A V R U P A  
COUNCIL  
KONSEYİ  
OF E U R O P E  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AHMET KILIÇ - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 38473/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
25 Temmuz 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Dava, Ahmet Kılıç (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 12 Eylül 2002 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 38473/02)  
kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
I.DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1963 doğumludur ve Amasya’da ikamet etmektedir. 9 Haziran 1993  
tarihinde, Amasya – Taova’ya bağlı Belevi Belediyesi’nde bekçi olarak çalımaya  
balamıtır. Türk hukukuna göre, statüsü, devlet memuru idi. 8 Haziran 1995 tarihinde, son  
iki yıla ait üç adli sicil kaydına dayanarak, Belediye, bavuranın isözlemesini feshetmitir.  
12 Haziran 1995’te bavuran, Samsun Đdare Mahkemesi’nde Belediye aleyhine dava açmıtır.  
Ayrıca, isiz kaldığı dönem için, faizle birlikte, 7.630.000 TL1 olan aylık maaının  
ödenmesini talep etmitir. 27 Kasım 1996 tarihinde, idare mahkemesi, bavuranın talebini  
reddetmitir. Bavuran temyize gitmive yürütmenin durdurulmasını talep etmitir. 27  
Ağustos 1997 tarihli bir ara kararla, Danıtay, idare mahkemesinin 27 Kasım 1996 tarihli  
kararının ve Belediye’nin bavuranı iten çıkarma kararının yürütülmesini durdurmutur.  
Bavuran, Belediye’deki iine tekrar balamıtır. 3 ubat 2000 tarihinde, Danıtay,  
Belediye’nin, yeni bir belediye bakanı seçildikten sonra birkaç çalıanı iten çıkardığını  
tespit etmitir. Belediye’nin, iten çıkarmaya ilikin olarak yeterli sebep göstermeyen, benzer  
ve basmakalıp adli sicil kayıtlarını dayanak olarak aldığı belirlenmitir. Buna göre, Danıtay,  
Samsun Đdare Mahkemesi’nin kararını bozmutur. 31 Mayıs 2000 tarihinde, Samsun Đdare  
Mahkemesi, Danıtay kararına paralel olarak Belediye’nin kararını iptal etmitir. Mahkeme,  
ayrıca, bavuranın iinin kendisine iadesine ve görev süresi için aylık maaının ve ilgili maddi  
haklarının kendisine ödenmesine hükmetmitir. 13 Aralık 2001 tarihinde, Danıtay, Belediye  
tarafından yapılan temyiz bavurusunu reddetmitir. Bu karar, bavurana 3 Nisan 2002  
tarihinde tebliğ edilmitir. Bugüne kadar Belediye, bavurana herhangi bir ödeme  
yapmatır.  
HUKUK  
I.HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI  
Hükümet, bavurunun, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları  
tüketilmediğinden dolayı reddedilmesi gerektiğini belirtmitir. Bavuranın, Đdari Yargılama  
Usulü Kanunu’nun 28 § 3. maddesi uyarınca tazminat talep etme yoluna gidebileceğini ileri  
sürmütür.  
Hükümet, davacıların, yetkililerin mahkeme kararlarını yerine getirmediği  
gerekçesiyle Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesine atıfta bulunduğu, yerel idare  
mahkemelerin birkaç kararını sunmutur.  
Bavuran, Hükümet tarafından ortaya konulan hukuk yolunun, idari yetkililerin bir  
ödeme hükmüne riayet etmediği durumlarda etkili olmadığını öne sürmütür.  
1 Haziran 1995’te yaklaık olarak 176 ABD Doları.  
2
AĐHM, Hükümet’in sunduğu kararlardan yalnızca birisinin bu karara benzer olduğunu  
zira diğer ikâyetlerin yanı sıra, yetkililerin, davacıya tazminat ödenmesine karar verildiği bir  
kararı uygulamamaları ile ilgili olduğunu gözlemler. Ancak, bu kararda, idare mahkemesi,  
davacının talebini ratione materiae inceleme yetkisi olmadığına ve bavuranın bir hukuk  
mahkemesine dava açmasına karar vermitir. AĐHM, sözkonusu kararda idare mahkemesi  
tarafından ortaya konulmuolan hukuk yolunun, Tunç – Türkiye kararında (no. 54040/00, §§  
19-20, 24 Mayıs 2005) etkili olmadığının tespit edildiğini not eder.  
Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder ve  
bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca,  
herhangi baka bir gerekçeden ötürü kabuledilmez olmadığını da not eder. Dolayısıyla  
kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.  
II.AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin iki ihlalinin olduğunu ileri sürmütür.  
Sözkonusu maddeye göre:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda  
kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından  
davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun … olarak görülmesini istemek hakkına  
sahiptir.”  
Bavuran öncelikle, Belediye’nin, mahkemenin kendisi lehine verdiği karara uygun  
hareket etmemesinden ikayetçi olmutur. Ayrıca, idari yargılamanın süresinin AĐHS’nin 6 §  
1. maddesinde yer alan makul süre artını karılamadığını ileri sürerek ikâyetçi olmutur.  
A.6 § 1. maddenin uygulanabilirliği  
AĐHM, Belevi Belediyesi’nde bekçi olarak çalıan ve devlet memuru olan bavuranın,  
6 § 1. maddeyi dayanak olarak alabileceğinin tartıma konusu olmadığını not eder. AĐHM,  
sahip olduğu statüye karın, bavuranın, Devlet’in veya kamu mercilerinin genel çıkarlarını  
korumak için düzenlenmikamu hukuku ve görevleri ile verilmiolan yetkileri hayata  
geçirmekle ilgili doğrudan veya dolaylı bir itirak ortaya koyan bir konumunun bulunmadığını  
not ederek, 6 § 1. maddenin dayanak olarak alınmamasına ilikin herhangi bir gerekçe tespit  
etmemitir (Pellegrin – Fransa [BD], no. 28541/95, AĐHM 1999, § 66).  
Dolayısıyla, bu davada 6 § 1. madde uygulanabilir niteliğe sahiptir.  
B.6. maddeye riayet  
1.Mahkeme kararlarının uygulanmaması  
Bavuran, Belediye’nin, idare mahkemesinin kendisi lehine verdiği karara riayet  
etmediğini ileri sürerek ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bu ikayetin esasına ilikin herhangi bir görübildirmemitir.  
AĐHM, bir Sözlemeci Devlet’in iç hukuk sistemi nihai ve bağlayıcı bir yargı  
kararının, bir tarafın aleyhine olacak ekilde hükümsüz ve geçersiz olmasına müsaade ettiği  
3
takdirde, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ile teminat altına alınmıolan mahkemeye eriim hakkının,  
aldatıcı olacağını yineler. Dolayısıyla, herhangi bir mahkeme tarafından verilmibir kararın  
yürütülmesi, 6. maddenin maksatları açısından “yargılamanın” tamamlayıcı bir parçası olarak  
görülmelidir (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 kararı, Reports  
of Judgments and Decisions 1997-II, ss. 510-11 § 40 et seq.).  
Bu davada, AĐHM, 31 Mayıs 2000 tarihinde, Samsun Đdare Mahkemesi, idareye, görev  
süresi için bavurana aylık maaını ve diğer maddi haklarının ödenmesi talimatı verdiği  
gözlemler. Temyiz ilemlerinin ardından, karar, 13 Aralık 2001’de kesinlemitir. Karar  
uygulanmamıtır. AĐHM, bunun AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında Devlet’in  
sorumluluğunu bağladığı kanısındadır (Scollo – Đtalya, 28 Eylül 1995 kararı, Seri A no. 315-  
C, § 44; yukarıda anılan Tunç, § 26).  
Bavuran için sözkonusu olan riskleri göz önüne alarak, AĐHM, bu davada nihai yargı  
kararlarına riayet etmeye ilikin olarak bu denli uzun süre gerekli tedbirleri almamakla, Türk  
yetkililerin 6 § 1. maddenin hükümlerini, en önemli maksatlarından yoksun bıraktığı kanısına  
varmıtır.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
2.Đdari yargılamanın uzunluğu  
Bavuran, idari yargılamanın, AĐHS’nin 6 § 1. maddenin gerektirdiği gibi makul bir  
sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürerek ikâyetçi olmutur. Belediye’deki görevine geri  
dönmüolmasına rağmen, yargılamanın sonuna kadar belirsizliğin yarattığı sıkıntı içinde  
yaadığını belirtmitir.  
Hükümet, yargılamanın altı kademede yedi yıldan daha az sürdüğünü belirtmitir.  
Yargılamanın uzunluğuna rağmen, yargılamanın etkinliğinin tehlikeye atılmadığını zira  
bavuranın Danıtay’ın 27 Ağustos 1997 tarihli kararının ardından iine geri döndüğünü öne  
sürmütür.  
