AİHM, 5§1 maddesinin -b bendinde yer alan “yasanın koyduğu bir yükümlülüğü
yerine getirilmesini sağlamak” ifadesinin, özel bir yükümlülüğün ilerde yerine getirilmesini
sağlamak için kanunun sözkonusu kişinin tutuklu bulundurulmasına izin verdiği durumlarla
ilgili olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla tutukluluk, 5§1 maddesinin -b bendi bakımından
haklı gösterilmesi için, baskıcı ya da cezalandırma amacı güden nitelikte olmamalıdır (Bkz.
diğerleri arasında, Engel ve diğerleri-Hollanda, 8 Haziran 1976 tarihli karar, A serisi no: 22, §
69). Bu durumda, askeri disipline riayet etmediği gerekçesiyle başvurana verilen oda hapsi
cezası geçmiş bir durumla ilgilidir. Sözkonusu ceza baskıcı bir tutum çerçevesinde yer
almakta ve bu maddenin -b bendi alanına girmemektedir.
AİHM, 5§1 maddesinin -a bendinin hükümlerine riayet etmek için, özgürlükten
mahrum bırakma, yargı kararından ileri gelmelidir. Bu mahrumiyet kararı, davaya bakmak
için gerekli yetkiye sahip, yürütmeden bağımsız ve uygun yargı teminatlarını sunan yetkili
mahkeme tarafından verilmelidir (sözüedilen Engel ve diğerleri). AİHM, askeri yaşam
koşullarını göz ardı etmemektedir. Bir sivile uygulandığında özgürlükten mahrum bırakılma
olarak değerlendirilen bir ceza yada disipline ilişkin tedbir, askere uygulandığında aynı
niteliği taşımayabilir. Silahlı kuvvetler bünyesindeki normal yaşam koşullarından tamamen
ayrılan bir kısıtlama olarak ortaya çıktığında, özgürlükten mahrum bırakılma 5. madde alanına
girmektedir. Ayrıca, sözkonusu madde, Devlet’in iç hukukunun cezai yada disiplin alanına
giren özgürlüğü kısıtlatıcı her türlü “mahkumiyet kararına” uygulanmaktadır.
Bu durumda, AİHM, başvuranın subay ve astsubaylara ayrılan ceza ve tutukevinde
yirmi bir gün oda hapsi cezasını çektiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla başvuran, AİHS’nin 5.
maddesi bakımından özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Sözkonusu tutukluluk kararı
başvuranın askeri üstü tarafından verilmiştir. Sözkonusu askeri üstü, yetkisini askeri hiyerarşi
içinde kullanabilmektedir ve diğer üst makamlara bağlı olduğundan bağımsız değildir. Ayrıca,
disipline ilişkin yargılama askeri üst huzurunda yürütüldüğünden, 5§1 –a maddesinin
gerektirdiği hukuki güvenceleri sağlamamaktadır. Sonuç itibariyle başvuranın tutukluk hali,
“yetkili mahkemenin verdiği mahkumiyet kararından sonraki” tutukluluk niteliğini
taşımamaktadır.
Dolayısıyla AİHS’nin 5§1 –a maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran manevi tazminat olarak 400.000 Euro istemektedir.
AİHM, “yetkili mahkeme” tarafından mahkum edilmeden başvuranın 21 gün tutuklu
bulundurulduğunu ve hiç kuşkusuz sözkonusu olayların başvuran için, ulusal mahkemeler
tarafından telafi edilmeyen manevi zarara neden olduğunu belirtmektedir.
AİHM, davanın değişik yönlerini gözönünde bulundurarak ve hakkaniyete uygun
olarak 41. madde uyarınca başvurana 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar