HUKUK
Baꢀvuran, mahkeme harcı ve adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle Askeri Yüksek
Đdare Mahkemesi’nde sorumluluk davası açma imkanından yoksun bırakılmasından
ꢀikayetçidir. Bu konuda baꢀvuran, AĐHS’nin 3. , 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği
kanaatindedir.
Hükümet, mahkemeye eriꢀim hakkının mutlak olmadığını ve zımnen kabul edilmiꢀ bazı
sınırlamalara tabi olabileceğini zira eriꢀim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir
düzenleme gerektirdiğini hatırlatmaktadır. AĐHS’nin 6/1 maddesi davacıların “medeni hak ve
yü k ü m l ü l ü k l e r i ne ” i l i ꢀkin kararlar hakkında mahkemeye eriꢀim hakkını etkin bir biçimde
güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete
bırakmaktadır. Mahkemeye eriꢀim hakkına getirilen kısıtlama, meꢀru bir amaç taꢀıdığı ve
kullanılan araçla amaç arasında makul bir orantılılık iliꢀkisi mevcut olduğu sürece AĐHS’nin
6/1 maddesine uygun düꢀer. Sözkonusu sınırlama mali nitelikte olabilir. Adaletin tecellisi
bir kiꢀinin mahkemeye eriꢀim hakkına maddi kısıtlamalar getirilmesini haklı kılabilir.
Mahkemelere yapılan taleplere iliꢀkin masrafların ödenmesi gerekliliği, AĐHS’nin 6/1
ma d d e s i a nl a mı nd a ma hk e me ye e r i ꢀim hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez.
Hükümet, mahkeme harcı miktarının ve baꢀvurana adli yardım talebinin reddedilmesinin iç
hukuka uygun olduğunu savunmaktadır. Hakimler baꢀvurana adli yardım yapılmasına gerek
olmadığına kanaat getirmiꢀlerdir. Zira baꢀvuran, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun
465. maddesi uyarınca talebinin yerindeliğini gösteren bir kanıt sunmamıꢀtır. Hükümet,
baꢀvuranın bir avukat tarafından temsil edildiğini, dava sırasında bir kiꢀiyi ücretsiz olarak
temsil eden bir avukatın baroyu bilgilendirmesi gerektiğini ancak mevcut davada böyle bir
durumun sözkonusu olmadığını kaydetmektedir. Hükümet, baꢀvuranın, avukat tutmak için
y e t e r l i g e l i r i o l d u ğu dolayısıyla mahkeme harcını da ödeyebileceği sonucuna ulaꢀmı ꢀtır.
Hükümet’e göre, adli yardım talebinin reddi, özüne halel getirecek ꢀekilde ve düzeyde
baꢀvuranın mahkemeye eriꢀim hakkını sınırlandırmamıꢀtır.
Baꢀvuran, Hükümet’in argümanlarına itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.
A ĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetini AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından inceleyecektir (bkz, bu
bağlamda, Sabri Aslan ve diğerleri- Türkiye, baꢀvuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009, Serin-
Türkiye, baꢀvuru no: 18404/04, 18 Aralık 2008 ve Ciğerhun Öner-Türkiye, baꢀvuru no:
33612/03, 20 Mayıs 2008).
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde
baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, konuya iliꢀkin genel ilkeleri açısından AĐHM, yerleꢀik içtihadına atıfta
bulunmaktadır (sözü edilen Bakan).
Mevcut davada, AĐHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek Đdare
Mahkemesi’nin davanın açılmamıꢀ saymasına yol açtığını gözlemlemektedir. Đstenilen
ma hke me h a r cı mi kt a r ı 2 . 042 T ür k Li r a s ı i d i ( o l a yl a r ı n me yd a n a ge ld i ği dönemde yaklaꢀık
1.265 Euro). AĐHS’nin amacının teorik ya da hayali hakları değil gerçek ve etkili hakları
3