çıkarabilmesine karın, AĐHM, bavuranın, yargı denetimi olmaksızın begün  
tutulmasının gerekli olduğunu kabul edemez.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“ Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve  
ilgili Yüksek Sözlemeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,  
Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette  
tatminine hükmeder.”  
5
A.Tazminat  
Bavuran, 5.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bavuranın talep ettiği tutara itiraz etmive bir ihlal tespitinin balı baına  
yeterli tazmin tekil edeceğini öne sürmütür.  
AĐHM, bavuranın yalnızca bir AĐHS ihlali tespitiyle yeterince tazmin edilemeyecek  
bir manevi zarara maruz kaldığı kanısındadır. Eitlik temelinde yaptığı değerlendirme ile  
AĐHM bu balık altında 1.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme Masrafları  
Bavuranlar, ayrıca yerel mahkemelerde ve AĐHM’deki mahkeme masrafları için  
3.000 Euro talep etmitir.  
Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmımasrafların geri ödenebileceğini ileri  
sürmütür. Bu bağlamda, tüm masrafların bavuran veya temsilcisi tarafından  
belgelendirilmesi gereklidir ve ortalama sayılar veya listeler, masrafları kanıtlamada uygun ve  
gerekli belgeler olarak görülemez.  
Eitlik temelinde değerlendirme yaparak ve içtihadındaki ölçütleri dikkate alarak,  
AĐHM, bavurana mahkeme masrafları için 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1.Bavuranın, gözaltı süresine ilikin ikâyetinin kabuledilebilir, bavurunun kalan kısmının  
ise kabuledilmez olduğuna;  
2.AĐHS’nin 5 § 3.maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a)Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk Lirası’na  
çevrilerek bavuranın Türkiye’deki banka hesabına yatırılmak üzere,  
(i)1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat;  
(ii)mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beyüz Euro);  
(iii)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine ve  
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6
5. Bavuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 25 Nisan 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
J.-P. COSTA  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
7