AĐHM, yargılamanın uzunluğunun, dava artları ıığında ve özellikle davanın  
karmaıklığı ve bavuran ile ilgili makamların tutumu olmak üzere, AĐHM içtihadında ortaya  
konulmuolan ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar. Davada  
bavuranın karı karıya olduğu riskler de dikkate alınmalıdır (bkz. diğerlerinin yanı sıra  
Richard – Fransa, 22 Nisan 1998 kararı, Reports 1998-II, § 57).  
Bu davada, AĐHM, ele alınacak sürenin, bavuranın Samsun Đdare Mahkemesi’nde  
dava açğı 12 Haziran 1995 tarihinde baladığını not eder. Bu süre, Danıtay’ın, Belediye’nin  
temyiz talebini reddettiği kararının bavurana tebliğ edildiği 3 Nisan 2002 tarihinde sona  
ermitir. Yargılama, birisinin davayla iki defa ilgilendiği, üç yargı kademesinde altı yıl dokuz  
aydan fazla sürmütür.  
AĐHM, davanın karmaık olmadığını, zira bavuranın Belevi Belediyesi’ndeki iinden  
çıkarılması ile ilgili olduğunu gözlemler. Ayrıca, bavurana atfedilebilecek hiçbir gecikme  
bulunmadığını gözlemler. Ancak, ii ile ilgili olması ve Belediye’nin hala kendisine  
ödenmesine karar verilmiolan meblağı ödememiolmasından dolayı, yargılama, bavuran  
için hayati öneme sahip idi.  
4
Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM, yerel mahkemelerin, altı yıl altı ay boyunca -  
biri geçici tedbir olan – bekarar aldığını not eder. Ancak, davanın Danıtay’da görülmesi  
esnasında - üç yıl iki ay gibi – uzun bir sürenin geçmiolduğunu göz ardı edemez.  
Buna göre, AĐHM, yargılamanın “makul süre” içinde sonuçlandırılmadığını tespit  
etmitir. Sonuç itibarıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  
Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
Bavuran, Samsun Đdare Mahkemesi’nin kararları ıığında, görev yapmadığı süre için  
aylık maave ilgili maddi haklarının kaybına ilikin olarak 9.400 Euro maddi tazminat talep  
etmitir. Ayrıca, 3.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, 1995 ve 1997 yılları arasında Belediye’de çalıan bir bekçinin ortalama  
maaına ilikin hayali hesaplamalara dayalı olduğunu ileri sürerek bu meblağlara karı  
çıkmıtır. AĐHM’nin bu davada bir ihlal tespit etmesi halinde, bunun balı baına bavuranın  
maruz kaldığı iddia edilen her türlü manevi zarar için yeterli tazmin tekil edeceğini ifade  
etmitir.  
AĐHM, kararla ödenmesine hükmedilmi, ancak ödenmemiolan meblağın Hükümet  
tarafından ödenmesinin bavuranın maddi tazminat talebini karılayacağı kanısındadır.  
Manevi tazminata ilikin olarak, AĐHM, bavuranın zararının, yalnızca bir ihlal tespitiyle  
yeterince telafi edilemeyeceği kanısındadır. Dava artlarını ve içtihadını dikkate alarak,  
AĐHM bavurana bu balık altında 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B.Mahkeme masrafları  
Bavuran, yerel makamlarla ve AĐHM’de yapılan masraflar için 2.000 Euro talep  
etmitir.  
Hükümet, bavuranın talebinin tamamen temelden yoksun olduğunu ileri sürmütür.  
Elindeki belgeler temelinde ve eitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,  
AĐHM bavurana 1.000 Euro mahkeme masrafı ödenmesine karar vermitir.  
c.Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
5
1.Bavurunun kalan kısmın kabulüne;  
2.Kararın uygulanmaması bağlamında, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.Yargılamanın uzunluğu bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4.(a)Sorumlu Devlet’in bavurana kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, kendisine  
iç hukuk kararı uyarınca ödenecek olan meblağın ve aağıdaki meblağların, ödeme tarihinde  
geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek ödenmesine:  
(i)1.500 Euro (bin beyüz Euro) manevi tazminat;  
(ii)1.000 Euro (bin Euro) mahkeme masrafı;  
(iv)ve uygulanabilecek her türlü vergi;  
(b)yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 25  
Temmuz 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLE  
J.-P COSTA  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
6