CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
CEMİLE AÇIKGÖZ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 76855/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
24 Ekim 2006  
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Dıileri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ( 76855/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaşı Cemile Açıkgöz’ün (başvuran) 10 Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay  
ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Karayolları Genel Müdürlüğü 1993 tarihinde, başvurana ait bir araziyi çevre yolu  
yapmak amacıyla kamulaştırmıştır.  
Ödenen Tazminat bedeli konusunda anlaşmazlık doğması üzerine başvuran,  
kamulaştırma tazminatının artırımı için İskenderun Asliye Sulh Hukuk Mahkemesine  
başvuruda bulunmuştur.  
Mahkeme, 27 Kasım 1997 tarihinde başvuranı haklı bularak, kendisine 2 615 250 000  
TL ile birlikte mülkün idareye devredildiği tarihten itibaren hesaplanmak üzere yıllık %30  
basit yasal gecikme faizinin de ödenmesine karar vermiştir.  
Yargıtay, 12 Ekim 1998 tarihinde bu kararı onamıştır.  
Ek tazminat, faiziyle birlikte 5 Mayıs 2000 tarihinde başvuranın hesabına yatırılmıştır.  
Söz konusu tarihte, ödenmesi gereken tutar 6 768 560 000 TL’ ye yükselmekteydi.  
HUKUK AÇISINDAN  
AİHS’ NİN 1 NO’LU EK PROTOKOLÜ’NÜN 1. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, 1 no’lu Ek Protokolün iki bakımdan ihlal edildiğini iddia etmektedir. İlk  
olarak, 1993 tarihinde belirlenmiş başlangıç tazminatının 1996 yılında, arazi devletin  
mülkiyetine geçtikten daha sonra ödendiğini hatırlatmaktadır. Bunun yanında, sonradan açtığı  
dava sonucunda hükmedilmiş ek tazminatın ödenmesinde yapılmış gecikmeden şikayetçi  
olmaktadır. Bu konuda, herhangi bir gecikme faizi işletilmemiş olması sebebiyle, birinci  
kısma yönelik gecikmenin tazmin edilmediği iddiasında bulunmaktadır. İkinci kısımda ise,  
başvuran, Türkiye’deki aşırı yüksek enflasyon oranı karşısında kendisine tahsis edilen faizin  
yetersiz kalmasından yakınarak, 1 no’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetin birinci kısmına ilişkin olarak, başvuranın, kamulaştırma kararı tapu  
sicil kaydına işlendikten sonra geçen üç yıl boyunca ölçüsüz bir zarara maruz kaldığını  
kanıtlayamadığını kaydetmektedir. Her halükarda, başvuran tarafından ulusal mahkemeler  
nezdinde hak aramak amacıyla hiçbir girişimde bulunulmadığından şikayetin bu kısmı  
içhukuk yollarının tüketilmediği gerekçesine takılmaktadır. Bu nedenle AİHM, davayı  
yalnızca ek kamulaştırma tazminatının geç ödenmesi yönünden inceleyecektir.  
Hükümet, bu bakımdan içhukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürerek, başvuranın ne  
ulusal mahkemeler nezdinde bir şikayette bulunduğunu ne de Borçlar Kanunu’nun 105.  
maddesince tanınan başvuru hakkını kullandığını ifade etmektedir.  
Başvuran, bu iddiaya itiraz etmektedir.  
AİHM, başvuranınkine benzer şikayetler sözkonusu olduğunda, mevcut tek başvuru  
imkanının teoride Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Buna karşın,  
AİHM’ yi daha önce de bu imkanın etkisiz nitelikte olduğu kanaatine vardıran gerekçeler  
nedeniyle, bu yönde yapılan itiraz reddedilmelidir.  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Akkuş, adı geçen karar)  
ve elindeki mevcut unsurların tümü göz önüne alındığında başvurunun esastan incelenmesi  
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşılmadığını tespit etmiştir.  
B. Esasa dair  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ya da delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Yerel mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Davanın toplam fiili süresine eklenen söz konusu bu gecikme, AİHM’yi,  
başvuranın genel yararın gerekleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm  
sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak  
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında  
Başvuran, 1993 yılında kamulaştırma kararının tapu kaydına geçemesiyle başlayıp  
Mayıs 2000’ de ek kamulaştırma tazminatının ödenmesiyle sona eren kamulaştırma davasının  
süresinin AİHS’ nin 6§1. maddesini ihlal ettiğinden yakınmaktadır.  
AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesine göre açıkça dayanaktan  
yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır. Bununla beraber AİHM, 1 no’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi yönünden  
vardığı sonucu gözönüne alarak, ivedilik sorununu bir de 6§1. madde yönünden tekrar  
incelemenin gerekli olmadığını takdir etmektedir.  
III. AİHS’ NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
A. Tazminat, masraf ve harcamalar  
Başvuran, 9 Aralık 2003 tarihli yazılı görüşlerinde, daha önce başvurusunda ifade  
ettiği iddialarını yinelemektedir. Başvuran, yine aynı şekilde, maddi zararları için 3 508 ABD  
Doları tazminat talep etmektedir.  
Buna karşın, başvuru dilekçesinde maddi tazminatın yanında manevi tazminat  
talebinde bulunarak, AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için  
herhangi bir rakam belirtmeksizin geri ödeme talep etmiştir.  
Hükümet, bu talepleri aşırı bulmaktadır. Ayrıca, AİHM’den bu konuda bir tazminat  
ödenmesine karar verdiği taktirde, bu durumun hiçbir şekilde haksız bir zenginliğe sebep  
olmaması hususunu dikkate almasını istemektedir.  
AİHM, Akkuş (adıgeçen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen  
hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana  
talep ettiği miktarın tamamı olan 2 754 Avro (iki bin yedi yüz elli dört)’nun maddi tazminat  
olarak ödenmesine karar vermiştir.  
Manevi zarara gelince, AİHM, ihlal tespitinin başlı başına yeterli bir adil tazmin teşkil  
ettiğini takdir etmektedir.  
AİHM masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi alanında, gerçekliği,  
zorunluluğu ortaya konulan ve makul miktarlarda olan masraf ve harcamaların geri  
ödenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Nikolava-Bulgaristan [Gc9,  
no:31195/96, § 79, CEDH 1999-II).  
Başvuranın talebi gerektiği gibi belgelendirilmemiş olsa da, AİHM, tüzüğünün 60.  
maddesi uyarınca başvurana tüm masrafları için 1 000 Avro ödenmesinin uygun olduğuna  
kanaat getirmiştir.  
C. Gecikme faizi  
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE;  
1. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine dayanan ek tazminatın geç ödenmesi  
şikayetinin ve aynı şekilde AİHS’ nin 6§1. maddesi yönünden yapılan şikayetin kabul  
edilebilir olduğuna;  
2. Başvurunun geriye kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. AİHS’nin 1 No’lu Ek Protokolü’nün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 6§1. maddesine konu olan şikayetin esasının ayrıca incelenmesine gerek  
olmadığına;  
5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından  
başvurana:  
i. maddi tazminat için 2 754 Avro (iki bin yedi yüz elli dört) ödenmesine;  
ii.masraf ve harcamalar için 1 000 Avro (bin) ödenmesine;  
iii. bu miktarın yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 24 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.