CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ABDULLAH YALÇIN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:2723/07)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 Nisan 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (2723/07) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaı)  
Abdullah Yalçın’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Ocak 2007 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuran avukat tarafından temsil edilmemektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1973 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. 9 Haziran  
2000 tarihinde, yasadıı bir örgüt olan Hizbullah’a karı yürütülen operasyonlar çerçevesinde  
yakalanmıve gözaltına alınmı, 19 Haziran 2000 tarihinde tutuklanmıtır. Güç kullanarak  
Anayasal düzeni yıkmaya teebbüsten bavuran hakkında kamu davası açılmıtır. Tutukluluk  
süresinin baından itibaren, mahkeme, bavuranın tutukluluk halinin devamına karar  
vermiler ve bavuranın yapmıolduğu itirazları reddetmitir. Son olarak, Diyarbakır Ağır  
Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2008 tarihli durumanın sonunda bir kez daha bavuranın  
tutukluluk halinin devamına karar vermitir. Dosya unsurlarından bavuranın halen tutuklu  
bulunduğu ve ibu kararın kabul edildiği tarihte davasının sözkonusu mahkemede derdest  
olduğu sonucuna ulaılmaktadır.  
HUKUK  
I. TUTUKLULUK SÜRESĐNE ĐLĐꢁKĐN OLARAK AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, uzun olan yargılama süresinin AĐHS’nin  
5/3 maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir. Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilikin olarak, AĐHM, 9 Haziran 2000 tarihinden beri bavuranın tutuklu bulunduğunu  
ve ibu kararın kabul edildiği tarihte, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir sürenin geçmiolduğunu  
tespit etmektedir. AĐHM, mevcut davadakine benzer davalar incelediği ve çoğu kez AĐHS’nin  
5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (Bkz, diğer birçokları  
arasından, Dereci-Türkiye, bavuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye,  
bavuru no: 25324/02, 2 ubat 2006). Hükümet’in sözkonusu sonuçlardan baka sonuçlara  
ulama imkanı sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle AĐHM, sözkonusu  
ikayete ilikin olarak AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulamaktadır.  
2
II. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLERE ĐLĐꢁKĐN  
25 Ağustos 2008 tarihli ek görülerinde, bavuran, gözaltı süresi ve koulları ile ön  
soruturma sırasında haksız yargılama ve avukat yardımı almamasından ikayetçidir. Bu  
bağlamda bavuran, AĐHS’nin 5/2, 5/3 ve 6/1 ve 6/3 c) maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
Gözaltı süresi ve koulları hakkında yapılan ikayete ilikin olarak AĐHM, yeterli iç hukuk  
yolunun bulunmadığı durumda altı ay süresinin bavurudaki dava konusu eylemle baladığını  
hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Sakık ve diğerleri-Türkiye, 26 Kasım 1997). Mevcut davada  
gözaltı süresi, bavuranın tutuklandığı tarih olan 19 Haziran 2000 tarihinde sona ermitir.  
Sözkonusu ikayetlerin AĐHM’ye sunulduğu tarih yani 25 Ağustos 2008 tarihi göz önüne  
alındığında, bavurunun bu kısmının gecikmeli olarak yapıldığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin  
1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği tespitinde bulunmak uygun olacaktır.  
AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 c) maddesi kapsamında yapılan ikayetlere ilikin olarak AĐHM, ihtilaf  
konusu ceza davasının ulusal mahkemelerde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir.  
AĐHM, bavuranın davasının tamamını incelemeye gerek olmadığı ve kendisinin ulusal  
mahkemelerin alacakları karar üzerinde yorum yapamayacağı kanaatindedir. Ulusal  
mahkemeler önünde yargılamanın halihazırdaki safhasında sözkonusu ikayetlerin vaktinden  
önce sunulduğu sonucuna ulaılmaktadır (Dikme-Türkiye, bavuru no: 20869/92). AĐHS’nin  
35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden bavurunun  
sözkonusu kısmının reddedilmesi gerekmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, 17.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.  
Bavuran, yargılama masraf ve giderlerine ilikin talepte bulunmamaktadır.  
Hükümet, sözkonusu taleplerin reddedilmesi için AĐHM’ye çağrıda bulunmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını  
tespit etmekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın, AĐHM, Avrupa Merkez  
Bankası’nın marjinal kredi kolaylarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi ile birlikte  
bavurana, 7.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Ayrıca AHM, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir süreden sonra, ulusal mahkemeler önünde halen  
derdest olan ve bavuranın hala tutuklu bulunduğu mevcut davada, tespit edilen ihlali  
gidermek için en uygun yolun, AĐHS’nin 5/3 maddesinin öngördüğü ekli ile adaletin tecelli  
etmesi veya yargılama sırasında bavuranın serbest bırakılması gerekliliğini göz önüne alarak,  
mümkün olduğunca ivedi bir ekilde davanın sonlandırılması olduğu kanaatindedir (Yakıan-  
Türkiye, bavuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun uzun tutukluluk kapsamında yapılan ikayete ilikin kısmının  
kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü  
vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana 7.000 Euro (yedi bin  
Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4