C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ADEMYILMAZ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98,  
41602/98, 43606/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 Mart 2006  
NĐHAĐ KARAR  
3 Temmuz 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98,  
41959/98, 42602/98, 43606/98 bavuru no’lu davaların nedeni, 21 Nisan 1998 tarihinde  
(Nigar Ademyılmaz, 41496/98; Muazzez Onuk (Özder), 41499/98; Ahmet Mefahir Altındağ,  
41501/98) 15 Nisan 1998 tarihinde (Hüseyin Elçi, 41502/98) 2 Mayıs 1998 tarihinde (Nadir  
Bingöl, 41959/98) 11 Haziran 1998 tarihinde (Haydar Kılıçoğlu, 42602/98) ve 23 Ağustos  
1998 tarihinde (Abdulhalim Kaçmaz, 43606/98) Türk vatandaları Nigar Ademyılmaz,  
Muazzez Onuk (Özder), Ahmet Mefahir Altındağ, Hüseyin Elçi, Nadir Bingöl, Haydar  
Kılıçoğlu ve Abdulhalim Kaçmaz’ın Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) eski 25.  
maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Adli yardımdan faydalanan bavuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa  
tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOULLARI  
1. Nigar Ademyılmaz (Bavuru no: 41496/98)  
Bavuran, 1992 yılında Diyarbakır’da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim Sen’e üye  
olmutur.  
1996 yılında, bavuran yönetim kurulu üyesi seçilmive yönetim kurulu sekreteri  
olmutur.  
Bavuran, 20 Ocak 1998 tarihinde Diyarbakır Valisi’nin kararıyla 285 ve 430 sayılı  
Kanun Hükmünde Kararname ve Öğretmenlerin Atama ve Yer Değitirme Yönetmeliği’nin  
29. maddesi uyarınca Konya’ya tayin edilmitir.  
2. Muazzez Onuk (Özder) (Bavuru no: 41499/98)  
Bavuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.  
Bavuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir.  
20 Ocak 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü bavurana  
Karaman’a tayin edildiğini bildirmitir.  
3. Ahmet Mefahir Altındağ (Bavuru no: 41501/98)  
Bavuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.  
Bavuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir.  
13 ubat 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü bavurana  
Kütahya’ya tayin edildiğini bildirmitir.  
4. Hüseyin Elçi (Bavuru no: 41502/98)  
Bavuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.  
Bavuran, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunduğu Eğitim Sen üyesidir.  
2
2 Eylül 1996 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü bavurana  
Karabük’e tayin olduğunu bildirmitir.  
Bavuran, sözkonusu kararın iptal edilmesi için Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne  
bavurmutur.  
8 Aralık 1997 tarihinde tebliğ edilen 25 Eylül 1997 tarihli kararla, Đdare Mahkemesi,  
285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge  
Valisi’nin teklifi ile alınan kararlar aleyhine adli bir ilem yapılamayacağı gerekçesiyle  
esasını incelemeden sözkonusu bavuruyu reddetmitir.  
5. Nadir Bingöl (Bavuru no: 41959/98)  
Bavuran, olayların meydana geldiği sırada Karayolları Genel Müdürlüğü’nde  
mühendis olarak çalımaktadır. Bavuran, aynı zamanda, Diyarbakır’da bulunan Enerji Yapı  
Yol-Sen bakanıdır.  
31 Mart 1998 tarihli bir kararla, Karayolları 9. Bölge Dairesi bavurana Kastamonu’ya  
tayin edildiğini bildirmitir.  
Bavuran, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne tayin kararının iptal edilmesi istemiyle  
bavuruda bulunmutur. 16 Nisan 1999 tarihinde, 285 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin teklifi ile alınan  
kararlar aleyhine adli bir ilem yapılamayacağı gerekçesiyle sözkonusu bavuru  
reddedilmitir.  
6. Haydar Kılıçoğlu (Bavuru no: 42602/98)  
Bavuran, olayların meydana geldiği sırada Diyarbakır’da öğretmenlik yapmaktadır.  
Bavuran, aynı zamanda, Diyarbakır Eğitim Sen bakanıdır.  
12 Mayıs 1998 tarihli bir kararla, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü bavurana  
Kırklareli’ne tayin edildiğini bildirmitir.  
7. Abdulhalim Kaçmaz (Bavuru no: 43606/98)  
1991 yılında bavuran, Diyarbakır’da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim Sen’e üye  
olmutur. 18 Mart 1995 tarihinde bavuran Diyarbakır Bismil’de Sendika Temsilciliği’ni  
kurmutur.  
11 Haziran 1996 tarihli bir kararla Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü bavurana  
isteği üzerine Çanakkale’ye tayin edildiği bildirilmitir.  
Bavuran Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne sözkonusu tayin kararının iptal edilmesi  
istemiyle bavuruda bulunmutur.  
