C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
AĞIN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:46069/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
29 MART 2005  
NĐHAĐ KARAR  
12/10/2005  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 46069/99 bavuru no’lu davanın nedeni,  
Türk vatandaı Ömer Ağın’ın (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 28  
Aralık 1998 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından  
V. Ucum tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1948 doğumlu bavuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran Demokrat adlı bir derginin düzenlediği yuvarlak masa toplantısına  
katılmıtır, toplantı metni derginin Mayıs 1991 tarihli ve 12 no’lu sayısında yayımlanmıtır.  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Basavcısı 10 Haziran 1991 tarihli  
iddianamesi ile 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1 maddesi (1991 sayılı Kanun)  
uyarınca bavuranı Devlet’in bölünmez bütünlüğü aleyhinde propaganda yapma suçu ile  
itham etmitir.  
11 Mart 1993 tarihli karar ile DGM, 1991 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca  
hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuve bavuranı bir yıl sekiz ay hapis ve 41.666.666  
TL. para cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran temyize gitmitir. Yargıtay 24 Eylül 1993 tarihli kararı ile ilk derece  
mahkemesinin kararını onamıtır.  
27 Ekim 1995 tarihli ve 4126 sayılı Kanun ile 1991 sayılı Kanun’da yapılan  
değiikliklerin ardından, DGM bavuranın davasını re’sen yeniden incelemitir.  
8 Mart 1996 tarihinde DGM bu kez bavuranı bir yıl bir ay hapis ve 111.111.110 TL.  
para cezasına çarptırmıtır.  
5 Mayıs 1996 tarihinde bavuran sözkonusu kararın temyizine gitmitir. Bavuran  
AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerini ileri sürmütür.  
9 Temmuz 1998 tarihinde temyiz kararı ilk derece mahkemesindeki dava dosyasına  
konularak tarafların bilgisine sunulmutur.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLMESĐ HAKKINDA  
Bavuran hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal  
etmesinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.  
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı  
bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını kaydetmitir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2  
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz  
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,  
2
§40). Buna karın uyumazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup  
olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
AĐHM, geçmite mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer  
sorunları irdelemive AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıtır (Bkz.  
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,  
1999-VI, Đbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no:  
27528/95, §43, 2 Ekim 2003).  
AĐHM, içtihat kararları ıığında mevcut davayı incelemive Hükümet’in, sözkonusu  
durumu farklı bir sonuca ulatırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat  
getirmitir. AĐHM, suç unsuru basın makalesinde kullanılan ifadelere ve makalelerin  
yayımlandığı duruma önem vermitir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koulları ve  
özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmutur (Bkz. Đbrahim Aksoy,  
§60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).  
Dava konusu makale Ortadoğu’nun jeopolitik bağlamı bakımından kürt sorununun  
analizini yapmakta ve Hükümet’in kürt kökenli halk nezdindeki siyasetinin eletirisini  
yapmaktadır.  
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalenin Türk Devleti’nin toprak bütünlüğünü  
bozmayı amaçlayan ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.  
AĐHM, bavuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi  
içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemitir.  
(Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AĐHM, dava  
konusu makalede bazı ifadelerin Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek, metne  
manlık uyandıran bir anlam yüklese de, ne iddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de  
ayaklanmaya tevik etmive AĐHM’nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken balıca  
unsur olan konumanın kin güden bir konuma olmadığını gözlemlemitir (Bkz. a contrario,  
Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8  
Temmuz 1999).  
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların  
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu  
belirtmektedir.  
Bu durumda bavuranın mahkumiyeti amaçlanan hedeflerle orantılı olmadığından  
dolayı “demokratik toplumda gereklilik” arz etmemektedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10.  
maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, kendisini yargılayıp mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. bavuran AĐHS’nin 6§1 maddesinin  
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
AĐHM, geçmite mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer  
sorunları irdelemive AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (Bkz.  
3
sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6 ubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00,  
§§35-36).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca  
ulatırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AĐHM, “milli  
güvenlik”’e ilikin suçlardan DGM önüne çıkarılan bavuranın, aralarında askeri hakimin de  
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayıla karılanacağını  
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, bavuran, DGM’nin bu türden davalara ters düen  
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında bavuran  
tarafından duyulan üphelerin objektif olarak kanıtlandığı düünülebilir (sözüedilen Incal  
kararı, s. 1573, §72 in fine).  
AĐHM, bavuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
III. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BĐRLĐKTE 14. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesini ileri sürerek, etnik kökene  
dayanan ayrımcılığa dair idari teamülden ikayetçi olmaktadır.  
AĐHS’nin 10. maddesinin tek baına ihlal edildiğine yönelik varılan sonuç gözönüne  
alarak AĐHM, 14. maddeye göre yapılan ikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat  
getirmektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran verilen para cezası ve gelir kaybı nedeniyle 30.000 Euro’ya ulaan maddi  
zarara uğradığını iddia etmektedir.  
Bavuran ayrıca 30.000 Euro tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini  
istemektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, iddia edilen gelir kaybı konusunda sunulan delillerin, bavuranın AĐHS’nin 10.  
maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarının kesin olarak belirlenmesini  
sağlamadığı kanısındadır (Bkz. aynı yönde alınan Karakoç ve diğerleri kararı, no:27692/95,  
28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ekim 2002). AĐHM, buradan yola çıkarak bu talebi  
reddetmektedir.  
Buna karın AĐHM, bavurana verilen para cezasının doğrudan AĐHS’nin 10.  
maddesinin ihlalinin bir sonucu olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla bavuranın ödediği  
miktarın tümünün geri ödenmesine karar vermek uygun olacaktır. AĐHM bavuranın  
41.666.666 TL. (olayların meydana geldiği dönemde 4.500 USD olan) para cezası ödediğini  
tespit etmektedir. Hakkaniyete uygun olarak ve elinde bulunan bilgilerin tümü ıığında,  
4
özellikle sözkonusu miktarın ödendiği tarihte geçerli olan parite dikkate alınarak, AĐHM  
maddi zarar adı altında bavurana 4.000 Euro ödenmesine karar vermektedir.  
AĐHM, manevi zarar hakkında, ilgilinin dava koullarından dolayı gerginlik içinde  
olabileceğinin söylenebileceği kanaatindedir. Bu bakımdan AĐHM, bavuranın onbeay  
tutuklu bulundurulduğunu ortaya koymutur. AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete  
uygun olarak manevi zarar adı altında bavurana 15.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
AĐHM, bavuran hakkındaki mahkumiyet kararının 6§1 maddesi bağlamında tarafsız  
ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en  
uygun tazminin, bavuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden  
yargılamak olacağı kanaatindedir (sözüedilen Gençel, §27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AĐHM’de yapılan masraf ve harcamalar için  
10.000 Euro istemektedir. Bavuran delil olarak ücret sözlemesi, avukatın faturalandırdığı  
ücretlere ilikin makbuzları sunmutur.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, elinde bulunan unsurları ve konu hakkındaki içtihadını gözönünde  
bulundurarak yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro tutarının makul olduğuna kanaat  
getirmive bu tutarın bavurana ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 10. maddesi ile beraber 14. maddesine göre yapılan diğer ikayetin  
incelenmesine gerek olmadığına;  
4. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2. maddesine göre kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in  
bavurana:  
i. maddi tazminat için 4.000 Euro (dört bin);  
ii.manevi tazminat için 15.000 Euro (on bebin);  
iii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beyüz);  
iv. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflardan muaf tutularak  
ödemesine;  
5
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle  
gecikme faizi uygulanmasına;  
5. Hakkaniyete uygun tazminata ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 29 Mart 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
6