Hükümet, AĐHS’nin 11. maddesinin kamu yararı için memurların tayin edilmesini
yasaklamadığını belirtmektedir. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranların tayin edilmiꢀ olmalarının, ne
sendika üyesi olmalarına ne de sendikal faaliyetlerde bulunmalarına herhangi bir engel teꢀkil
etmediğini belirtmektedir.
Baꢀvuranlar hizmet gereği memurların tayin edilebileceklerine katılmaktadırlar. Buna
karꢀın, tayin oldukları bölgede değil de, OHAL bölgesinde öğretmen açığı olduğunu
belirtmektedirler. Baꢀvuranlar, tayin kararlarının sendika üyesi ya da yöneticisi oldukları
sırada alındığını ve bunun sendikal faaliyetlerde bulunma haklarını en aza indirgediğini ifade
etmektedirler.
AĐHM, baꢀvuranlar tarafından dile getirilen ꢀikayetle ilgili olarak daha önce Ertaꢀ
Aydın ve Diğerleri-Türkiye ve adıgeçen Bulga ve Diğerleri davalarında, AĐHS’nin 11.
maddesinde yer alan sendikal faaliyetlerde bulunma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar
verdiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve davayı farklı sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil
bulunmadığı kanaatine varmıꢀtır. Bununla ilgili olarak, sözkonusu tayin kararları
baꢀvuranların bir sendikaya üye olmalarına, sendikal faaliyetlerde bulunma haklarına bir
engel ya da sınırlama getirmemektedir. Bu nedenle, dava konusu önlemler alınmasına
rağmen, sözkonusu sendikalara üyeliklerinin devam ettiği ve tayin oldukları bölgelerde
sendikal faaliyetlerde bulunmaları engellenmediği dikkate alındığında baꢀvuranlar bu
haklarını kaybetmemiꢀtir (Ertaꢀ Aydın ve diğerleri, adıgeçen ve Schmidt ve Dahlström-Đsveç,
6 ꢁubat 1976 tarihli karar, A serisi no:21).
AĐHM mevcut davanın koꢀullarının tümü ıꢀığında, baꢀvuranların aleyhlerine alınan
tayin kararları nedeniyle sendikal faaliyetlerde bulunma haklarının esastan ihlal edildiğini
açıklayamadıklarını gözlemlemektedir.
Sonuç olarak, AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
B. AĐHS’nin 13. maddesi
AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 11. maddesine iliꢀkin olarak yaptıkları ꢀikayetin,
AĐHS tarafından güvenceye alınan haklar kapsamına girmediğini ve bu nedenle AĐHS’nin 13.
maddesine iliꢀkin iddiaların “savunulabilir ꢀikayet” olarak değerlendirilmeyeceğine kanaat
getirmektedir.
AĐHM dosyada yer alan unsurların, baꢀvuranların sendikal faaliyetlerde bulunma
haklarına yönelik herhangi bir ihlal olduğu yönünde karar verilmesine imkan vermediği
görüꢀündedir. Bununla birlikte, bu durum AĐHS’nin 11. maddesinin savunulabilir niteliğini
değiꢀtirmemektedir (Boyle ve Rice-Birleꢀik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar, A serisi, no:
131, s. 23, §52). AĐHM’nin baꢀvurunun esasına iliꢀkin kararı, ulusal mahkemeler önünde
etkili baꢀvuru zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin AĐHS’de yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanma
imkanı sağlayabilecek baꢀvuru yolunu güvenceye aldığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu
madde, AĐHS’ye iliꢀkin savunulabilir bir ꢀikayetin içeriğinin incelenmesi ve uygun olan
5