Ceza infaz hakimi, 7 Şubat ve 4 Nisan 2001 tarihlerinde, 1580 sayılı Kanun’un 19§7
maddesine dayanarak, Nihat Yılmaz’ın istediği haciz işlemini, kamu mallarının haczinin
mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir.
Başvuranlar 9 Haziran 2003 tarihinde, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin verdiği kararı
uygulamadıkları, böylece yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle Belediye aleyhinde
Diyarbakır Savcılığı’na şikayette bulunmuşlardır. Sözkonusu şikayet önce Valiliğe daha sonra
müfettiş tayin eden İçişleri Bakanlığı’na iletilmiştir.
Müfettişin hazırladığı raporun ardından 6 Mayıs 2002 tarihinde, Diyarbakır Belediye
Başkanı ve Muhasebecisi hakkında, İş Mahkemesi kararını yerine getirmedikleri ve
görevleriyle bağdaşmayan bir pazarlık konusu yaptıklarından dolayı, yetkilerini kötüye
kullandıkları gerekçesiyle kovuşturma yapılmıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
HAKKINDA
Başvuranlar, Diyarbakır Belediyesi’nin işsonu tazminatını ödemede gecikmesi
nedeniyle sözkonusu tazminatın değer kaybettiğinden ve Devlet borçlarına uygulanan
gecikme faizinin yetersiz kaldığından şikayetçi olmakta, bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.
maddesini ileri sürmektedirler.
Hükümet, mülkiyet hakkının kamu menfaatine dayanan kısıtlama ya da
sınırlandırmalara tabi olabileceğini ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranların mülkiyet
hakkının ulusal makamlar tarafından kabul edildiğini ve bu durumda, uyuşmazlığın
Diyarbakır Belediyesi’nin mali sıkıntıları ile ilgili olduğunu hatırlatmaktadır. Diyarbakır
Belediyesi, işten çıkarılan diğer işçiler gibi başvuranların geçerli alacaklarının bulunduğunu
kabul etmiştir. Müzakerelerin ardından işten çıkarılan bazı işçilere ödemeler taksitle
yapılmıştır. Ayrıca Hükümet, aynı zamanda enflasyona karşı mücadele politikasını ortaya
koymasına karşın, uygulanan faiz oranının enflasyonun üzerinde olduğunu savunmaktadır.
Hükümet AİHM’nin içtihadına atıfta bulunarak, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin
ekonomik reform ya da sosyal adalet tedbirlerinin yürütülmesi gibi “kamu yararı” meşru
amaçlar piyasa değerinin altında bir ödemenin yapılması yönünde olduğunda her halükârda
tazminatın tümünün ödenmesini öngörmediğini ileri sürmektedir.
AİHM, içtihatlarından doğan ilke uyarınca, istenilebilir olduğu yeterince ortaya
koyulduğunda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, bir “alacak”, “mülk” olarak
nitelendirilebilir ( Bkz. Yunanistan rafinerileri Stran ve Stratis Andreadis-Yunanistan. 9
Aralık 1994 tarihli karar, A serisi, no: 301-B, s. 84, § 59, ve Bourdov-Rusya, no: 59498/00,
§40, CEDH 2002-II). Mevcut davada bu durum sözkonusudur.
AİHM ayrıca, Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın borcunu ödemede gecikmesinin, talep
edilebilir bir “alacağı” olan kişinin finansal kaybını artırdığını ve özellikle bazı Devletlerde
paranın değer kaybetmesi gözönüne alındığında, bu durumun kişiyi belirsiz bir duruma
soktuğunu vurgulamaktadır (Bkz. Akkuş-Türkiye, 9 Temmuz 1997 tarihli karar, 1997-IV,
s.1310, § 29).
3