25 ubat 1998 tarihinde, Đdare Mahkemesi, 285 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin teklifi ile alınan  
3
kararlar aleyhine adli bir ilem yapılamayacağı gerekçesiyle esasını incelemeden sözkonusu  
bavuruyu reddetmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢀKĐN  
A. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında  
Bavuranlar, AĐHS’nin 11. maddesine atıfta bulunarak, tayin kararlarının dernek  
kurma ve toplanma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.  
1. Đç hukuk yollarının tüketilmediği iddiası  
Kılıçoğlu, Onuk (Özder), Ademyılmaz ve Altındağ isimli bavuranlarla ilgili olarak  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yöneltmektedir. Hükümet, ilgili kiilerin  
ikayetlerini dile getirmek üzere ulusal makamlara herhangi bir bavuruda bulunmadıklarını  
belirtmektedir.  
Bavuranlar, OHAL Bölge Valiliği’nin ilemleri ile ilgili olarak adli denetimin  
bulunmadığını iddia etmektedirler.  
AĐHM bu itirazın, AĐHS’nin 11. maddesi ile birlikte 13. maddesine ilikin ikayetle  
ilgili olduğuna karar vermitir. Bu nedenle, ikayetin esastan incelenmesine karar vermitir.  
2. Kabul edilebilirliğe ilikin diğer kriterler  
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıığında ve elindeki mevcut unsurların tümünü  
gözönüne alarak, AĐHS’nin 11. maddesine ilikin ikayetin esastan incelenmesi gerektiği  
kanaatine varmıtır. AĐHM bavuruda hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ile  
karılaılmadığını tespit etmitir.  
B. AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği iddiası hakkında  
Bavuranlar, aleyhlerinde alınan tayin kararlarına itiraz edebilecekleri etkili bir  
bavuru yolu bulunmadığını ileri sürmektedirler. Bavuranlar birlikte ya da ayrı olarak  
AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar.  
AĐHM, bu ikayeti AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında incelemeye karar vermitir.  
AĐHM tarafların argümanları ıığında, bu ikayetin olaylar ve hukuk açısından,  
bavuru incelemesinin halihazırdaki aamasında çözüme kavuturulamayan fakat esastan  
incelemeyi zorunlu kılan ciddi problemler ortaya çıkardığı kanaatindedir. Sonuç olarak, bu  
ikayet, AĐHS’nin 35 § 3 maddesindeki anlamıyla açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan  
edilemez.  
II. ESAS HAKKINDA  
A. AĐHS’nin 11. maddesi  
4
Hükümet, AĐHS’nin 11. maddesinin kamu yararı için memurların tayin edilmesini  
yasaklamadığını belirtmektedir. Hükümet, ayrıca, bavuranların tayin edilmiolmalarının, ne  
sendika üyesi olmalarına ne de sendikal faaliyetlerde bulunmalarına herhangi bir engel tekil  
etmediğini belirtmektedir.  
Bavuranlar hizmet gereği memurların tayin edilebileceklerine katılmaktadırlar. Buna  
karın, tayin oldukları bölgede değil de, OHAL bölgesinde öğretmen açığı olduğunu  
belirtmektedirler. Bavuranlar, tayin kararlarının sendika üyesi ya da yöneticisi oldukları  
sırada alındığını ve bunun sendikal faaliyetlerde bulunma haklarını en aza indirgediğini ifade  
etmektedirler.  
AĐHM, bavuranlar tarafından dile getirilen ikayetle ilgili olarak daha önce Ertaꢀ  
Aydın ve Diğerleri-Türkiye ve adıgeçen Bulga ve Diğerleri davalarında, AĐHS’nin 11.  
maddesinde yer alan sendikal faaliyetlerde bulunma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar  
verdiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, mevcut davayı incelemive davayı farklı sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil  
bulunmadığı kanaatine varmıtır. Bununla ilgili olarak, sözkonusu tayin kararları  
bavuranların bir sendikaya üye olmalarına, sendikal faaliyetlerde bulunma haklarına bir  
engel ya da sınırlama getirmemektedir. Bu nedenle, dava konusu önlemler alınmasına  
rağmen, sözkonusu sendikalara üyeliklerinin devam ettiği ve tayin oldukları bölgelerde  
sendikal faaliyetlerde bulunmaları engellenmediği dikkate alındığında bavuranlar bu  
haklarını kaybetmemitir (ErtaAydın ve diğerleri, adıgeçen ve Schmidt ve Dahlström-Đsveç,  
6 ubat 1976 tarihli karar, A serisi no:21).  
AĐHM mevcut davanın koullarının tümü ıığında, bavuranların aleyhlerine alınan  
tayin kararları nedeniyle sendikal faaliyetlerde bulunma haklarının esastan ihlal edildiğini  
açıklayamadıklarını gözlemlemektedir.  
Sonuç olarak, AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmemitir.  
