ACUN VE YUMAK – TÜRKĐYE KARARI
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet Mahkemeden öncelikle baꢀvuranların mağduriyet için gerekli koꢀulları
sağlayamamaları nedeniyle baꢀvuruyu reddetmesini talep etmiꢀtir. Ek tazminat, kararın
kesinleꢀmesinden sadece 21 gün sonra ödendiği için baꢀvuranların gecikme yaꢀamadığını
iddia etmiꢀlerdir. Ayrıca baꢀvuranların ek tazminatın düꢀük olması iddiasıyla Yargıtay’a
baꢀvurmamaları nedeniyle mevcut iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüꢀlerdir.
Mahkeme, baꢀvuranların ꢀikayetinin arsanın kamulaꢀtırılması ile ek tazminatın
ödenmesi arasında geçen süreden kaynaklandığını dikkate alır. Baꢀvuruları sonucunda yerel
mahkemelerin baꢀvuranlara, arsanın kamulaꢀtırılmasını müteakip makul bir süre içinde
ödenmiꢀ olsaydı tatmin edici olabilecek bir ek tazminat ödenmesine karar verdiğini
gözlemler. Baꢀvuranların 30 Aralık 1997 tarihinde yerel mahkemelerde dava açmıꢀ olması
dikkate alındığında ek tazminatın baꢀvuranlara taleplerinden üç yıldan fazla bir süre sonra
ödendiği görülmektedir.
Baꢀvuranların 22 Aralık 2000 tarihli karara itiraz etmemeleriyle ilgili olarak Mahkeme,
kendi lehlerinde olan bir karara itiraz etmelerinin baꢀvuranlardan beklenemeyeceği
kanaatindedir. Ayrıca Mahkeme baꢀvuranların ek tazminat miktarından ꢀikayetçi
olmadıklarını gözlemlemektedir. Daha ziyade ek tazminat ödemesinin gecikmesi nedeniyle
uğradıkları zarardan ꢀikayetçi olmuꢀlardır.
Bu değerlendirmeler ıꢀığında Mahkeme, baꢀvuranların mağduriyet durumuna iliꢀkin
Hükümetin itirazlarını reddeder.
Son olarak Hükümet, Borçlar Kanununun 105. maddesinde yer alan yolu tam olarak
kullanamamaları nedeniyle baꢀvuranların AĐHS’nin 35. maddesinin zorunlu kıldığı iç hukuk
yollarını tüketmediklerini öne sürmüꢀtür. Bu hükümle ek tazminatın ödenmesindeki gecikme
nedeniyle oluꢀan zararın yasal faiz oranını aꢀtığını tespit ettirebilseler iddia ettikleri zararın
tazmini mümkün olabilecekti.
Mahkeme, Aka – Türkiye (Raporlar 1997-VI) davasında benzer bir itirazı reddetmiꢀ
olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, sözkonusu davada baꢀka bir uygulama yapmak için
sebep görmemekte ve bu yüzden Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.
Bu nedenle içtihadında yerleꢀmiꢀ ilkeler (bkz. diğer içtihatların yanında Aka – Türkiye,
yukarıda anılan) ve sunulan tüm deliller ıꢀığında Mahkeme baꢀvurunun esaslar hakkında bir
inceleme gerektirdiği ve baꢀvurunun kabuledilmez olduğuna dair baꢀka dayanak bulunmadığı
kanaatindedir.
B. Esaslar
Mahkeme, buradakine benzer unsurları ortaya çıkaran birtakım davalarda 1 No’lu
Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Aka, yukarıda anılan).
Hükümetçe sunulan olay ve delilleri inceleyerek Mahkeme, önceki davalardaki varmıꢀ
olduğu tespitlerinden baꢀka bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir. Ödenmesine
yerel mahkemeler tarafından karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki gecikmenin
kamulaꢀtıran kurumdan kaynaklanmıꢀ olduğunu ve mal sahiplerine kamulaꢀtırılan arsalarına
ek bir zarar oluꢀturduğunu değerlendirmektedir. Sözkonusu gecikme ve iꢀlemlerin tamamının
2