CONSEIL  
A V R U PA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ADNAN ÖZDEMĐR -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:4574/06)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve  
Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (4574/06) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
A d n a n Ö z d e m i r ’ i n ( b a vu r a n) Av r u p a Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 05 Ocak 2006 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme ’ ni n ( Avr up a Đnsan  
Hakları Sözleme s i - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Van Barosu avukatlarından A. Bayar tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1983 doğumludur ve Van’da ikamet etmektedir.  
29 Haziran 2005 tarihinde, bavuran, askerlik hizmeti sırasında yakalandığı Hepatit B  
hastalığı nedeniyle Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nde tazminat davası açmıtır.  
Bavuran, 150.000 TL (sözkonusu dönemde yaklaık 93.015 Euro) maddi ve manevi tazminat  
talebinde bulunmutur. Ayrıca bavuran, mahkeme harcını ödeyecek ekonomik durumu  
olmadığı gerekçesi ile adli yardım talebinde bulunmutur. Bavuran, muhtarlık tarafından  
düzenlenen fakirlik belgesini belge olarak sunmutur.  
A s k e r i Y ü k s e k Đdare Mahkemesi, bavuranın avukatını, yargılama masrafı olarak 2.042 TL  
(olayların meydana geldiği dönemde yaklaık 1.265 Euro) olan pul harcının ödenmesi  
gerektiği hususunda bilgilendirmitir.  
13 Temmuz 2005 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, Hukuk Muhakemeleri Usulü  
Kanunu’nun 465. maddesinde belirtilen koulları karılamadığı gerekçesi ile bavuranın adli  
y a r d ı m t a l e b i n i r e d d e t m i tir. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, mahkeme harcının otuz gün  
içerisinde yatırılmaması durumunda davanın açılmamısayılacağını belirtmitir. Karar  
gerekçelendirilmemitir.  
19 Temmuz 2005 tarihinde, bavuranın avukatına ödeme emri gönderilmitir. Askeri Yüksek  
Đdare Mahkemesi, otuz gün içerisinde bavuran tarafından harcın yatırılmaması durumunda  
davanın açılmamısayılacağını hatırlatmıtır.  
Bavuran, sözkonusu miktarı ödeyememitir.  
1 Eylül 2005 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, mahkeme harcının ödenmesi  
talebini yinelemitir.  
9 Kasım 2005 tarihinde, mahkeme harcı ödenmediğinden Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi,  
davanın açılmamısayılmasına hükmetmitir.  
2
HUKUK  
Bavuran, mahkeme harcı ve adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle Askeri Yüksek  
Đdare Mahkemesi’nde sorumluluk davası açma imkanından yoksun bırakılmasından  
ikayetçidir. Bu konuda bavuran, AĐHS’nin 3. , 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği  
kanaatindedir.  
Hükümet, mahkemeye eriim hakkının mutlak olmadığını ve zımnen kabul edilmibazı  
sınırlamalara tabi olabileceğini zira eriim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir  
düzenleme gerektirdiğini hatırlatmaktadır. AĐHS’nin 6/1 maddesi davacıların “medeni hak ve  
yü k ü m l ü l ü k l e r i ne ” i l i kin kararlar hakkında mahkemeye eriim hakkını etkin bir biçimde  
güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete  
bırakmaktadır. Mahkemeye eriim hakkına getirilen kısıtlama, meru bir amaç taıdığı ve  
kullanılan araçla amaç arasında makul bir orantılılık ilikisi mevcut olduğu sürece AĐHS’nin  
6/1 maddesine uygun düer. Sözkonusu sınırlama mali nitelikte olabilir. Adaletin tecellisi  
bir kiinin mahkemeye eriim hakkına maddi kısıtlamalar getirilmesini haklı kılabilir.  
Mahkemelere yapılan taleplere ilikin masrafların ödenmesi gerekliliği, AĐHS’nin 6/1  
ma d d e s i a nl a mı nd a ma hk e me ye e r i im hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez.  
Hükümet, mahkeme harcı miktarının ve bavurana adli yardım talebinin reddedilmesinin iç  
hukuka uygun olduğunu savunmaktadır. Hakimler bavurana adli yardım yapılmasına gerek  
olmadığına kanaat getirmilerdir. Zira bavuran, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun  
465. maddesi uyarınca talebinin yerindeliğini gösteren bir kanıt sunmamıtır. Hükümet,  
bavuranın bir avukat tarafından temsil edildiğini, dava sırasında bir kiiyi ücretsiz olarak  
temsil eden bir avukatın baroyu bilgilendirmesi gerektiğini ancak mevcut davada böyle bir  
durumun sözkonusu olmadığını kaydetmektedir. Hükümet, bavuranın, avukat tutmak için  
y e t e r l i g e l i r i o l d u ğu dolayısıyla mahkeme harcını da ödeyebileceği sonucuna ulatır.  
