COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AĞRAKÇE/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 29059/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
4 Kasım 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29059/02 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaı Abdülkerim Ağrakçe’nin (“bavuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10  
Mayıs 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından Ö. Öneren tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1946 doğumludur ve Diyarbakır’da yaamaktadır.  
Bavuran 16 Eylül 1980’de terörist eylemlere dahil olduğu üphesi ile yakalanmıve  
göz altına alınmıtır. Müteakiben, aleyhinde balatılan cezai takibat sürecinde serbest  
bırakılğı 6 Nisan 1984 tarihine kadar tutuklu kalmıtır. 15 Mayıs 1990’da aleyhindeki  
suçlamalardan beraat etmitir. Bavuran, sözkonusu kararın kendisine tebliğ edilmemesi  
nedeniyle, beraat ettiğini ancak 1996’da öğrendiğini belirtmitir.  
24 Mayıs 1996’da bavuran, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne bavurmuve 466  
Nolu Kanun uyarınca tazminat talep etmitir. Kanun, inter alia, kanun dairesinde  
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuturma yapılmasına veya son  
soruturmanın açılmasına yer olmadığına veya hut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal  
olmadığına karar verilen kiilere tazminat ödenmesini öngörmektedir. Bavuran, manevi  
tazminat olarak 20,000,000,000 Türk Lirası (TRL) (yaklaık 256,706 AB Doları) talep  
etmitir.  
27 ubat 1998’de ilk derece mahkemesi, bavurana belirli miktarda tazminat  
ödenmesine karar vermitir. Yargıtay, 30 Aralık 1998’de bu kararı bozmutur ve dosyayı,  
daha kapsamlı bir inceleme için Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmitir.  
16 Haziran 1999’da ağır ceza mahkemesi, bavuranın yasal zaman sınırına uymadığı  
gerekçesi ile davayı reddetmitir. 2 Mayıs 2000’de Yargıtay bu kararı da bozmutur.  
4 Ekim 2000’de ilk derece mahkemesi, üçüncü kararını vererek bavurana belirli  
miktarda tazminat ödenmesine karar vermitir. 27 Mart 2001’de Yargıtay, ödenmesine karar  
verilen meblağın çok düük olduğu gerekçesi ile bu kararı bozmutur.  
6 Eylül 2001’de ağır ceza mahkemesi, bavurana manevi tazminat olarak  
3,000,000,000 TRL (yaklaık 2,400 Euro) ödenmesine karar vermitir.  
5 Mart 2002’de Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onaylamıtır.  
Yargılama sırasında ağır ceza mahkemesi, düzenli olarak soruturma oturumları  
düzenlemitir. Yalnızca dört oturumda, bavuranın yasal temsilcisine sonraki oturumun  
tarihini tebliğ etmitir (30 Nisan 1997, 10 ubat 1999, 1 Haziran 2000 ve 6 Haziran 2001).  
Ancak, oturumlardan hiçbiri, bavuranın yasal temsilcisi katılmadığı için ertelenmemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL ETTĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, tazminat davasının uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1 maddesi bağlamındaki  
“makul süre” gereğine uymadığı hususunda ikayette bulunmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35. maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının  
tüketilmesi gereğine uyulmamıolması nedeniyle ikayeti kabuledilemez bularak  
reddetmesini istemitir. Ayrıca, bavuranın yerel mahkemeler önünde ikayetinin esasını  
ortaya koymadığını iddia etmitir.  
Bavuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmitir.  
AĐHM, önceki davalarda, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilikin  
benzer itirazlarını incelemive reddetmiolduğunu gözlemlemektedir (bkz.,  
Karakullukçu/Türkiye, no. 49275/99, paragraflar 27-28, 22 Kasım 2005). AĐHM, somut  
davada, yukarıda kaydedilen davada vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını  
gerektiren özel bir durum görmemektedir. Bu nedenle, Hükümet’in bu balık altındaki  
itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
taımadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru, kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Göz önüne alınması gereken süre, 24 Mayıs 1996’da balamıve 5 Mayıs 2002’de  
sona ermitir. Bu nedenle, iki aamalı yargılamada, dört kez yeniden incelenerek yaklaık beꢀ  
yıl dokuz ay sürmütür.  
Hükümet, mevcut dava koullarında idari yargılama süresinin, makul uzunlukta  
olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamayacağını iddia etmitir. Özellikle bavuranın,  
gerekli belgeleri temin etmeyerek ve Ağır Ceza Mahkemesi önündeki durumalara  
katılmayarak yargılamanın uzamasına katkıda bulunduğunu ileri sürmütür.  
