Başvuranlar ayrıca, aynı gün sorgulandıkları, yargılandıkları ve mahkum edildikleri
gerekçesiyle savunmalarını hazırlamak için yeterli zamana sahip olamadıklarını iddia etmekte
ve AİHS’nin 6 § 3. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
1. Mağdur sıfatı
Hükümet, aralarında aleyhlerinde verilen hapis cezasını çekmeyen ve şartlı
salıverilenlerin de bulunduğu başvuranların AİHS’nin 34. maddesi uyarınca mağdur
olduklarını iddia edemeyeceklerini belirtmektedir.
Bu itibarla Hükümet DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahmet Ayaz, Ahmet
Püsküllü, Erdal Yüksel, Güzelhan Kebanlı, Mustafa Bulutlu, Şamil Demir, Tahsin Tazegül,
Ali Topal, Cengiz Kılınç, Hakan Doğan, Hüseyin Işık, Murat Tektaş, Talip Bacak, Yasin
Kara, Yusuf Gözcü, Orhan Akboğa, Ömer Genç, Yavuz Parlak, Selçuk Öztürk, Muhammet
Kanat, Cumali İnceler, İsmail Pekdoğan, Atilla Küçük, Arif Marangoz, Burhan Tokur, Selçuk
Ayyıldız, Fehmi Çilingir ve Ahmet Turan Özgürsoy’un 29 Eylül 1998 tarihinde serbest
bırakıldıklarını ve üç aylık hapis cezalarının uygulanmadığını belirten yazısını sunmaktadır.
Diğer başvuranlarla ilgili olarak Hükümet, dava konusu cezaların başladığı ve bittiği
tarihlerin belirtildiği şartlı salıverilme kararlarını sunmaktadır. Bu kararlardan, çekilen ceza
süresinin bir ay sekiz gün olduğu anlaşılmaktadır.
Başvuranlar görüş bildirmemektedir.
AİHM, AİHS birimleri tarafından getirilen, bir kimsenin, AİHS’nin 34. maddesi
uyarınca, iddia edilen ihlallerden mağdur olması durumuna son verilmesi koşullarının ulusal
makamların sözkonusu ihlalleri açıkça ya da özü bakımından kabul etmesini ve bunların
telafisini öngördüğünü hatırlatmaktadır (Bkz., özellikle Eckle-Almanya, 15 temmuz 1982
tarihli karar, A serisi, no: 51, s. 30, § 66).
AİHM aynı zamanda herhangi bir zararın meydana gelmediği durumlarda dahi, AİHS
hükümlerinin ihlal edilmesinin mümkün olabileceğini hatırlatmaktadır (Adolf-Avustralya, 26
Mart 1982, A serisi no: 49, s. 17, § 37).
Mevcut durumda, AİHM Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 30 Temmuz 1998
tarihli kararının başvuranların tutumlarının duruşmanın seyrini olumsuz yönde etkileyecek
türden olduklarını ve 2845 sayılı Kanun’nun 23 §§ 3 ve 4. maddeleri alanına girdiğini açıkça
ifade ettiğini kaydetmektedir. Bu nedenle başvuranların olayların sorumluları olduklarına ve
hapis cezası çekmeleri gerektiğine kanaat getirilmiştir. Başvuranlardan bir kısmının hiçbir
ceza çekmemesi ya da diğerlerinin cezanın yalnızca bir kısmını çekmiş olmaları hiçbir şekilde
iddia edilen ihlalin tazmini olarak değerlendirilemez.
Sonuç olarak, AİHM başvuranların AİHS’nin 34. maddesi uyarınca “mağdur” sıfatını
taşımaya devam ettiklerine karar vermiştir.
2. İç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında
3