Hükümet’e göre, adli yardım talebinin reddi, özüne halel getirecek ekilde ve düzeyde  
bavuranın mahkemeye eriim hakkını sınırlandırmamıtır.  
Bavuran, Hükümet’in argümanlarına itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.  
A ĐHM, bavuranın ikayetini AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından inceleyecektir (bkz, bu  
bağlamda, Sabri Aslan ve diğerleri- Türkiye, bavuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009, Serin-  
Türkiye, bavuru no: 18404/04, 18 Aralık 2008 ve Ciğerhun Öner-Türkiye, bavuru no:  
33612/03, 20 Mayıs 2008).  
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde  
bavurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
Esas ile ilgili olarak, konuya ilikin genel ilkeleri açısından AĐHM, yerleik içtihadına atıfta  
bulunmaktadır (sözü edilen Bakan).  
Mevcut davada, AĐHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek Đdare  
Mahkemesi’nin davanın açılmamısaymasına yol açtığını gözlemlemektedir. Đstenilen  
ma hke me h a r cı mi kt a r ı 2 . 042 T ür k Li r a s ı i d i ( o l a yl a r ı n me yd a n a ge ld i ği dönemde yaklaık  
1.265 Euro). AĐHS’nin amacının teorik ya da hayali hakları değil gerçek ve etkili hakları  
3
korumak olduğunu (Artico-Đtalya, 13 Mayıs 1980) göz önüne alan AĐHM, ilgili ekonomik  
veriler açısından, sözkonusu miktarın bavurana aırı yük yüklediği kanaatindedir. Nitekim  
mu ht a r tar a fı nda n ba vuranın adına düzenlenen fakirlik belgesi bavuranın maddi durumunu  
belirlemek için yeterli olmutur. Ayrıca, bavuranın bir avukat tarafından temsil edilmesi,  
bavuranın yargılama masraflarının tamamını karılayacak imkanlara sahip olduğunun  
göstergesi değildir. Baka b ir d e yi le  
,
Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin  
değerlendirmesinde fakirlik belgesini göz önüne alması gerekirdi; oysa mevcut davada böyle  
bir durumun sözkonusu olmadığını tespit etmek gerekmektedir. Ayrıca Askeri Yüksek Đdare  
Mahkemesi’nin kararı hiçbir ekilde gerekçelendirilmemiolduğundan, bavurannın durumu  
etkili ve somut bir incelenmemitir. (bkz, aynı bağlamda, sözü edilen Serin, ve sözü edilen  
Ciğerhun Öner).  
Ayrıca AĐHM, ilk derece mahkemesi tarafından yargılamanın ilk safhasında adli yardım  
talebinin reddedilmesinin, bavuranı, davasının bir mahkeme önünde görülme imkanından  
tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir.  
Dolayısıyla sözkonusu unsurlar göz önüne alındığında AĐHM, Adnan Özdemir’in, Ankara  
Yüksek Đdare Mahkemesi’ne somut ve etkili eriim hakkından faydalanamadığı kanaatindedir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
A ĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, bavuran, 100.000 TL (yaklaık  
45.500 Euro) maddi tazminat talep etmektedir. Ayrıca bavuran, 150.000 TL (yaklaık 68.250  
Euro) manevi tazminat istemektedir. Bavuran, yargılama masraf ve giderlerinin de  
ödenmesini talep etmekte ancak rakam belirtmemekte ve belge sunmamaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
Maddi tazminat ile ilgili olarak AĐHM, ilke olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile güvence altına  
alınan mahkemeye eriim hakkına yönelik bir ihlalin telafisi için en uygun yolun bavuran  
isteği üzerine ve uygun zamanda bavuranın davasının görülmesi olacağını hatırlatmaktadır  
(bkz, aynı anlamda, sözü edilen Mehmet Suna Yiğit).  
Manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavurana 3.000 Euro  
ödenmesine hükmetmektedir.  
Belirtilen bir miktarın olmaması ve belgelendirilmemesi nedeniyle AĐHM, yargılama masraf  
ve giderlerine ilikin talebi reddetmektedir.  
A ĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesinin uygun olaca ğına hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro manevi tazminat  
ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5