Bavuran, Hükümet’in iddialarını reddetmi, 466 no’lu Kanun kapsamındaki dava  
ekli hususunda görülerini etraflıca sunmuve bu balık altındaki iddialarını yinelemitir.  
Ayrıca, tazminata ilikin yargılamanın, 466 no’lu Kanun kapsamında, bir yıldan az sürdüğü  
davaların nüshalarını sunmutur.  
Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, davanın koullarına, bilhassa da  
davanın karmaıklığına, bavuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın ilgililer  
açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir (bkz., Frylender/Fransa [BD], no.  
30979/96, paragraf 43, AĐHM 2000-VII).  
AĐHM sıklıkla mevcut davada ortaya konana benzer meselelerin ortaya konduğu  
davalarda AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz., Ali Rıza  
Doğan/Türkiye, no. 50165/99, paragraflar 31-39, 22 Aralık 2005, ve Erden/Türkiye, no.  
27719/02, paragraflar 20-22, 20 Kasım 2007).  
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı  
bir sonuca varmasına neden olacak bir delil ya da iddia sunmadığı kanısındadır. Konuya  
ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, somut davada yargılama süresinin haddinden fazla  
olduğu ve “makul süre” gereğini karılamadığı kanısına varmıtır.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, bavuru formunda öncelikle, üç yıl yedi ay boyunca özgürlüğünden  
mahrum bırakıldığı hususunda ikayette bulunmutur. Đkinci olarak, beraat ettiğinin uzun bir  
süre kendisine bildirilmediğini ve bunun, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmitir.  
Son olarak, kendisine ödenmesine karar verilen tazminat miktarını eletirmive 466 no’lu  
Kanun bağlamındaki yargılamanın etkinliğini sorgulamıtır. Eletirisi, AĐHS’nin 5.  
maddesinin 1. paragrafına, 6., 13. ve 41. maddelerine dayanmaktadır.  
Bavuran, daha sonra sunduğu görülerinde, cezai yargılamanın süresine ve ağır ceza  
mahkemesi önünde sözlü duruma yapılmamasına değinmitir.  
Ancak, mevcut delilleri değerlendiren AĐHM, bavuranın yukarıda kaydedilen  
görülerinde, AĐHS’de ya da ek Protokoller’de ortaya konan hakların ve özgürlüklerin  
ihlalinin yer almadığı sonucuna varmıtır.  
Bu nedenle, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan  
yoksun olması nedeniyle bavurunun sözkonusu kısmının kabuledilemez olduğuna karar  
verilmelidir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi tazminat olarak toplam 29,490 EUR talep etmitir. Bu meblağ,  
kendisini cezaevinde ziyaret eden ailesinin kazanç kayıplarını ve seyahat masraflarını  
kapsatır. Ayrıca, manevi tazminat olarak 40,000 EUR talep etmitir.  
Hükümet, meblağa itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle, sözkonusu talebi reddetmitir. Ancak, tazminata  
ilikin yargılamanın uzaması sonucu bavuranın, manevi zarara da uğramıolduğu  
kanısındadır. Hakkaniyet temelinde karar vererek, bavurana bu balık altında 2,500 EUR  
ödenmesini öngörmütür.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için  
11,600 EUR talep etmitir. Avukat ücretlerine ve çeviri masraflarına ilikin belgeler  
sunmutur.  
Hükümet, bu meblağa itiraz etmitir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre gerçekten ancak gerekli oldukları için  
yapıldıklarının ve miktarının makul olduğunun tespit edilmesi halinde, bavuran yargılama  
masraf ve giderlerinin kendisine ödenmesine hak kazanmaktadır. Mevcut davada, kendisine  
sunulan bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, yerel yargılamada  
yapılan masraf ve giderlerin karılanması talebini reddetmektedir. Ancak, AĐHM önündeki  
yargılama için bavurana 1,350 EUR ödenmesinin uygun olduğu kanısındadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Tazminata ilikin yargılama hususundaki ikayetin kabuledilebilir ve bavurunun kalan  
kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden sorumlu Hükümet’in yerel para birimine  
çevrilmek üzere bavurana aağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;  
(i) manevi tazminat olarak 2,500 EUR (iki bin beyüz Euro);  
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,350 Euro (bin üç yüz elli Euro);  
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her tür vergi.  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkraları gereğince 4 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.