CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
TÜTÜNCÜ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:74405/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
18 EKİM 2005  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 74405/01 başvuru no’lu davanın nedeni,  
üç Türk vatandaşı Yılmaz Tütüncü, Mehmet Eneze ve Nihat Yılmaz’ın (Başvuranlar) Avrupa  
İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 30 Temmuz 2001 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve  
Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları  
başvurudur. Başvuranlar, avukat yardımından faydalanarak, Diyarbakır Barosu  
avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Başvuranlar Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.  
Başvuranlar Diyarbakır Belediyesi’nde sırasıyla 22 Mayıs 1998, 8 Nisan 1997 ve 17  
Haziran 1998 tarihinden 4 Mayıs 1999 tarihine kadar işçi olarak çalışmışlardır.  
Başvuranlar, 5 Mayıs 1999 tarihli Belediye Meclisi kararıyla işten çıkarılmışlardır.  
Belediye başvuranlara ne maaş ne de kıdem ve ihbar tazminatı ödemiştir.  
Daha sonra başvuranlar Diyarbakır İş Mahkemesi’nde Valilik aleyhinde dava  
açmışlardır.  
Diyarbakır İş Mahkemesi 11 Kasım 1999 tarihli kararla, Yılmaz Tütüncü’ye maaş  
olarak 604.507.000 TL, sosyal haklar adı altında 88.182.000 TL ve yargılama masraf ve  
harcamaları ile ücret masraflarından başka kıdem tazminatı olarak 138.752.795 TL  
ödenmesini kararlaştırmıştır. Ayrıca İş Mahkemesi Mehmet Eneze’ye 787.730.000 TL,  
594.436.000 TL ve 367.913.000 TL ( Hükümet’e göre 175.182.070 TL) ve Nihat Yılmaz’a  
557.606.000 TL ve 138.752.000 TL ödenmesine karar vermiştir. İş Mahkemesi bu miktarlara  
yasal gecikme faiz oranını eklemiştir.  
Daha sonra başvuranlar, sözkonusu tazminatların ödenmesi amacıyla Valilik aleyhine  
icra davası açmıştır.  
Başvuranlara hala herhangi bir ödeme yapılmamıştır.  
Hükümet’e göre, 1998 yılı Bütçe Kanunu, İçişleri Bakanı’nın belediyelerde çalıştırılan  
geçici işçilerin listesini onaylaması gerektiğini öngörmekteydi.  
15 Ocak 1999 tarihinde 10017 sayılı genelgesiyle İçişleri Bakanı sözkonusu yetkiyi  
valilere devretmiştir. Sözkonusu kararname uygulanarak, Diyarbakır Valisi belediyelerden  
geçici işçi listesinin verilmesini istemiştir. Cevap olarak Belediye 2 Ocak 1997 -20 Ekim  
1998 tarihleri arasında belediye işçi başvurularının onaylanmadığını belirterek, bunun  
sonucunda aralarında üç başvuranın da bulunduğu 153 işçinin – tazminatları ödenmeden-  
sözleşmelerini iptal etmiştir.  
Sırasıyla 5 Ekim ve 28 Ağustos 2000 tarihlerinde, Nihat Yılmaz ve Mehmet Eneze  
dava açmışlar, banka hesaplarına ve bazı Belediye taşınmazlarına el konulmasını  
sağlamışlardır.  
Belediye 3 Şubat 2001 tarihinde, infaz hakiminden kamu mallarının haciz  
edilemeyeceği gerekçesiyle verilen haciz kararının iptal edilmesini istemiştir.  
2
Ceza infaz hakimi, 7 Şubat ve 4 Nisan 2001 tarihlerinde, 1580 sayılı Kanun’un 19§7  
maddesine dayanarak, Nihat Yılmaz’ın istediği haciz işlemini, kamu mallarının haczinin  
mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir.  
Başvuranlar 9 Haziran 2003 tarihinde, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin verdiği kararı  
uygulamadıkları, böylece yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle Belediye aleyhinde  
Diyarbakır Savcılığı’na şikayette bulunmuşlardır. Sözkonusu şikayet önce Valiliğe daha sonra  
müfettiş tayin eden İçişleri Bakanlığı’na iletilmiştir.  
Müfettişin hazırladığı raporun ardından 6 Mayıs 2002 tarihinde, Diyarbakır Belediye  
Başkanı ve Muhasebecisi hakkında, İş Mahkemesi kararını yerine getirmedikleri ve  
görevleriyle bağdaşmayan bir pazarlık konusu yaptıklarından dolayı, yetkilerini kötüye  
kullandıkları gerekçesiyle kovuşturma yapılmıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuranlar, Diyarbakır Belediyesi’nin işsonu tazminatını ödemede gecikmesi  
nedeniyle sözkonusu tazminatın değer kaybettiğinden ve Devlet borçlarına uygulanan  
gecikme faizinin yetersiz kaldığından şikayetçi olmakta, bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.  
maddesini ileri sürmektedirler.  
