A. Ön Đtiraz Hakkında
Hükümet, kabuledilemezlik itirazında bulunmakta ve ceza kararnamesinin, yalın
anlamıyla “karar” değil, sadece idari karar olduğunu savunmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın
Asliye Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurarak Sulh hakimi kararına itiraz edebileceğini, bunun da
ceza hukuku uyarınca “ihtilaflı olay”’a neden olacağını belirtmektedir. Sonuç itibariyle
Hükümet’e göre 29 Mart 2000 tarihli Asliye Ceza Mahkemesi kararı, bu baꢀvurunun etkili
olduğunu onaylamaktadır.
Baꢀvuran, sulh hakiminin Adalet Bakanlığı’na yaptığı “yazılı emirle” bozma talebinin
ardından Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararın iptal edildiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, 35§1 maddesi gereğince, “olayların meydana geldiği dönemde baꢀvurunun
teoride olduğu gibi uygulamada da mevcut ve etkili olduğu, yani baꢀvurunun yapılabileceği,
baꢀvurana ꢀikayetlerinin telafi edilmesini sağlayacağı ve baꢀarıyla sonuçlanması için makul
bakıꢀ açıları sunduğu yönünde AĐHM’yi ikna etmenin, iç hukuk yollarının tüketilmediği
itirazında bulunan Hükümet’in görevi olduğunu” hatırlatmaktadır (Akdivar ve diğerleri-
Türkiye, 16 Eylül 1996 tarihli karar).
AĐHM, bu davada baꢀvuranın Asliye Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurduğunu ve böylece
ceza hukuku uyarınca “ihtilaflı olaya” neden olduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla hiç
ꢀüphe yok ki sadece idari olmayıp, ceza davası da sözkonusudur. Daha sonra Asliye Ceza
Mahkemesi’nin Sulh Ceza Mahkemesi’nden duruꢀma yapma istemine rağmen, yargılama
Adalet Bakanlığı’nın izni de alınarak yazılı olarak sürdürülmüꢀtür. Bunun sonucunda
Hükümet tarafından ileri sürülen baꢀvuru, içtihat uyarınca “etkili” değildir. Buradan
Hükümet’in reddedilmesi sonucu çıkmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca baꢀvurunun açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM baꢀvurunun baꢀka hiçbir kabuledilemezlik
gerekçesi ile ters düꢀmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan
etmek uygun olacaktır.
B. Esasa Dair
AĐHM, duruꢀmaların aleniyetinin AĐHS’nin 6§1 maddesinde yer verilen temel ilkeyi
oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır. Duruꢀmaların aleniyeti, halkın denetiminden geçmeyen
adalete karꢀı yargılanan kiꢀileri korumakta ve böylece mahkemelere olan inancın
korunmasına katkıda bulunulacak yollardan birini oluꢀturmaktadır. Adalete kazandırdığı
ꢀeffaflıkla, her demokratik toplumun ilkeleri arasında yer alan ve 6§1 maddesinin adil
yargılanma güvencesi amacına ulaꢀılmasına yardımcı olmaktadır (Stefanelli-Saint-Marin, no:
35396/97 ve Malhous-Çek Cumhuriyeti, no: 33071/96).
AĐHM, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun uygun hükümlerine göre, davaya
bakan hakimin bazı suçlar için, dosya temel alınarak duruꢀma yapmadan ceza kararnamesi
çıkarabileceğini not etmektedir. Đtiraz hafif yada ağır para cezasına iliꢀkin kararnameye karꢀı
yapıldığı takdirde, Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan itiraz iꢀlemi duruꢀma yapılmadan
görülebilir. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz halinde sadece dosyayı temel alarak karar
verebilir.
3