B. AĐHS’nin 13. maddesi  
AĐHM, bavuranların AĐHS’nin 11. maddesine ilikin olarak yaptıkları ikayetin,  
AĐHS tarafından güvenceye alınan haklar kapsamına girmediğini ve bu nedenle AĐHS’nin 13.  
maddesine ilikin iddiaların “savunulabilir ikayet” olarak değerlendirilmeyeceğine kanaat  
getirmektedir.  
AĐHM dosyada yer alan unsurların, bavuranların sendikal faaliyetlerde bulunma  
haklarına yönelik herhangi bir ihlal olduğu yönünde karar verilmesine imkan vermediği  
görüündedir. Bununla birlikte, bu durum AĐHS’nin 11. maddesinin savunulabilir niteliğini  
değitirmemektedir (Boyle ve Rice-Birleik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar, A serisi, no:  
131, s. 23, §52). AĐHM’nin bavurunun esasına ilikin kararı, ulusal mahkemeler önünde  
etkili bavuru zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.  
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin AĐHS’de yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanma  
imkanı sağlayabilecek bavuru yolunu güvenceye aldığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu  
madde, AĐHS’ye ilikin savunulabilir bir ikayetin içeriğinin incelenmesi ve uygun olan  
5
düzeltmeyi sağlayabilecek iç hukuk yolunu gerekli kılmaktadır (Bkz. diğerleri arasında,  
Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 2000-XI).  
AĐHM, OHAL Bölge Valisi’ne tayin konusunda geniayrıcalıklar tanıyan 285 sayılı  
Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 (g) maddesine dayanarak, Valinin kamu sektörü  
personelinin baka bir bölgeye tayinini isteyebileceğini hatırlatmaktadır. Bulga ve diğerleri ve  
ErtaAydın ve diğerleri kararlarında, OHAL valisinin tayin konusunda geniayrıcalıkları  
bulunması nedeniyle adli denetim yoksunluğunun, muhtemel suiistimalleri engellemek için  
yeterli teminatları sunmadığı yönünde görübildirmiti (Bkz. aynı zamanda Çetin ve  
diğerleri, adıgeçen).  
Yukarıda yer alan nedenlerden dolayı, bavuranların iç hukuk yollarını tüketmek  
zorunluluğundan bağıık tutuldukları düünülebilir. Bu nedenle AĐHM Hükümetin itirazını  
kabul etmemektedir.  
Bununla birlikte, AĐHM aynı gerekçelerle OHAL Bölge Valisi tarafından  
bavuranların aleyhlerine alınan tayin kararlarına karı ulusal mahkemeler önünde itiraz  
olanağı sağlayan bir iç hukuk yolunun bulunmayıından dolayı 13. maddenin ihlal edildiği  
kararına varmıtır.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Nigar Ademyılmaz, Muazzez Onuk (Özder),Hüseyin Elçi, Nadir Bingöl, Haydar  
Kılıçoğlu, Abdulhalim Kaçmaz isimli bavuranların her biri 8.000 Euro (sekiz bin) manevi  
tazminat ve 2.500 Euro (iki bin) maddi tazminat talep etmektedir.  
Ahmet Mefahir Altındağ 15.000 Euro (on be) manevi tazminat, 31.085 Euro (otuz bir  
bin seksen be) maddi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
AĐHM, OHAL Bölge Valisi tarafından aleyhlerine alınan tayin kararlarına itiraz  
edilmesini sağlayacak ulusal mahkeme önünde bir iç hukuk yolunun bulunmayıından dolayı  
bavuranların manevi zarara uğradıklarını düünmektedir. Bu nedenle hakkaniyete uygun  
olarak bavuranlardan her birine 500 Euro (beyüz) ödenmesini uygun görmektedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar aynı zamanda AĐHM ve ulusal mahkemeler nezdinde yapmıoldukları  
masraf ve harcamalar için 23. 942 Euro talep etmektedirler. Bununla ilgili olarak Diyarbakır  
Barosu tarafından yayınlanan asgari ücret tarifelerini sunmaktadırlar.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, sözkonusu ücret ve masraflar için bavuranlardan her birinin Avrupa Konseyi  
tarafından verilen 685 Euro tutarında adli yardımdan faydalandıklarını gözlemlemektedir.  
AĐHM, masraf ve harcamalar adı altında herhangi bir miktarın ödenmesine gerek olmadığına  
kanaat getirmitir.  
6
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKCELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuruların birletirilmesine;  
2. Bavuruların kabul edilebilir olduğuna;  
3. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edilmediğine;  
4. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, döviz kuru üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü  
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından bavuranların her birine manevi  
tazminat için 500 Euro (beyüz) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 21 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45 § 2 ve iç tüzüğünün 74 § 2 maddelerine uygun  
olarak Sn. Mularoni’nin mutabık kararı yer almaktadır.  
7