Hükümet, mülkiyet hakkının kamu menfaatine dayanan kısıtlama ya da  
sınırlandırmalara tabi olabileceğini ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranların mülkiyet  
hakkının ulusal makamlar tarafından kabul edildiğini ve bu durumda, uyuşmazlığın  
Diyarbakır Belediyesi’nin mali sıkıntıları ile ilgili olduğunu hatırlatmaktadır. Diyarbakır  
Belediyesi, işten çıkarılan diğer işçiler gibi başvuranların geçerli alacaklarının bulunduğunu  
kabul etmiştir. Müzakerelerin ardından işten çıkarılan bazı işçilere ödemeler taksitle  
yapılmıştır. Ayrıca Hükümet, aynı zamanda enflasyona karşı mücadele politikasını ortaya  
koymasına karşın, uygulanan faiz oranının enflasyonun üzerinde olduğunu savunmaktadır.  
Hükümet AİHM’nin içtihadına atıfta bulunarak, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin  
ekonomik reform ya da sosyal adalet tedbirlerinin yürütülmesi gibi “kamu yararı” meşru  
amaçlar piyasa değerinin altında bir ödemenin yapılması yönünde olduğunda her halükârda  
tazminatın tümünün ödenmesini öngörmediğini ileri sürmektedir.  
AİHM, içtihatlarından doğan ilke uyarınca, istenilebilir olduğu yeterince ortaya  
koyulduğunda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, bir “alacak”, “mülk” olarak  
nitelendirilebilir ( Bkz. Yunanistan rafinerileri Stran ve Stratis Andreadis-Yunanistan. 9  
Aralık 1994 tarihli karar, A serisi, no: 301-B, s. 84, § 59, ve Bourdov-Rusya, no: 59498/00,  
§40, CEDH 2002-II). Mevcut davada bu durum sözkonusudur.  
AİHM ayrıca, Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın borcunu ödemede gecikmesinin, talep  
edilebilir bir “alacağı” olan kişinin finansal kaybını artırdığını ve özellikle bazı Devletlerde  
paranın değer kaybetmesi gözönüne alındığında, bu durumun kişiyi belirsiz bir duruma  
soktuğunu vurgulamaktadır (Bkz. Akkuş-Türkiye, 9 Temmuz 1997 tarihli karar, 1997-IV,  
s.1310, § 29).  
3
AİHM bu davada, başvuranların, Diyarbakır Belediyesi tarafından işten çıkarıldıktan  
sonra, Belediye aleyhinde Diyarbakır İş Mahkemesi’nde dava açtıklarını gözlemlemektedir.  
Başvuranlar davayı kazanmış ve İş Mahkemesi başvuranların her birine yasal gecikme faiz  
oranıyla birlikte tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.  
Ardından başvuranlar, belediye aleyhine haciz işlemi başlatmışlardır. Mevcut ulusal  
mevzuat gözönüne alındığında, başvuranlar Diyarbakır İş Mahkemesi tarafından verilen  
kararın infazını elde etme durumunda değillerdi. Dolayısıyla dosyada bulunan unsurlardan  
Belediye’nin başvuranlara sözkonusu tazminatları hala ödemediği ortaya çıkmaktadır. Bu  
şekilde verilen kararın infazını reddederek, ulusal makamlar başvuranların hakları olan  
tazminatları almalarını engellemektedirler. Bu bakımdan Hükümet inandırıcı hiçbir açıklama  
getirmemektedir. Ancak Diyarbakır Belediyesi’nin mali sıkıntıları böyle bir eksikliği haklı  
gösteremez (sözüedilen Bourdov, § 41).  
Sonuç olarak, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuranlar, iş sonu tazminatlarının Belediye tarafından ödenmesini sağlayabilecek  
etkili iç hukuk yolu bulunmadığından şikayetçi olmaktadırlar. AİHS’nin 13. maddesini ileri  
sürmektedirler.  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi alanında varılan sonuç gözönüne alındığında,  
AİHM bu hüküm çerçevesinde sorunun ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına kanaat  
getirmiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHM, başvuranların, avukatlarına 21 Nisan 2005 tarihinde gönderilen iadeli  
taahhütlü mektupta dikkatlerine sunulmasına rağmen AİHM İçtüzüğü’nün 60. maddesine  
uygun olarak hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamışlardır. Bu koşullarda AİHM, bu  
bakımdan başvuranlara tazminat ödenmesine gerek olmadığına kanaat getirmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AİHS’nin 13. maddesine dayanan şikayetin incelenmesine gerek görülmediğine;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 18 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
4